<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ne yapmalı?</title>
	<atom:link href="http://www.iscinet.org/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.iscinet.org</link>
	<description>İşçi Net</description>
	<lastBuildDate>Sun, 06 May 2012 21:02:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Bülent Somay, Ümit Kıvanç ve Politik Doğruculuğun Geldiği Nokta</title>
		<link>http://www.iscinet.org/archives/165</link>
		<comments>http://www.iscinet.org/archives/165#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 May 2012 20:36:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iscinet.org/?p=165</guid>
		<description><![CDATA[Bülent Somay&#8217;ın DSİP&#8217;liler arasında ayrı bir yeri vardır. Yalnızca entelektüel kapasitesi sebebiyle değil, aynı zamanda zaman zaman kritik önemde olan bağımsız düşünme yeteneğiyle. Tabi bu aynı zamanda, zaman zaman bağımsız düşünemediğini ve rüzgara kendini kaptırdığını da ima ediyor. Somay&#8217;ın, Halil Berktay tartışmalarında Ümit Kıvanç&#8217;ın Taraf gazetesinden ayrılması vesilesiyle yazdığı yazıya attığı destek konunun kendisinden bağımsız<a href="http://www.iscinet.org/archives/165"> <br /><br /> (Read More...)</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bülent Somay&#8217;ın DSİP&#8217;liler arasında ayrı bir yeri vardır. Yalnızca entelektüel kapasitesi sebebiyle değil, aynı zamanda zaman zaman kritik önemde olan bağımsız düşünme yeteneğiyle. Tabi bu aynı zamanda, zaman zaman bağımsız düşünemediğini ve rüzgara kendini kaptırdığını da ima ediyor.</span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Somay&#8217;ın, Halil Berktay tartışmalarında Ümit Kıvanç&#8217;ın Taraf gazetesinden ayrılması vesilesiyle yazdığı yazıya attığı destek konunun kendisinden bağımsız bazı sakıncalar taşıyor. Çok benzer bir şekilde Ümit Kıvanç&#8217;ın yazısı da, tartışma konusundan bağımsız bazı sakıncalar taşıyordu. </span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Baştan başlamak gerekirse, Ümit Kıvanç&#8217;ın yazısında geçen şu cümlede ağır bir ideolojik demagoji yatıyor: </span></span><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>Bugün Türkiye&#8217;de, Kemalist değil sosyalist olan, hareketlerine din ve dindar düşmanlığıyla yön vermeyen, sosyalizmi demokrasinin çok derinleşmiş ve yayılmış bir hali olarak anlayan, kendi katillerinin tarafında saf tutmuş sözde solcular tarafından uğradıkları her türlü hakarete rağmen adalet ve demokrasi mücadelesinden vazgeçmeyen solcular var. </em></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Burada, sol liberallerin özellikle de DSİP çevresinin herkesi aynı çuvala sokma ideolojik-demagojik jestlerinin bir benzerini görüyoruz. “Kemalist olmayan” sosyalistlerin, din ve dindar düşmanı olmadıkları iddiası. Bu şekilde, bir sosyalist din eleştirisi yapmaya görsün. Anında çat diye Kemalistlikle damgalanıveriyor. </span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Daha altında ise Kemalistlerin din düşmanı oldukları yargısı var. Bilinen en Kemalist siyasetçiler olan 1980 darbecilerinin Türk-İslam sentezlerini nasıl sentezledikleri biliniyor zaten. Kemalizmin, dolayısıyla yıllardır bu ülkeyi yöneten ana çizginin İslam düşmanı olduğu tamamen bir ideoloji ürünü, sentetik bir yeniden yazım. Bu ülkede Madımak&#8217;tan, “Tesbih tutanla silah tutan” retoriğine, oruç tutmayanları dövenlerden, alevilerin katledilmesine, imamların devlet eliyle beslenmesinden imam hatiplere kadar yüzlerce gerçek var ki, bu ülkede İslam her zaman bir şekliyle baştacı edildi. Ne zaman, asıl yöneticileri rahatsız etti, o zaman siyasal islama karşı post modern darbeler piyasaya çıktı. Bu bir dinin bastırılması ve ezilen o dinin mensuplarının acı çekmesi fantazisi imal edilmiş, Türkiye halklarının “iş işten geçtikten sonra mazlumu tutmak” duygusal zayıf noktasını kullanmak için sentetik olarak yaratılmış bir hikaye. Tutmadı değil. AKP&#8217;nin hala mazlum edebiyatı yapmasının nedeni de bu zaten. Ama sol liberalizmin, bu kadar bariz gerçekler varken, hala bu düşünüşü iddia edebilmeleri de, Ergenekon gibi büyük ötekiler yaratabilme potansiyellerine ve tabi ki AKP&#8217;nin gücüne bağlı.</span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> “Kemalist olmayan” sosyalistlerin, din ve dindar düşmanı olmadıkları iddiasına da gelirsek, öncelikle düşman diyerek neyi kastettiğimizi belirlemek lazım. Bir sosyalistin, burjuvaziye duyduğu düşmanlık gibi bir düşmanlıktan mı bahsediliyor burada? Muhtemelen evet. O halde şurası açık ki, hiçbir sosyalist hiçbir din mensubuna dininden dolayı bir düşmanlık besleyemez. Çünkü mevzu o değil! Ama yaşayan dinleri modern ideolojiler olarak gördüğümüz için, en azından herhangi bir rakip ideoloji kadar rakip gördüğümüz de açık olmalı. Dolayısıyla din eleştirisi yapmadan sosyalist olunamaz. Olunamaz dediğimiz, olunur tabi, kimseye sosyalist payesi vermeye yetkimiz yok. Ama bu işi yapmadan, ancak başka sınıfların ideolojisine taviz vermiş oluruz. Hangi sınıflar mı? Küçük burjuvazi, tüccarlar, esnaf, zanaatkar vs. gibi orta sınıfların ideolojisine. Belki bazı ortodoks olmayan okuyucular için bu tahlilimiz fazla ortodoks kalmış olabilir. Yapacak bir şey yok. AKP dış borcu kapamak için herşeyi satıp savdığı sürece, tüccar olarak damgalanmak zorunda.</span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Ve son olarak Ümit Kıvanç&#8217;ın “</span></span><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>sosyalizmi demokrasinin çok derinleşmiş ve yayılmış bir hali olarak anlayan</em></span></span><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;">” sözünü ele alırsak, çok soyut anlamda bu doğru. Ama somut durumlara geldiğimizde, DSİP istediği kadar alkışlasın, işçi konseyleri sistemini savunanlar bir anlamda demokrasi karşıtıdır, çünkü eşit oy hakkını savunmaz. Ümit Kıvanç&#8217;ın sosyalizminin, işçi sınıfının çıkarları olarak sosyalizm olmadığını söyleyip geçelim. </span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Bülent Somay&#8217;a geri dönersek, esas konuyla direk ilgili olmayan bir şekilde şu sözleri incelemek gerekiyor: </span></span><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>Son bir söz: Tabii ki 1 Mayıs 1977&#8242;de solun hemen hemen tüm kesimlerinin de sorumluluğu var. Ümit bunu otuz beş yıldır söylüyor. Benim tanıdığım birçok sosyalist de. Ama bu sorumluluğu eleştirme ayrıcalığı (kusura bakmayın, böyle bir ayrıcalık var), olayın bütününü, devletin rolünü, dönemin (12 Eylül&#8217;e adım adım ilerleyen) ruhunu, alçaklığın dayanılmaz hafifliğini ve komplo teorisyenlerinin pıtrak gibi artmasının komploların olmadığı anlamına gelmeyeceği gerçeğini eleştirisinin dışında tutmayanlara ait. </em></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> İşte burada, Bülent Somay&#8217;a o çok bildiği sözü hatırlatmak gerekiyor: Büyük Öteki yoktur! Eğer bir ortamda provakasyon yapılacak şartlar varsa, zaten orada provakasyon olur. Birileri bir şekilde o kibriti çakar, o düğmeye basar, o kıvılcımı çıkartır. O olayda olmazsa, bir sonraki olayda. Problem provakasyonların olması değildir. O provakasyonlar hep olur. Problem, o provakasyonları facialara dönüştürecek ortamın olması. Bülent Somay, burada önce bizim gibi komploların olmasını politik olarak normal bulan gerçekçi sosyalistleri, DSİPvari bir havayla komploların olmadığına inananlarla aynı çuvala tıkıyor. Ardından onlarla birlikte bizim eleştiri yapmamızı da yasaklıyor. Burada Anadolu&#8217;nun gerici ortamını analizlerinin içine sokmadan, Madımak olaylarını Ergenekon yaptı diyerek İslamcıları temize çıkaran DSİP düşüncesini görememek mümkün mü?</span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Sosyalist hareketin 1980 öncesi ve günümüze kadar süren süreçte yaptıklarının eleştirisini yapma hakkımız var. Bülent Somay kusura bakmasın, o Büyük Öteki değil. Kim bizim o eleştiri hakkımızı elimizden alacak ki? </span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Ve eleştirimizi yapıyoruz: 1980 öncesi sol hareket, bir tür çocukluk hastalığıdır ve babasından -yani devletten- öyle bir şamar yemiştir ve ardından o kadar kötü bir durumda ve hazırlıksız 1989&#8242;a yakalanmıştır ki, hala şeşi beş görmektedir. Bu çocuk hala büyümemiştir, kendisini düzeltmemiştir ve her önüne gelen, en son Halil Berktay ve Taraf, buna bir tokat daha atmaktadır. </span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> O halde Bülent Somay&#8217;a belli ki unuttuğu bir kitaptan bir alıntıyla cevap verelim:</span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>Marx’ın kendi sözleriyle “Daha önceki devrimlerin kendi öz içeriklerini kendilerinden gizlemek için tarihsel anımsamalara gereksinmeleri vardı.” Geleceğin devrimi olarak işçi devrimi ise “kendi öz içeriğine ulaşmak için ölüleri, kendi ölülerini gömmeye terketmek zorundadır.”</em></span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em> Ve bir taraftan da bu işçi devrimleri “kendi kendilerini eleştirirler, her an kendi akışlarını durdururlar, yeni baştan başlamak üzere, daha önce yerine getirilmiş gibi görünene geri dönerler, </em></span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em><strong>kendi ilk girişimlerinin kararsızlıkları ile, zaafları ile ve zavallılığı ile alay ederler, </strong></em></span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>hasımlarını, salt, topraktan yeniden güç almasına ve yeniden korkunç bir güçle karşılarına dikilmesine meydan vermek için yere serermiş gibi görünürler, kendi amaçlarının muazzam sonsuzluğu karşısında boyuna, daima yeniden gerilerler, ta ki, her türlü geri çekilişi olanaksız kılıncaya ve bizzat koşullar bağırıncaya kadar:</em></span></span></span></p>
<p lang="tr-TR" align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>Hic Rhodus, hic salta! Gül burada, burada raksetmelisin!”</em></span></span></span></p>
<p lang="tr-TR" align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Acaba Bülent Somay bu sözleri hatırlar mı?</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iscinet.org/archives/165/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye solunun bir parçası olarak DSİP</title>
		<link>http://www.iscinet.org/archives/155</link>
		<comments>http://www.iscinet.org/archives/155#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Apr 2012 16:58:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iscinet.org/?p=155</guid>
		<description><![CDATA[Nerede bir analize duygu katılmışsa, orada bir hata vardır1. Bireylerin yaşamında da, toplulukların yaşamında da, siyasi yaşamda da bu böyledir. Siyasette bu, daha da göze çarpar. Türkiye solunun çoğunluğunun DSİP&#8217;e ilişkin analizlerinde de, DSİP&#8217;in onlara karşı analizinde de bu durumu görmek son derece kolay. Çoğunluğa göz atarsak, engel olamadıkları bir mide bulantısı, AKP&#8217;nin ülkeye demokrasi<a href="http://www.iscinet.org/archives/155"> <br /><br /> (Read More...)</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> Nerede bir analize duygu katılmışsa, orada bir hata vardır</span><sup><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><a href="#sdfootnote1sym"><sup>1</sup></a></span></sup><span style="font-family: Arial,sans-serif;">. Bireylerin yaşamında da, toplulukların yaşamında da, siyasi yaşamda da bu böyledir. Siyasette bu, daha da göze çarpar.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> Türkiye solunun çoğunluğunun DSİP&#8217;e ilişkin analizlerinde de, DSİP&#8217;in onlara karşı analizinde de bu durumu görmek son derece kolay. Çoğunluğa göz atarsak, engel olamadıkları bir mide bulantısı, AKP&#8217;nin ülkeye demokrasi getirdiği konusundaki düşüncelere karşı aşırı hassaslık, durmadan bir şekliyle değişen, her durumda farklı oluveren bir patolojik-histerik küfür etme isteği. Sosyalist basında özellikle bu sonuncusu, bazen “Neler neler söylüyor bu zındıklar!” ruh haline dahi bürünebiliyor. </span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> Geçen hafta Sosyalist İşçi&#8217;de KESK&#8217;e ilişkin bazı “eleştiriler” yer almıştı. İki gün önce de DSİP bu “maddi hata” için özür diledi. İnternet sitelerinde ve sosyal medyada, yalnızca bu olay için yapılan tartışmalardaki birkaç küfür örneği bu işin anlaşılması için yeterli olacaktır; </span></p>
<p align="JUSTIFY">“Rüzgar bir yandan eserken “Şeriata karşı oylar CHP’ye” çağrısı yapıp rüzgar tersine dönünce herkesi “CHP’li” ilan eden <em>DSİP</em><sup><em><a href="#sdfootnote2sym"><sup>2</sup></a></em></sup><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><em>”</em></span></p>
<p align="JUSTIFY">“<span style="font-family: Times New Roman,serif;"><em>DSİP denen &#8220;garip&#8221; örgüt”</em></span><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><em>, </em></span></p>
<p align="JUSTIFY">“<span style="font-family: Times New Roman,serif;"><em>AKP devşirmesi iftiracı DSİP</em></span><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><em> ”</em></span></p>
<p align="JUSTIFY">“<strong><span style="font-family: Times New Roman,serif;">Doğan</span></strong><strong><span style="font-family: Times New Roman,serif;">Tarkan</span></strong><span style="font-family: Times New Roman,serif;"> Taksim&#8217;de &#8221;Ben eşşeğiiimmm.&#8221; diye bağırısra belki kabul edebilirim.</span><span style="font-family: Arial,sans-serif;">”</span></p>
<p align="JUSTIFY">“<strong><span style="font-family: Times New Roman,serif;">Doğan</span></strong><strong><span style="font-family: Times New Roman,serif;">Tarkan</span></strong><span style="font-family: Times New Roman,serif;"> &#8220;majeste solculuğundan hocaefendi solculuğuna&#8221; terfinin adıdır&#8230; </span><span style="font-family: Arial,sans-serif;">”</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> İnsan ister istemez, bu öfkenin nedenini düşünmeden edemiyor. Yalnızca AKP&#8217;ye duyulan ve giderek büyüyen nefretin sonucu mu bu? Bizim saflarımızdan bu adamlara destek atan birileri çıkabilir mi? endişesinin verdiği eziklik mi? Biraz üzerinde düşününce, geçmişte Cumhuriyet mitinglerine gidenlere karşı benzer bir öfkenin kabarmadığı hatırlanabilir. O mitinglerin bir şeylere destek için organize edildiği şimdi çok açık. </span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> O halde burada düşünülmesi gereken bir şey var: Darbeci mitinglere destek atan sola duyulan öfkeyle, AKP&#8217;ye destek atan DSİP&#8217;e duyulan öfke arasında bir ayrım yapılıyor. Bu ayrımın nedenlerini incelersek, iki şeyle karşılaşırız: Biri, tabi ki o darbeci mitinglerin desteklediği kişiler şimdi hapiste! Dolayısıyla kazanamadılar. Dolayısıyla politik olarak o kadar da önemli değiller. Çoğu da o günlerde bin bir türlü bahaneyle o mitingleri desteklediklerini unutturmak ve kendileri de unutma niyetindeler. Oysa DSİP&#8217;in, politik olarak artık önemli olmayan o cepheden korkusundan ya da başka bir şeylerden dolayı desteklediği AKP iktidarda ve daha da baskıcılaşmaya devam ediyor. Yalnızca bu olsaydı, bu fark normal karşılanabilirdi. Ama bir ikinci sebep de, Türkiye solunun ordu ile olan ilişkisi. 1960&#8242;ların, 1970&#8242;lerin Türkiye solunun en büyük problemi “Ordu gençlik, el ele” fikrini kendisinden sıyırıp atamaması. Dolayısıyla DSİP&#8217;lilerin deyişiyle Kemalist kalmaya devam etmeleri. Ordu&#8217;yu desteklemek, Türkiye solu için hep biraz mübahtı zaten. Şimdi iktidarda AKP varken, bu problemin görmezden gelinmesi son derece doğal. </span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> Ama siyasette özel barometreler yok. İnsanların düşmanlık, öfke, tarafsızlık, sempati, fanatizm hallerini ölçebilecek özel cihazlarımız yok. Bu durumda, iktidara “yalakalanan” DSİP&#8217;in mi, yoksa kemalist damarlarını unutamamış “statükocu” çoğunluk Türkiye solunun mu haklı olduğuna nasıl karar vereceğiz? Ya her iki tarafta haklıysa?</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> DSİP&#8217;e göre, sol iki cepheye ayrılmıştır. İlki ulusolcu, Ergenekoncu, statüko taraftarı, kemalist bir sol. Diğer cephe ise kendileri, EDP ve bir iki islamcı-solcu ilginç bileşiminden oluşan “özgürlükçü sol”. Bu düşünüşü gerçek gibi gösterebilmek için düşünsel bazı zorlamalara ihtiyaçları olduğu kesin.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> Mesela onlara göre, “Boykotçu” Kürt hareketi vardır ki, onlar zaten “ulusal sorun” ürünü oldukları için bu cepheleşmede pek de hesaba katılmazlar. Tabi o “ulusal sorun” ürünlerinin içindeki sosyalistlerin, şu cepheleşmelerdeki insanların toplamından bir on kat daha büyük olduğunu da belirtmeden geçmeyelim. </span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> Sonra mesela, bir şekliyle Alevi toplumu vardır ve ezici çoğunluğu DSİP&#8217;in karşı tarafında yer alır. DSİP için bu toplum hakkında konuşmamak elzemdir; çünkü örneğin son marksizm toplantılarında Roni Margulies, “</span>AKP&#8217;ye oy vermiş kalabalığı bu tarafa çekmek gerek CHP&#8217;ye oy vermiş olanlar umurumda değil <span style="font-family: Arial,sans-serif;">” diyebiliyor. </span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> Yine aynı şekilde sendikaların tutumları da, DSİP&#8217;in dünya görüşü açısından handikap. Çalışanların AKP&#8217;nin uygulamalarından dolayı canları yanıyor, her geçen gün daha da kötü duruma geliyorlar. Burası herkes için malum. Canı yananlar insanlar doğal olarak canını yakanlara tepki gösterir. Ama mesela Roni “AKP ekonomiyi iyi yönetiyor” diyebiliyor. Ve söz arasında “Ekonomik kriz isteyenler Ergenekoncu” diyerek, sermayesini tamamen inşaat sektörüne odaklamış batmakta olan bu ekonomiye yapılan itirazların önüne geçmeye çalışabiliyor. Bunun mantıki uzantısı, Ergenekon&#8217;a yaramasın diye sendikaların AKP&#8217;ye ses çıkarmamasını istemektir. Ama tabi ki, kendisine sosyalist diyen bir yapının bunu söylemesi şimdilik imkansız.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> DSİP&#8217;in analizlerinin büyük kısmı, geçmişte herşeye kadir olan, Ergenekon diye bir örgütün varlığına dayanıyor. Onlara göre 1960&#8242;ın, 1972&#8242;nin, Alevilere yapılanların, Kürtlere karşı girişilen savaşın, İslamcıların çektikleri “acıların”, hatta Madımak olaylarının vs. tümünün arkasında ya bu örgüt var ya da bu örgütün mantığı mevcut. Bu düşüncenin ne kadar hastalıklı olduğunu görebilmek için Ergenekon yerine mesela İlluminati koyarsanız, günümüzdeki new age komplo teorilerine ve hatta Dan Brown&#8217;a kadar ulaşırsınız. Gerçekten böyle bir oluşumun var olması, tabi ki DSİP&#8217;lilerin böyle bir komplo teorisine inanmalarını, siyasi hayatta bir “Büyük Öteki” aramalarını hastalıklı olmaktan alıkoymuyor.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> Sonuçta DSİP&#8217;in geri kalan sol üzerindeki tüm düşüncesi, herkesi ulusalcı çuvala koymaya çalışması tamamen patlak. Patlaklar ortaya çıktığı anda ya halının altına süpürülüyor, ya yamanmaya çalışılıyor. Problem şu: DSİP neden bu kadar kötü bir analizde ısrar ediyor? Çoğunluk sosyalistlerine göre, ya yeşil sermayeden para alıyorlar, ya bu işte bilinmeyen bir çıkarları var vs. Bunların hepsi saçma sapan iddialar. Aynı iddalar DSİP tarafından geri kalanlarına da yapılabilir ve yapılıyor da zaten. Arada DSİP militanlarından bilmemkim Ergenekoncu gibi twitter çıkışları görüyoruz. O halde mantıklarını etkileyen asıl iç duygularını çözemeye uğraşalım. </span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> Eskiden beri troçkistleri ayakta tutan bir duygu vardır: Herkes tam tersini söylerken, “gerçekleri” söylemenin, bu gerçekler yüzünden yalıtılmanın, bazen acı çekmenin verdiği zevk. Bu zevkin günümüzde “ezber bozan” olarak tarif edilen liberal kişilerde de olduğunu görüyoruz. Baskın Oran gibi gerçekten radikal insanlardan, Celal Şengör gibi çapı kadar radikal olmaya çalışanlara kadar. Bu gerçekten güçlü bir duygudur. Giardano Bruno bu duygu sayesinde engizisyona kafa tutabilmiştir mesela. DSİP&#8217;in militanlarında da olduğu çok açık. Ama işler muhalefetin içinde muhalefetin içindeki muhalefet olmaya geldiği zaman, işler karışabiliyor. Acaba, Türkiye&#8217;nin %50&#8242;den fazlası AKP derken, doğruları söylemek, AKP&#8217;ye hayır demekten geçmiyor mu? Ya da zaten marjinallikten aklı tamamen yok olmuş Türkiye soluna karşı doğruları söylemenin verdiği zevk ne ola ki? Bu soruların cevabı yok. O halde DSİP&#8217;in tercihini burada bulamayız. Ama bu duygunun onlar için itici kuvvet olduğu çok bariz.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> Bir ikinci duygu, Türkiye solunun marjinallikten aklının tamamen yok olmasına verilmiş bir tepkidir. Böyle durumlarda, durduğunuz yeri basit bir manevrayla değiştirirseniz, arkanızda birden bire değişim isteyen milyonlar görmeye başlayabilirsiniz. O değişimin ne yönde olduğuna da siz karar verirsiniz, ta ki gerçekte o değişim isteyen milyonlar, başka bir yere doğru buharlaşıp uçana kadar. Bu halüsünasyonu devam ettirebilmenizin tek yolu, o insanlar ne yöne savrulurlarsa, sanki o yöne doğru arkanızı dönmeniz ve onların günahlarını görmezden gelmeye çabalamanızdır. Tabi sosyalist kimliğinizden taviz vermeden, uzun süre bu oyunu oynayamazsınız. Çünkü o değişim isteyen milyonlarla, bizim istediğimiz değişimler arasında bazen binlerce yıllık bir bilinç farkı vardır. O bilinç farkı devrimci dönemlerde kapanabilir ama bunun için o milyonların, artık durdukları yerlerden, bir burjuva partisine destek vererek, pasif bir şekilde seçimden seçime oy kullanmaktan vazgeçmeleri gerekmektedir. Aynı oyunu TKP ve ÖDP&#8217;nin de oynaması, AKP&#8217;ye destek atmayan herkesi kendi hinterlandlarında görmeleri de DSİP&#8217;in bu fikirde olduğunu gösteriyor zaten – ama cephenin diğer tarafında. Sonuçta bu duygunun da bir yöneticisi eksik. Evet bu da kuvvetli bir duygu. Hiç olmaktan bıkmış, eski neslin bütün zırvaları yeni sosyalistlere de geçmiş ve çıkış noktası olarak kimi sırtını bu tarafa, kimi diğer tarafa yaslıyor. Ama neden onlar buraya, bunlar oraya yaslanıyor? Henüz bu sorunun cevabını veremedik.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> Bir üçüncü duygu yukarıda ifade ettiğimiz, new age komplo teorileri. Gerçek bir analiz için gücü yetmeyenler, olan kötü ya da iyi olayları, umutlarını ve korkularını, şeytana, tanrıya, Ergenekon&#8217;a, İlluminati&#8217;ye, AKP&#8217;ye, cemaate, derin devlete, en emperyalist devlet ABD&#8217;ye, rahatsız genç subaylara bağlayabiliyor günümüzde. Bu düşünüşün bir iyi tarafı da, açıkça islamcılar tarafından yapılmış Madımak gibi bir olayda, onları temize çıkarabilmek için size araç vermesi: Ergenekon kışkırttı. Böylelikle islami düşünce pür-i pak ilan edilebiliyor çünkü. Onlar böyle vahşi şeyler yapmazlar, kesin büyük bir kışkırtma var! Buna psikolojide Lacan “Büyük Öteki” der ve ekler; Büyük Öteki yoktur! Kısacası, işin içinden çıkamaz hale gelip yorulduğunuzda, en kolay yol iyiliğin ve kötülüğün “Büyük Öteki”nden geldiğine imandır. Türkiye solunun büyük bir bölümü bu duygunun pencesinde şu anda. Ama bu duygu da ancak genel durumu açıklıyor, DSİP&#8217;in neden AKP&#8217;yi seçtiğini değil. </span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> Yüzeydeki, militanlara moral veren duygularla DSİP&#8217;in davranışlarının köklerine inemiyoruz. O sonsuzmuş gibi görünen polemik enerjilerinin kaynaklarını yukarıda izah ettik. O halde yapılması gereken düşünüş şekillerinin içindeki problemi ortaya çıkarmak. Daha önce Birgün gazetesinde yayınlan</span><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><strong>ma</strong></span><span style="font-family: Arial,sans-serif;">mış bir yazımızda şöyle demiştik: </span><strong><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><em>DSİP’in problemi “Egemen sınıfın eski ve yeni bileşenleri kendi aralarında kapışır, biri diğerini tasfiye edip yerine geçerken, ortada bir işçi sınıfı hareketi yoksa sosyalistler nasıl davranmalıdır?” sorusuna sabırsızlıkla yanlış yanıt vermesidir. Doğru yanıt, işçi hareketini yaratmak için çalışanlardaki tüm ön yargılara karşı mücadele etmek, deyim yerindeyse çalışan sınıfı yeniden var etmek için bu dönüşümü, bu kargaşayı, bu çatlağı kullanmak olmalıydı.</em></span></strong><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> <a href="#sdfootnote3sym"><sup>3</sup></a></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> Ve şimdi de buna, KESK&#8217;e karşı davranışları da ekleyince bazı şeyler daha da netleşiyor: Kesk&#8217;i 28 Şubatçı ilan edivermelerini bir “olgu hatası” olarak açıklıyorlar. Ama herkesin de bildiği gibi, hatalar hata değildir. Bu tip hatalara “edim hatası” denir ve bu örnekte DSİP&#8217;in bir düşünüş tarzının yansımasıdır. Bu yazıyı yazan kişi ve sonrasında editörler, neden bu “olgu hatasını” görememişlerdir? Yani, “Ne Refah-Yol Ne Hazır ol!” mitingini nasıl hatırlamazlar? Bu olası mı? Evet, bu olası. Eğer hatırlamak, bu kadar zaman anlattığınız iki cephe fikrini paramparça ediyorsa&#8230; </span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> O halde acaba yukarıda da bahsettiğimiz hata, onların AKP&#8217;yi bu kadar kucaklamalarına izin vermiş olabilir mi? Belki de bütün bu duygular Türkiye solunun genel hastalığı olduğuna göre, gerçek bir düşünsel hata buna yol açmış olabilir. Bu düşünsel hatanın, demokrasi fikriyle çalışan sınıfların çıkarlarının aynı kefeye konulması olduğunu düşünüyoruz. Bu ise Türkiye solunun klasik probleminin bir versiyonu değil midir? Yani DSİP&#8217;in geldiği yer olan Kurtuluş&#8217;un, onun da geldiği yer olan Dev-Genç&#8217;in hatasının bir devamı değil midir bu?<a href="#sdfootnote4sym"><sup>4</sup></a> İşçi sınıfını hesaba katmayan her politik özgürlük hareketi, bir şekilde liberal olmaya mahkum değil midir? </span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> Burada söylenebilecek ilk şey, Troçkist geleneğin işçi sınıfını kenara atan her türlü çözüme karşı durması gerektiğidir. Ama bu bir kural değil, bir temenni. DSİP bu temenniyi dinlememiştir. Ama burada DSİP lehine bir itiraz yükselebilir: Oxford vardı da biz mi gitmedik? Yani, işçi hareketi vardı da, DSİP mi bu yolu tercih etti? Bu soruya, ÖDP-TKP vesaire tipi romantik-goygoycu sosyalistlerin ağzıyla cevap verilemez. Yani, işçi sınıfı aslanlar gibi çarpışıyor, siz ona bakmıyorsunuz diyecek kişinin, en az DSİP kadar gerçekliğe gözlerini kapamış olması gerekiyor. Hatta onlardan bile fazla. </span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> Bir kere demokrasinin tüm problemleriyle aynı anda başa çıkmaya kalkmak imkansızdır. Tüm demokrasi problemleriyle ancak sınıfın kendisi uğraşabilir. Ve tabi ki, kendi araçlarıyla ve kendi çıkarları için. Dolayısıyla, demokrasi fikriyle oynamak DSİP gibi bir particiğe kalınca, tek bir yöne doğru atılması son derece doğal. Türkiye&#8217;de gerçek liberalizmin entelektüel durumu da herkesin malumu. Peki o halde bu boşluğu kim dolduracak? Tabi ki, en entelektüel, en göze çarpanlar dolduracak. Tıpkı, 1980 sonrası Özalizm rüzgalarında eski solcuların öne fırlaması gibi. Çok benzer bir süreç. DSİP&#8217;in farkı, entelektüel kapasitesinin büyüklüğünden kaynaklanıyor: Bu durumda fikirlerinizin sonuna kadar gitmelisiniz. Demokrasi istiyorsanız, işçi sınıfının aleyhine de olsa gerçekten demokrasi istemeniz lazım. İste DSİP tam da bunu yapıyor. Yani çoğunluk solunun giydiği etik-ahlak-ilkeler deli gömleğini taşımadığı için, bu işi yapabilecek, “gözünü budaktan sakınmayan” odak DSİP. Bu anlamda çoğunluk solunun DSİP&#8217;e saldırması son derece normal. </span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> Yanlış anlaşılmasın, DSİP&#8217;i doğru yola çekmek için değil. Adamlar onların istediklerini yapıyorlar ve işin faturası da yine onlara çıkıyor. Bundan daha güzel şey var mı? Kendilerine, kendi fikirlerinin sonuna kadar giden, ilkeleri olmayan mükemmel bir cengaver buldular. Üstelik ne kadar saldırırlarsa, o kadar kendilerini temize çıkarmış oluyorlar. DSİP&#8217;se ne kadar çok saldırılırsa o kadar ileri gitmek için çırpınıyor. Mükemmel bir karşılıklı motivasyon. Bu işten kim karlı çıkacak? Askeri vesayetten bir şekliyle “kurtulunmuş” olacak. En azından gelecekte, askeri diktatörlük kurmak baya bir şeyi göze almak demek artık. AKP ise, ortam değiştiği, rüzgar döndüğü anda zaten ANAP gibi eriyip gidecek, ama bütün suçları DSİP&#8217;e faturalandırılmış olacak. Yani çoğunluk solunun militan düzeyinde de, liderlikler düzeyinde de hesabı bu. Bu fikrin kendisi birazdan göstereceğimiz DSİP&#8217;in fikirleri kadar oportünizm içeriyor.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"> Oysa, tabi ki, demokrasi problemlerini sınıfı içermeden çözmeye kalkmak bir ayartıdır. Sabırsızlığın, yenilmişliğin, yaşlılığın ayartısı. “En azından bari bunu yapmış olalım” fikrinin cazibesi. İşte DSİP&#8217;i diğerlerinden ayıran noktayı bulmuş olduk. Bu ayartıya kapılmamak gerekirdi. Yönetenler arası böyle bir kapışma ortamı bize problemleri, iki yüzlülükleri ifşa için, çalışanlara kendi problemlerini öne sürmeleri için imkanlar sunar. Demokrasi problemlerini çözebilmek için değil! </span><strong><span style="font-family: Arial,sans-serif;">Doğru yanıt, işçi hareketini yaratmak için çalışanlardaki tüm ön yargılara karşı mücadele etmek, deyim yerindeyse çalışan sınıfı yeniden var etmek için bu dönüşümü, bu kargaşayı, bu çatlağı kullanmak olmalıydı.</span></strong><span style="font-family: Arial,sans-serif;">DSİP bunu başaramadı. </span></p>
<p align="JUSTIFY"><strong><span style="font-family: Arial,sans-serif;">DSİP’in durumu, Troçki’nin 1905′te liberalizme destek veren sosyalistler için anlattığı durumla birebir örtüşüyor: Paradoks gibi görünse de oportünizm sabırsızlıktan, geleceğe nasıl hazırlanılacağını bilememekten doğar&#8230;</span></strong></p>
<div>
<p align="JUSTIFY"><a href="#sdfootnote1anc">1</a><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;"> Çünkü tüm kavramlar bir şekilde dil öncesi, dolayısıyla mantık öncesi ilksel duygulara “dikilir”. Bu sebeple tam bir analiz imkansızdır. Ama derine derine derine inerek, ta ki onu ya da bunu tutmanın anlamsızlaştığı yerlere kadar inip analiz yapmak mümkündür.</span></span></p>
</div>
<div>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;"><a href="#sdfootnote3anc">2 </a>Boğazınıza kadar çamura batmak sizin tercihiniz ama lütfen sağa sola sıçratmayın! -Sendika.Org: <span style="color: #000080;"><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=44543">http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=44543</a></span></span></span></span></p>
</div>
<div>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;"><a href="#sdfootnote3anc">3</a> Tabi ki, DSİP&#8217;liler için bu söylediklerimiz, aslında “hiç bir iş yapmamanın” gerekçesi oluyor. Onlar da bu anlamda, işçi sınıfı içinde örgütlenmek yerine sokakta gösteri(ş) yaparak, kamuoyu ve hangi sınıftan geldiğine bakmadan destekçi bulmaya çalışan klasik Türkiye solunun bir parçası zaten. </span></span></p>
</div>
<div>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: x-small;"><a href="#sdfootnote4anc">4</a> DP iktidara gelmeden hemen önce DP&#8217;yi destekleyen Tan gazetesinin hatasının bir tekrarı değil midir bu? </span></span></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iscinet.org/archives/155/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yayınlanmayan bir yazı: DSİP ve Taktikleri</title>
		<link>http://www.iscinet.org/archives/147</link>
		<comments>http://www.iscinet.org/archives/147#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Apr 2012 20:14:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iscinet.org/?p=147</guid>
		<description><![CDATA[DSİP ile Birgün gazetesi arasında yaşanan polemiklerde bağımsız birilerinin bazı sözler söylemesinin zamanı gelmiş gibi görünüyor. Önce üslup meseleleri: Ali Şimşek&#8217;in yazısındaki tarz kerameti kendinden menkul, sokak ağzına bulaşmış &#8220;üniversite söylemi&#8221; tarzı: &#8220;Moda&#8217;da omuz attım&#8221;, &#8220;Hangi barda okudun?&#8221;, &#8220;Otur sıfır&#8221;, &#8220;Tırnağımız olamazsın&#8221;. Bunlar günümüzde polemik olarak adlandırılıyor, oysa komik bile olmayan laf geçirme denemeleri. Üstelik<a href="http://www.iscinet.org/archives/147"> <br /><br /> (Read More...)</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DSİP ile Birgün gazetesi arasında yaşanan polemiklerde bağımsız birilerinin bazı sözler söylemesinin zamanı gelmiş gibi görünüyor.</strong> Önce üslup meseleleri: Ali Şimşek&#8217;in yazısındaki tarz kerameti kendinden menkul, sokak ağzına bulaşmış &#8220;üniversite söylemi&#8221; tarzı: &#8220;Moda&#8217;da omuz attım&#8221;, &#8220;Hangi barda okudun?&#8221;, &#8220;Otur sıfır&#8221;, &#8220;Tırnağımız olamazsın&#8221;. Bunlar günümüzde polemik olarak adlandırılıyor, oysa komik bile olmayan laf geçirme denemeleri. Üstelik bu üniversite söylemi, burjuvazinin üniversitelerinden edinilmiş payelerle destekleniyor. Gelecekte bu hiyararşik düşünüşün, bu yarı eğitimli üniversite söyleminin neye evrileceğini göreceğiz. Ama bu yazının ana konusu böyle şeyler değil.</p>
<p>Yanlış anlaşılmasın, bu tarz bir tarafın suçu değil. Düzey açısından olamasa da bu tip yazıların seviye düşüklüğünün yaratıcısı Roni Margulies&#8217;tir. Ali Şimşek&#8217;in &#8216;Açıklıyorum: DSİP Ergenekoncudur!&#8217; yazısında söylediği iki doğru şeyden biri, Roni Margulies ve Doğan Tarkan&#8217;ın her tartıştığı kişiyi aynı çuvalın içine sokma eğilimleri hakkında yazdıkları. Evet, Doğan Tarkan&#8217;ın &#8216;Generaller ve &#8220;Ulusalcı &#8220;Sosyalistler&#8221;&#8216; yazısında ulusalcılıkla suçladığı insanların bir bölümünün darbeci mitinglere katılmak için bin bir bahane ürettiklerini unutmadık. E bir yere kadar haklı adamlar diyebilirdik.<br />
Ama artık hatırlatmak gerek; &#8220;ulusalcı&#8221; demek başlı başına AKP karşıtı demek değil. AB karşıtı demek de değil. ABD karşıtı demek hiç değil. Ulusalcı demek özetle Kürt sorununda şövenist tavır almak, uluslararası kapışmada zenginlerin çıkarlarını çalışanların çıkarlarının önüne koymak, devletin çıkarlarıyla eş güdümle gitmek demek. Yani birileri birilerini &#8220;ulusalcılık&#8221;la suçlarken, açıkça karşı tarafın şövenizmini de göstermesi lazım.</p>
<p>Tabi DSİP çıkıp da &#8220;Biz referandumda yetmez ama evet&#8217;çiydik ama seçimlerde Blok vekillerini destekledik, ya siz?&#8221; diye sorarsa tüm tartışma daha içerikli olmaya başlayabilir. Ya da öbür ucundan bakarsak, neye hayır dediniz de, seçimlerde neden ve kime destek verdiniz ya da vermediniz, diye sorabilirler. Öte yandan, içinde ve özünde ciddi burjuva unsurlar taşıyor olsa da, Kürt hareketinin sözcülerine demokrasi mücadelesi bağlamında bile açıkça destek vermekten kaçınmak, kaba tabiriyle sol komünizmle yaftalanabilir. Üstelik birarada yaşamı savunmaktan kaçınılmadığı halde.<br />
Diğeri ise eylemci sözü yerine aktivist sözünü kullanmaları. O açamamış, ama DSİP bu terimi kullanarak ingilizce bilen, eğitimli, belki bir İngiltere, bir Amerika görmüşlüğü olan ama muhalif de olmak isteyen bir tabakaya şirin görünmek istemektedir. Şanssızlığa bakın ki, o tabaka Türkiye 2011 şartlarında iyi eğitim almış şehirli orta sınıflar ve kolejli çocuklarına denk geliyor, kentin işçileri &#8220;Aktivist ne ola ki?&#8221; diye düşünürken&#8230;</p>
<p>AKP&#8217;nin Kemalist devlet bürokrasisine karşı açık tavır almaya başladığı zamanlardan beridir DSİP içinde ana eğilim Roni Margulies ve Doğan Tarkan&#8217;ın yazılarında ortaya çıkan AKP destekçisi liberal düşünüş. <strong>Ve bu düşünüş, Roni Margulies&#8217;in &#8220;Kim modern, kim değil&#8221; adlı yazısı ve Doğan Tarkan&#8217;ın &#8216;Generaller ve &#8220;Ulusalcı &#8220;Sosyalistler&#8221;&#8216; yazısıyla artık olgunluğa ulaşmış bir liberalizm haline geldi. Tabi DSİP&#8217;in bu görüntüsünde &#8220;bir şeyler eksik&#8221;, ama şimdilik görülen bu&#8230;</strong></p>
<p>DSİP&#8217;in politikalarıyla, kadim marxist geleneğinin anlatıları arasında çok uzun zamandır büyük farklar var. Önemli olan, etiketlerle, önemli ve tarihsel şahsiyetlerin anlattıklarıyla yüzde yüz uyum değil kuşkusuz. Yoksa bizim fikirlerimiz de İslamcıların dünyaya bakışlarından pek farklı olmazdı. Kutsal metinler, peygamberlerin hayat hikayeleri ve onları yorumlayan bilir kişiler, bizim için yeterli olurdu. Tabi bu bakış açısıyla Türkiye solunun karnesi  berbat durumda. Peygamberler ve havarileri sağda solda uçuşuyor. Ama dedik ya, konumuz bu değil. Konumuz DSİP&#8217;in geldiği yer.<br />
Türkiye solu genelde tarihsel olayları tartışmaz, yalnızca kahramanlıkları över, çekilen acıları anlatır durur. Ama genelden farklı olarak troçkistler ne zaman bir sorun tartışılsa tarihsel örnekler ararlar. Darbe söz konusu olduğunda Kornilov olayına, Alman Kapp darbesine, 1923 Bulgar darbesine referans verilir, halk cephesi için 1936 İspanya&#8217;ya, parlemantarist yanılgılar için Şili&#8217;ye ve yepyeni sorunlar ortaya çıktığında ise &#8220;Hayatın sonsuz ağacı&#8221;na vs. Bir zamanlar DSİP&#8217;lilerde de benzer davranışlar vardı. Artık yok. Hangi modeli ne kadar takip edeceğimiz bir sorun, ama düşünüş şekli söz konusu olduğunda DSİP&#8217;in Lenin&#8217;i, Troçki&#8217;yi tamamen unuttuğunu düşünmek çok da yanlış olmayacak. En azından bu konuda, o durmadan saldırdıkları ulusalcı sosyalistlerle aynı konuma düştükleri ne yazık ki çok açık.</p>
<p>Bilse bilse Ali Şimşek bilir; aslında marxizmin ABCsinde de vardır: Kornilov darbesi zamanından beri, çalışanlar lehine birileriyle işbirliği yapıyorsan, hele o birileri hükümet falansa, onların suçlarını kitleler gözünde üstlenmeden, bayrakları karıştırmadan işbirliğine, eylem birliğine gireceksin. <strong>Birileri darbe mi yapıyor? Sen darbecilere karşı mücadele edeceksin tabi ki. Ama darbenin muhatabının kapitalist devletin başında olduğunu unutmayacaksın. Bu insanlarla arandaki çizgiyi muhafaza ederek bu işi yapacaksın. Bunu yapmazsan, sınırı geçip darbeye karşı işbirliği girişimin politik işbirliğine dönüşürse halin yaman. Onlar ne suç işlerlerse, onlardan da çok sana yazar.</strong></p>
<p>2000&#8242;lerdeki darbe girişimleri sırasında olsa, DSİP&#8217;in AKP&#8217;yi desteklemesini, yukarıda anlattığımız şekilde simgeselleştirebilirdik. Ama referandumdan sonra Başbakan&#8217;dan -partinin adını yanlış söylese de- teşekkür alan, sırf bayrakları karıştırmamak için bile bu teşekküre sert reaksiyon göstermek yerine, başkalarına karşı pek de kibar olmayan Başbakan&#8217;a &#8220;O Başbakanımızın inceliği&#8221; diyerek Zaman gibi islamcı bir burjuva gazetesine biz kötü çocuk değiliz manasında röportaj veren Doğan Tarkan&#8217;ı bu şekilde simgeleştirmek mümkün değil. Bırakın bayrakları karıştırmamayı, DSİP ve Doğan Tarkan, AKP döneminde yapılan tüm eziyetlerin sorumluluğunu üstüne almıştır. Her muhalefet girişimine AKP ile birlikte Ergenekoncu diyerek, yeni egemen sınıf bloğunu desteklemiştir. Madımak gibi bir olayda Ergenekoncuları bahane edip, islamcıları temize çıkarmaya çalışmışlardır. İslamcıların kulaklarına iş bilir avukat edasıyla argüman fısıldamaktadırlar.</p>
<p>Üstelik mesela Roni Margulies, AKP ekonomiyi iyi yönetiyor gibi bir sözü bile söyleyebilmiştir. Roni Margulies&#8217;in bu yazısına karşı bildiğimiz en aklı başında eleştiri Aziz Çelik&#8217;ten gelmişti: &#8220;Bölüşüm ilişkileriyle, çalışma koşullarıyla, sömürüyle ve mülkiyetle ilgilenmeyen; büyümeye odaklanıp kalkınma ve gelişmeye bakmayan; ekonomiyi sosyal ve sınıfsal olandan ayıran pür iktisadi yaklaşım solcu veya Marksist olamaz. Büyümenin Ostim’deki, Davutpaşa’daki katliamlarla ilişkisini kuramayan; kömür ocaklarındaki taşeronlaştırmanın yarattığı cinayetlerini göremeyen bir iktisadi analiz liberal itikadın sınırlarını aşamaz.&#8221; Bu cümlelere eklenebilecek tek şey şudur: Bir burjuva hükümet ekonomiyi &#8220;iyi yönetiyor&#8221;sa sömürü daha iyi yapılıyor, zenginler yine istediklerini elde ediyorlar, biz çalışanlara ise dişimizi sıkmak düşüyor demektir.<strong> Yalnızca Ergenekon&#8217;a destek veren muhalefet, &#8220;kriz olsa da AKP inse&#8221; şeklinde düşünüyor diye, krizin kendisini Ergenekona bağlamak kadar aptalca ne olabilir?</strong></p>
<p>Roni Margulies, &#8220;Kim Modern, Kim Değil&#8221; yazısında bir başkasının modernlik ve modernleşme arasındaki ayrımını alıntılayarak marxizmin tüm tarihsel referanslarını bir kenara atıyor.</p>
<p>Şöyle bir alıntılama yapıyor: &#8220;Modernleşme siyasal bir projedir. Modernlik ise toplumsal bir süreçtir. Batı, bu anlamda, modernleşmemiştir. Modernlik, bizatihi Batı&#8217;nın Rönesans, Reform ve Aydınlanma&#8217;dan yola çıkarak geçirdiği toplumsal süreçlerin adıdır. Modernliğin arkasında sınıflar, toplumsal özneler ve onların çıkarları, arzuları, hırsları vardır. Modernleşme ise bizim gibi ülkelerin, yani modernliğin kıyısında yaşayan toplumların modernliğe verdiği bir tepkidir. Modernleşme hissiyatı bir &#8216;geri kalmışlık&#8217;, bir &#8216;gecikmişlik&#8217;, hatta bir &#8216;yenilgi&#8217; bilincidir. Bu nedenle bizim modernleşme geleneğimizin temel sorusu genelde devletin nasıl kurtulacağı olmuştur.&#8221;</p>
<p>İddia şu: Batıda olan şey sınıfsaldır. Bizde ise toplumun (aslında aydınların ve devletin) modernlik durumuna verdiği reaksiyon vardır. 1908&#8242;in o devrimci atmosferini Kemalistler ve DSİP&#8217;lilerle birlikte &#8220;İkinci Meşrutiyet&#8221; diyerek yokmuş varsayalım. Ya Rusya&#8217;da? Troçki &#8220;Sonuçlar ve Olasılıklar&#8221;da tam da bunu anlatmaz mı? Birleşik ve Eşitsiz gelişim denen şey tam da bu değil midir? Bu durum şu ya da bu ölçüde İngiltere hariç, kapitalist sistemi arkadan takip eden tüm ülkelerde yok mudur? Almanya bu iş için özel örnek olarak verilmez mi? Bu, sürekli devrim kuramını anlatılırken işin ABCsinde yok mudur?</p>
<p>Roni Margulies alıntılıyor: &#8220;Bizde modernleşmenin temel yaklaşımı devletin ihtiyaçlarına göre toplumu düzenlemek olmuştur. Yani modernlikte toplumsal siyasala yön verirken, modernleşmede siyasal toplumsalı yönetmeye çalışmıştır.&#8221;<br />
Cromwell devletin ihtiyaçları için değil de, toplum kapitalizme doğru ilerlesin diye mi İngiliz kralı 1. Charles&#8217;ın kafasını kestirtmiştir? Ya da bunlardan daha da modern olan Robespierre, Paris&#8217;in ortasında idam sehbalarını devletin başına geçerek, muhalefetteki birilerini zor yoluyla bir gelişmeye &#8220;ikna&#8221; için kurdurmamış mıdır? Kapitalizme ilerleyen hangi toplumda toplumsal mücadeleler, &#8220;devletin bekaası&#8221;nı hesaplamadan başarılı olmuştur? Hangi modernlik durumunda devlet iktidarı birilerini bir şeye zorlamamıştır? Hangi modernlik durumunda &#8220;siyasal&#8221; olan toplumsala yön vermemiştir?<br />
<strong>Ve dahası hem o, hem de bunları alıntıladığı arkadaş, Rönesans, Reform ve Aydınlanmanın ana nedeninin ve sonucunun Ortaçağ boyunca esas ideoloji kaynağı olan din olgusunun bastırılması olduğunu unutturuveriyorlar.</strong> Protestanlık gök yüzünden mi indi diye sorası geliyor insanın.</p>
<p>Sonuçta Roni Margulies, Kemalizmi eleştirirken, o günlerden bugünlere kadarki  sınıfsal konumuna ve o fikirlerin kaynaklarına değil, Kemalistlerin modernizmi tipik bir  köylü anlayışla yaşayış ve giyiniş tarzı olarak algılamasına laf ediyor. Onları hem de bu şekilde eleştirebilmek için marxizmin tarihsel referanslarını bir kalemde silip, yerine doğu tipi liberallerin modernlik tanımını koyuyor: Bu işler zor yoluyla olmaz.</p>
<p>Ama diğer cepheden, modernizm tartışmasına Ali Şimşek&#8217;in deyimiyle &#8220;derinlik&#8221; verecek herhangi bir yazar da yok şimdilik. Tabi rekabet olmayınca bu fikirler sağda solda çiçek açıyorlar. Şerif Mardin, İdris Küçükömer ve onlar gibileri sağolsun. Ve yapılan en &#8220;akademik&#8221; eleştiriler bile &#8220;Beş on kişilik parti&#8221; sözü seviyesinde kaldıkça, bu insanlar dışarıdan gelen eleştirileri &#8220;Büyüdüğümüz için bizi kıskanıyorlar!&#8221; olarak simgeleştirp, borularını öttürmeye devam etme gücü buluyorlar. DSİP&#8217;e karşı mükemmel bir taktik&#8230;</p>
<p>DSİP&#8217;in problemi kendisini AKP&#8217;ye fazla kaptırması değil. Gerçekten şu modernizm zırvalarına hepsi birden inanıyor olamaz. Ortaya koydukları derme çatma liberalizm, kardeş partileri SWP dillere destan pragmatizminden kurtulduğu anda çökecek zaten<strong>. DSİP&#8217;in problemi &#8220;Egemen sınıfın eski ve yeni bileşenleri kendi aralarında kapışır, biri diğerini tasfiye edip yerine geçerken, ortada bir işçi sınıfı hareketi yoksa sosyalistler nasıl davranmalıdır?&#8221; sorusuna sabırsızlıkla yanlış yanıt vermesidir. Doğru yanıt, işçi hareketini yaratmak için çalışanlardaki tüm ön yargılara karşı mücadele etmek, deyim yerindeyse çalışan sınıfı yeniden var etmek için bu dönüşümü, bu kargaşayı, bu çatlağı kullanmak olmalıydı.</strong> Bize henüz politik güç getirmese de, çalışan sınıflara ait konumumuzu daha da yoğunlaştırmak olmalıydı. &#8220;Birbirlerini yesinler&#8221; değil, &#8220;Bu kavga bizi ilgilendirmez&#8221; değil, &#8220;Bu taraf diğerine göre daha iyi&#8221; değil, &#8220;Ehven-i şer&#8221; değil. Ve hatta kendinden menkul üçüncü cepheler de değil. &#8220;Bu kavgayı kullanalım, iki tarafı da birbirine kırdıralım, birbirleri hakkında söylediklerini ifşa edelim, gücümüz neye yetiyorsa biz onları yiyelim&#8221; olmalıydı.</p>
<p>DSİP&#8217;in durumu bir anlamda trajedidir. 1990&#8242;larda net ve doğru teorik ve politik bir pozisyondan, geç kalmış olsa da doğru bir refleksle ama yanlış araçlarla Türkiye&#8217;deki reel politikanın yollarına düşüp, yolunu kaybetmiştir. DSİP&#8217;in şu andaki konumu, biz DSİP&#8217;li olmayan troçkistler, devrimci marxistler için büyük bir kayıptır. Troçkistlerin dünyanın geri kalanındaki muzafferane ruh hali düşünüldüğünde, bu trajedinin etkisi uzun süre bizim üzerimizde asılı kalacak. Troçkizm çok uzun süre egemen güçlerle işbirliğiyle, İslami ideolojiyle kurulan çarpık ilişkilerle, liberalizmle modernizm konusunda aynı fikirlere sahip olmakla anılacak. Bunu aşabilmenin yolu, yepyeni bir düşünüş ve eylem ortaya koymaktan geçiyor. Gerçek politik gücün, Başbakanın iki dudağı arasında değil, çalışanların iş yerlerindeki yaşamlarından geçtiğini göstermekten geçiyor.</p>
<p>Bu noktadan sonra DSİP, hiç bir şeyin üstünü örtmeden, bugüne kadar yaptıklarını eleştirip, kendi hatalarını hiç bir mazerete sığınmadan dürüstçe ortaya koyabilir mi? Yeniden eski güçlü teorik ve politik pozisyonunu kazanabilir mi? Sınıfı, katmanı, ideolojisi ve dolayısıyla yol arkadaşlığı belirsiz birileri yerine çalışanları demokrasi ve sosyalizm mücadelesine çekmek için çabalayabilir mi? Bilebildiğimiz kadarıyla geçmişte bu iradeye sahip tek örnek Bolşeviklerdir. Dolayısıyla bundan umudumuz yok.</p>
<p><strong>DSİP Ergenekoncu değildir; DSİP İşçi Partisi&#8217;nin bu taraftaki simetriğidir. O zavallılar fırsat bu fırsat deyip, kendilerini darbecilerin kucağına atıvermişlerdi, DSİP ise aynısını AKP&#8217;de tekrarlıyor.</strong> DSİP referandum ertesi artık dönüşümünü tamamlamış, radikal ama liberal bir parti haline gelmiştir. Troçki&#8217;yle, Lenin&#8217;le, Marx&#8217;la ilişkileri kopmak üzeredir. Tıpkı İşçi Partisi&#8217;nin Kemalizmle ittifak için çırpınması ve sonunda Maoculuğu bile bırakıp darbeci olması gibi. <strong>DSİP&#8217;in durumu, Troçki&#8217;nin 1905&#8242;te liberallere destek veren sosyalistler için anlattığı durumla birebir örtüşüyor: Paradoks gibi görünse de oportünizm sabırsızlıktan, geleceğe nasıl hazırlanılacağını bilememekten doğar.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iscinet.org/archives/147/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşyeri ağları &#8211; Gösteri Kültürüne Son!</title>
		<link>http://www.iscinet.org/archives/136</link>
		<comments>http://www.iscinet.org/archives/136#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Mar 2012 20:15:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iscinet.org/?p=136</guid>
		<description><![CDATA[Yeni bir yol bulabilmek için&#8230; AKP hükümetini hiçbir şey durduramıyor. Ne darbe hazırlıkları işe yaradı, ne Cumhuriyet mitingleri, ne ölen askerleri istismar, ne işçi-emekçi söylemli CHP. AKP istediğini yapıyor, istediği yasaları çıkarıyor, yasamanın hızı yetmeyince istediği hızda kanun hükmünde kararname çıkarıyor. Bugüne kadar ona boyun eğmeyen herkesi ya siyaseten yendi ya da siyaseten yenemediğini hapishanelerine<a href="http://www.iscinet.org/archives/136"> <br /><br /> (Read More...)</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><strong>Yeni bir yol bulabilmek için&#8230;</strong></span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> AKP hükümetini hiçbir şey durduramıyor. Ne darbe hazırlıkları işe yaradı, ne Cumhuriyet mitingleri, ne ölen askerleri istismar, ne işçi-emekçi söylemli CHP. AKP istediğini yapıyor, istediği yasaları çıkarıyor, yasamanın hızı yetmeyince istediği hızda kanun hükmünde kararname çıkarıyor. Bugüne kadar ona boyun eğmeyen herkesi ya siyaseten yendi ya da siyaseten yenemediğini hapishanelerine doldurdu. Arkasına aldığı yargı gücü ve polisle karşısına dikilene saldırdı. Bir süredir Kürt muhalefetine ve sosyalistlere saldırıyor. Bu saldırılarla birlikte yavaş yavaş sendikalara ve odalara da diz çöktürme peşinde. Belli ki Eğitim-sen&#8217;e, KESK&#8217;e yapılanlar, TMMOB&#8217;a karşı saldırı daha da derinleşecek, hiç akla gelmeyecek diğer sendikaları da hedef almaya başlayacak. Çünkü ekonomik gündem ufak ufak sıkıştırıyor ve “devlet babanın borç içinde kalmaması – velinimetimiz zenginlerin kötü duruma düşmemeleri” eksenli politikaları çalışanların haklarının daha da geriletilmesini gerektiriyor.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Bütün bunların karşısında Kürt muhalefeti dışında bir alternatif oluşturulabilmiş değil. Ama o muhalefetin de gücünün sınırları belli. Dolayısıyla AKP&#8217;yi durdurabilecek, herhangi bir muhalefet odağı yok. Çünkü, arkalarına aldıkları %50&#8242;lik destekle ve kadrolaştıkları devlet kurumlarıyla istediklerinin çoğunu kolayca yapabileceklerini iyi biliyorlar. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"> AKP hükümeti post-modern bir hükümet </span><span style="color: #000000;">olarak “her şeyi”</span><span style="color: #000000;">değiştirerek hiçbir şeyi değiştirmeme politikasını çok iyi kullanıyor. Bir taraftan Kürtleri KCK ile içeri atarken, bir taraftan da Dersim için özür diliyor, Kürtlerin haklarını vereceğiz diyor. Bunu yaparken, “Biz Dersim&#8217;i Necip Fazıl&#8217;lardan öğrendik” diyerek, yıllarca bu olayları toplumun aklında tutmaya çalışan devrimci hareketin çabalarını iç ediyor. Bir taraftan da hala hedefinde olan Kemalist kökenleri dişlemeye devam ediyor. Bir seferde </span><span style="color: #000000;">birçok </span><span style="color: #000000;">kuş vurup, istediğini elde ediveriyor. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><strong>Gösteriler AKP&#8217;yi durduramıyor</strong></span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Hopa&#8217;da ve ardından Ankara&#8217;da yapılan gösteriler ses getirse de, gündemin sürekli değiştiği medya dünyasında halkın hafızasına yerleşecek reflekslere dönüşemiyor. İnsanları bir süre için uyduruk gerekçelerle içeri atıyorlar, sonra da sanki adalet varmış gibi düşünülmesi için salıveriyorlar. Olan insanların hayatlarından giden yıllara oluyor. Buna karşılık bu suçlamaları yapanları, savcıları, polisleri kimse sorgulamıyor. Çünkü arkalarında AKP hükümeti var. Kürt muhalefetinin gösterileri ise iyi örneklerden değil, her büyük gösteride mutlaka birileri öldürülüyor. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Sendikaların çalışanların haklarını korumak için yaptıkları gösteriler de yapılması gereken ana işin üstünü örtmek için tasarlanmış bir öfke tahliye sistemi gibi çalışıyor. Bu süreç AKP&#8217;nin bir hakka saldırmasıyla başlıyor. Bunun üzerinde sendikalar önce grev tehditleri ile ortaya atılıyorlar. Sonra, birkaç yerde, özellikle yorucu olsun ve insanlar bir şey yaptıklarını düşünsünler diye Ankara&#8217;da gösteriler tertipleyerek yakında gerçekleşecek olan yenilgilerine hazırlık yapmış oluyorlar. DİSK Türk-İş&#8217;i, sendika bürokratları birbirlerini, sosyalistler sendika bürokratlarını suçluyor. Bu sürecin tek istisnası Tekel direnişine destek olmak için 4C karşıtı “genel” grev ve geçenlerde KESK ve Tabipler Odasının öncülüğünde yapılan grevden az-gösteriden fazla eylem. Orada da istediğimiz kadar genel grev güzellemesi yapalım, gerçek bir genel grevin yanından bile geçemedik. Tabii bu arada DİSK&#8217;in, TMMOB&#8217;un arada bir düzenlediği ve içi boş gösterileri de saymadan geçmeyelim. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Bu manzarada biz sosyalistler, hala olmayan güçlerimizle yine de işe yaramaz gösteriler örgütlemeye çalışmaya devam ediyoruz. Bütün dünyada grevlerin, gösterilerin haddi hesabı yokken, Türkiye&#8217;de bizler hala solculuk oyunu oynuyoruz ve o oyunda tıpkı 1990&#8242;lar gibi giderek tehlikeli hale geliyor. Henüz göz altında yığınla insan kaybolmadı, henüz 1992 Nevruz&#8217;u ya da 1996 Bir Mayıs&#8217;ı gibi gösterilere ateş açılmadı. Ama bu, bunlar tekrarlanmayacak demek değil. Bu kadar sosyalist ve Kürt içerideyken, durum daha da işin içinden çıkılmaz bir vaziyet aldığında bir Hayata Dönüş operasyonu daha yapmak AKP için işten bile değil örneğin. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><strong>O halde ne yapacağız? </strong></span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Tabii ki, AKP&#8217;nin hoşuna gitmeyecek, onu toplumdaki muhalefetle pazarlık yapmak zorunda bırakacak bir yol bulmamız gerekiyor. Tabii ki, gerçek bir genel grevden ya da etkili kitle grevlerinden bahsediyoruz. Yani AKP&#8217;ye ve onun koruduğu zenginlere acı verecek, onları yönetemez hale getirecek ve onlara geri adım attıracak ya da en azından bizimle pazarlık yapmak zorunda bırakacak tek gerçek ihtimalden.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Önümüzde yakında ucuz iş gücü piyasalarını da ve dolayısıyla Türkiye&#8217;yi de etkileyecek bir global kriz büyüyor ve görünen o ki, Türkiye bu krize AKP ile girecek. Ve bizim henüz kendimizi koruyabileceğimiz hiçbir aracımız yok. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> 2008 krizi devletlerin borçlanma krizine dönüştüğünden beri yaklaşık iki yıldır, Yunanistan&#8217;da ayda iki üç kere, Fransa&#8217;da, İtalya&#8217;da iki-üç ayda bir ve diğer Avrupa ülkelerinde en az yılda bir genel grevler düzenleniyor. O ülkelerle Türkiye arasındaki ana fark ideoloji değil, Kürt sorunu bile değil. Aslında Kürt sorununun bile çözümsüz kalmasının ve AKP&#8217;nin bir manipülasyon aracına indirgenmesinin asıl nedeni aynı. Çalışan sınıfın bireysel tepkiler haricinde hiçbir tepki verememesi, bir sınıf olarak var olamaması, egemen olan fikirlerle bağını koparamaması. Bireyler ve belki marijinal sol ve daha çok da islamcı cemaatlerden müteşekkil kalması. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><strong>Peki bu durumu nasıl aşacağız?</strong></span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">1989-90 Bahar eylemlerinden ve ardından 1994-96 KÇSK-KESK sürecinden beri her şey gösteriyor ki, çalışan sınıfın yeniden sınıf tepkileri verebilmesinin tek yolu çalışan sınıflar içindeki sosyalistlerin, devrimcilerin işe sıfırdan başlayıp, iş yerlerinde örgütlenmeye başlaması. Zizek&#8217;in Lenin&#8217;den alıntıladığı terimle söylersek, her şeye yeni baştan başlamak. Ancak bu şekilde sınıfımızın yeniden sınıf refleksleri göstermesi, kendi çıkarlarını karşı tarafa dayatabilmek için harekete geçmesi mümkün olabilir. Ancak bu şekilde bir genel grev ya da kitle grevleri inşa edilebilir. Ne gösteriler, ne meclis kürsüsü, ne gazeteler, ne sosyalist basın, ne kışkırtma, ne sokak çatışmaları bu işe yeterli. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Yıllardır sosyalistler iş yerlerinden adım adım geri çekildiler. İdeolojik baskı o kadar başarılı oldu ki, Gorz&#8217;un Elveda Proleterya&#8217;sıyla dalga geçenler bile iş yerlerini unuttular. Sendikalar adım adım fabrikaları, madenleri kaybettiler. Akıllarına ofisleri örgütlemek gelmedi bile. Kaybetmedikleri her örnekte taviz vere vere düzensizce geri çekildiler. Böylece var oldukları yerlerde içi boş kurumlara dönüştüler. Bu konuda söylenecek çok söz var. Ne var ki Eğitim-Sen&#8217;in geri çekiliş öyküsü en bilineni: Yıllarca yüzbinlerce öğretmeni, eğitimde çalışan devlet memurunu örgütleyen bu sendika, kendi işyerlerini kaybettikçe, iş yerlerinin sorunlarına daha da duyarsız kaldı. Duyarsız kaldıkça daha da çok yeri kaybetti. Ve çalışanlarla bağını kaybede kaybede bir dernek sınırları içine kadar daraldı. 21 Aralık grev girişiminde Eğitim-Sen&#8217;in katılımına iyi diyebilmek mümkün mü? Oysa mesela KÇSK süreci çok iyi gösteriyor ki, ancak iş yerlerinde yapılan, başlangıçta gözle görülmeden ilerleyen çabalar bir çalışan hareketini var edebiliyor. Ne ekonomik krizler, ne de büyük saldırılar.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><strong>Gösteriş kültürüne son!</strong></span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> En “işçici” organizasyonlar bile günümüzün şov kültürüne karşı koyamadı. Oysa kendilerine sosyalist diyenlerin, kapitalist ilişkilerin kurulduğu yerlerde, yani fabrikalarda, atölyelerde, inşaatlarda, madenlerde, ofislerde mücadeleden çekilmesi kadar korkunç bir durum düşünülemez. Kapitalizm sokakta kurulmaz, dağlarda kurulmaz, burjuva gazetelerinde, partilerinde, örgütlerinde kurulmaz. Kapitalizm üretim ilişkilerinin ortaya çıktığı yerlerde kurulur. Ekmeğin, cep telefonunun, ev eşyalarının, binaların, hizmetin yapıldığı yerlerde kurulur. Tam da kapitalistlerin istediği gibi, sosyalistlerin kapitalist ilişkilerin asıl ortaya çıktığı yerleri terk etmeleri, üstelik sol eğilimli insanları da kendi iş yerleri dışında her yere çağırmaları günümüzdeki mücadelesizliğin nedenlerinden biri değil midir? İş yerlerinde kimi zaman kelimenin tam anlamıyla sinsice, kimi zaman açıktan ve yüreklice insanları kendi hakları için mücadeleye çağıramayan bir sol mücadele biçimi ile karşı karşıyayız. Hedefsiz ya da başarı şansı sıfır olan gösterilerden medet uman bir sol elbette bu güçsüzlüğün, bu çaresizliğin içinde kıvranacaktır. İdeolojik mücadele vermek için “devletin ideolojik aygıtlarını” iş yerlerindeki ilişkilerin dışında arayanlar, kapitalistlere tam da bu güzel hediyeyi verdiler.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Solun geri çekiliş öyküsünün nedenlerini iyi anlamak gerekiyor. Yaklaşık 20 yıldır tüm dünyada ekonomik olana görece ilgisizlik ama kimlik politikalarına görece olağan üstü bir ilgi var. Çalışma yaşamında olan şeyler dile getirilemez hale geldi. Politika bu işlerle ilgilenmezmiş gibi davranıldı. Günümüzde fabrikanızda usta başı size bağırırsa bu politikanın içine girmiyor. Ama bir kimlik içindeyseniz ve size kötü davranılırsa bu tam da politikanın merkezinde sayılıyor. Yıllardır grevler çoğunlukla gazetelerin politika sayfalarını değil, ekonomi sayfalarını süsledi. Çalışanların zam oranları, çıkarılma korkuları, iş yerlerinde inanılmaz iğrenç davranışlar, teknik yetersizlikleri ucuz iş gücüyle aşma vs. hep ortak bilincin dışında bırakılmaya çalışıldı. Hayatımızın en az 3&#8242;te birini kapsayan çalışma yaşamı siyasi düşüncelerimizden silindi. Nasıl muhafazakarlar için kadını döven erkek, aile içi bir sorunsa, iş yaşamı da neredeyse bütün toplum için fabrika patronunun sorunu olarak görüldü. Bunun sonuçlarını hergün yaşıyoruz. Mesela CNC tezgahı bildiği için yönetim kadrosuyla yemek yiyip bununla övünen mavi yakalılar, toplantıda göz boyamak için birbirlerinin açıklarını kollayan beyaz yakalılar ve diğer yandan da 8 ila12 saatini sevmediği bir iş için patronuna sattığını düşünen, bu şekilde iş yaşamının sorunlarına sonuna kadar duyarsız kalmaya çalışan çoğunluk. Yani ekonomik olanın politik arenadan geri çekilişi. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><strong>İş yerlerinde örgütlenmeye&#8230;</strong></span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Sosyalistlerin tüm bu çıkmazları aşabilmesi için iş yerlerinde yeniden örgütlenmeye çalışmalarının tek yol olduğunu düşünüyoruz. Ama bu yola ilişkin hayalci olmamak gerekiyor. Yıllardır, yaşanan bu geri çekilmeye rağmen, türlü türlü gruplar, onlarca örgüt, yüzlerce militan bu iş için hayatlarını harcadılar. Kimileri işçi çalışması adı altında okuduğu okulu bırakıp fabrika çalışmalarına katıldı, kimileri hayatını bu uğurda heba etti. Öğrenci kökenli sosyalistlerin marjinal de olsa bir bölümü bu amaç uğruna gerçekten ter döktü ve bedel ödedi. İşçi sınıfı içinden çıkan sosyalistlerse kendi kötü hayatlarına bir de sosyalist olmanın zorluklarını, polis takibini, işten atılmaları, sosyal yalıtılmayı eklemek zorunda kaldılar. Hepsinin ortak özelliği kendilerini işçi sınıfının, çalışan sınıfların dışından görmeleri ve işçi sınıfının “içine” girmeye çalışmalarıydı. Öğrenci kökenliler başka bir sınıftan “iltica” ediyorlardı; işçi sınıfından gelenlerse sosyalist olmanın zorluklarıyla başa çıkabilmek için kendi yerlerini sınıfın dışında, onların kurtarıcısı olacak şekilde konumlandırıyorlardı. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Sosyalistler, devrimciler “başkalarının” grevlerine, “başkalarının” direnişlerine destek olmak için ziyaretlerde bulunuyorlar, para topluyorlar, yardım geceleri düzenliyorlardı. Dışarıdan bir tür “kurtarıcı” olarak o grevlere geliyorlardı. Kimi zaman üstürupsuz bir şekilde “dışarıdan bilinç vermeye” çalışanlardan tutun, göstere göstere adam kafalamaya gelenlere kadar bir çok solcu tipolojisini görmek mümkündü. Sendika bürokratlarının grevin kendi kontrollerinden çıkacağı endişesiyle yaptıkları kışkırtmalarla, polisin ve işverenin böyle durumlardaki “ajanlık” faaliyetleri de eklenince grevi yaşayan işçilerde bu dışarıdan gelenlere karşı onlarca ön yargı oluşuyordu. Bu ön yargıların hepsinde de haksız sayılmazlardı. Ardından hala süren değişimler ortaya çıkmaya başladı. En göze çarpanlarından birisi birçok “direniş” ve hatta “grev”, bazen yalnızca bir kişinin katılımıyla yapılıyordu. Yani kolektif bir faaliyet, uzun erimli rasyonel planlar yerine yalnızca bir bireyin, egemenlerin hukukuna güvenerek attığı adımlar öne çıktı. Kulağı işçi hareketinde olan her sosyalist bu tür örnekleri duymuştur. Tabii başka kimse olmadığı için zorunluluktan başlatılan bu tekil “direnişler”, popülerleştikçe günümüzün şov kültürünün ve burjuva kahramanlık destanlarının etkisindeki sosyalistleri de tek başına “direnişler” yapmaya doğru evriltti. Bu sosyalist kahramanlar, bazen bir fabrikada ve hatta kocaman bir organize sanayi bölgesinde milim milim ilerleyerek yapılan büyük bir sendikalaşma çalışmasının durdurulmasına ya da en azından sendikacıların insafına terkedilmesine yol açtılar.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Ama tüm bunlar olurken işçi sınıfı/çalışan sınıf o yıllar boyunca değişti. Daha önce başka sınıflardan sayılan katmanlar işçi sınıfına doğru indi. Gramsci&#8217;nin söyleyişiyle “proleteryanın organik aydınları” gerçekten proleterleştiler. Örneğin mühendisler hem sosyal konum, hem ücret, hem de daha önemlisi çalışma şekli olarak klasik proleter hale geldiler. Bu süreç hala devam ediyor. Avukatlar yakın gelecekte büyük şirketlerde daha fazla istihdam edilecekler. Birçok doktor sistemin işleyişi sebebiyle daha da alt konuma itiliyor. Dolayısıyla eskinin sosyalist öğrencileri işe girdikleri andan itibaren kendilerini çalışan sınıfların içinde buluveriyorlar. Fabrikalarda teknik liselerden mezunlar uzun yıllardır normal liselerden mezun olanlardan daha üst konumda tutuluyorlardı. Yalnızca CNC tezgahını bilmek bile hiyerarşide sizi yukarıya taşıyabiliyordu. Şimdi giderek bu konumlar aşınıyor. Özellikle büyük fabrikalarda eski nesil emekli oldukça yeni kuşaklar tüm huylarıyla ortaya çıkmaya başlıyorlar. Bu kapitalizmin boom devrinde hiyerarşiyi ayakta tutmak ve eğitimle sağlanan daha nitelikli emeği satın alabilmek için harcanan paraların, yaşadığımız kriz dönemlerinde harcanamadığını, çalışan sınıfların kendi aralarında ekonomik ve sosyal olarak giderek homojenleştiğini gösteriyor.</span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Doğru olduğunu düşündüğümüz çalışma tarzı her geçen gün daha da gerçek hale gelen bu olgulara dayanıyor. İster işçi sınıfı kökenli olsun, isterse öğrenci kökenli olsun tüm sosyalistlerin dışarıdan, bir kurtarıcı kimliğiyle değil de, kendi dertlerine kendi sorunlarına odaklanarak, iş yerlerinde sorunları ortak diğer çalışanlarla kuracakları toplulukların birbirleriyle dayanışmasıyla oluşturulacak bir ağ mekanizmasıyla gerçek bir örgütlenme sağlayabileceğini düşünüyoruz. Madem oradayız, madem hayatımızın en az 3&#8242;te biri işyerinde geçiyor, o halde gerçek anlamda “orada var olmamız” gerekiyor. İş yerlerinde işverenlere ve onların vekillerine karşı, çalışanların yanında, çalışanlarla dayanışma ağları kurmalıyız. Richard Sennett&#8217;in deyimiyle “cemaatler” yaratma şeklinde örgütlenmemiz gerekiyor. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><strong>Yeni bir yol mümkün</strong></span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Kapitalist düzeni bahane edip, toplumun üretenlerinin bonuslarını yemek üzere kenardaki yerlerine çekilen, solcuların toplaştığı yerlerde var olmaya çalışan, sosyalistlerin arasında bol bol bulunan türden kişilikleri es geçelim. Ama bugün birçok iş yerinde tekil tekil de olsa sosyalistler var. Yaptıklarını düşündüğümüzde fabrika işçilerinden ofis çalışanlarına kadar özellikle genç neslin facebook&#8217;ta sol içerikli mesajlar attığını ama iş yerlerinde ya kapitalist hiyerarşinin içinde yer alabilmek için herşeyi yaptıklarını ya da işten ilk atılacaklar gibi zoraki çalıştıklarını gözlemleyebiliriz. Hatta bazen solcu olmak açıkça tembel olmanın kılıfı dahi olabiliyor. Daha bıkkın olan kimileri bu işleri bırakıp “Dikili&#8217;ye yerleşmenin”, kimileri bir esnaf ya da köylü olarak hayata devam etmenin hayalinde. Bu ruh halinin değişmesi, bizim kendimizi artık başka bir konuma koymamızla mümkün. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> İşyerlerinde örgütlenmeye başlamış sosyalist hareketin, istediği politik inanca sarılsın, gerçek bir iş yerinde gerçek tartışmalarla karşı karşıya kalacağını düşünüyoruz. Problem Kürt sorunuysa, yalnızca sağda solda zaten az buçuk fikirleri aynı olan yoldaşları arasında bu konuyu tartışmayacağı, Kürt olduğu için ezilen yanındaki iş arkadaşını diğerlerine karşı savunacağı açıktır. Kadın haklarıysa, erkek egemenlikle doldurulmuş iş arkadaşlarıyla gerçek tartışmalar yapabilir. AKP&#8217;nin politikalarından tutun, dış ilişkilere dahil her şey işyerlerinde örgütlenmiş bir ağda tartışılabilir. Örneğin Renault&#8217;da bu ağlardan birine sahip olsaydık Fransa-Türkiye ilişkileri hakkında gerçek bilgileri paylaşabilir hale gelebilirdik. Yani sosyalistlerin kendi çalıştıkları yerlerde bu tür ağlar kurmaya başlamaları, marjinal hale gelmiş Türkiye solunu gerçek, rasyonel ve tartışmasız daha güçlü hale getirebilecek tek yoldur. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Bir sosyalistin, işten kimlerin çıkarılacağına karar veren müdür yardımcısıyla iyi ilişkiler kurmak isteyen bir fabrika işçisi, kendi müdürüyle eğlenmeye gitmeyi tercih eden bir ofis çalışanı veya orta ölçekli bir işletmede genel müdür olamayacağını düşünüyoruz. Bizim, işyerlerinde yavaş da olsa, adım adım da olsa, ilmek ilmek de olsa çevrelerine ilişkiler ağı kuran, bu ağdakilerle dayanışmayı, yardımlaşmayı, birlikte hareket etmeyi ve işverenlere karşı bilinci geliştirmeyi kural haline getiren, kariyerizmi kenara atan, iş yapmayı ve verimli olmayı kariyeristlerin ve yalakaların elinden alan çalışanlar olmamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu ağların birbirleriyle birleşmelerinin yeni bir çalışanlar hareketinin başlangıcı olacağını düşünüyoruz. Bu elbette sosyalist bireylere empoze edilecek etik bir tercih olmayacaktır. Bunun kendi çıkarlarını korumanın tek gerçek yolu olduğunu görmelerini sağlamak zorundayız. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Anlattığımız tarzın birçok zorluğu var. Kısaca, başlangıçta dahi olsa bu tür ağlar yöneticilerin işine gelmeyecektir. Onlar çalışanları birbirleriyle rekabette tutmak isteyeceklerdir. Bu onların görevi; bizim görevimizse kişiler arası rekabeti minimuma indirip, tüm çalışanları kazanmaya ve tabii ki iş yerinde üretimin kontrolünü ele geçirmeye çalışmaktır. Büyük işletmeler ağlar kurmak için çok daha elverişlidir. Oysa küçük işletmeleri de, kurmak istediğimiz bu ağlara, bu “cemaat”lere-topluluklara sokmak için yollar bulmamız gerekmekte. Kimi zaman sosyalistlerin dağınık ve marjinal örgütlülüğü, kimi zaman sekter var oluşları bu tür topluluklar kurmaya başlı başına engel gibi görülebilir. Oysa bu iş için irade gösterecek ve iş yerlerinde gerçek anlamda politika yapmaya başlayacak bir sosyalist için, bu tür siyasetler diğer tür siyasetlerden, yani islamcı cemaatlerden, genç işçiler içinde yaygın faşist odaklardan pek farklı olmayacaktır. Nasıl onları bile kazanmak için yollar aramamız gerekiyorsa, bizim tarafımızda olması gereken ama çeşitli nedenlerle bize katılmayan, ağımız içinde yer almak istemeyen diğer sosyalistleri de katmak için yollar aramamız gerekiyor. Günün 8 ila 12 saatini birlikte geçirme, molalarda, işten sonra gerçek ilişkiler kurma ve bu ağlar sayesinde dayanışma, eskimiş köhne siyasal refleksleri yeniden düzene sokmak zorundadır. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Biz hiçbir sendikal tarzın, hiçbir alternatif sendika ya da sendikal bürokrasiye karşı sendikalar arası organizasyon kurmanın, bu tip bir çalışma tarzı yerine geçemeyeceğini düşünüyoruz. Yalnızca düşünmüyoruz, gerçekleşen her olayda, her grevde, her direnişte bunu görüyoruz. Gittiğimiz direnişlerde, bir başka iş yerinden gelmenin, oradan topladığımız birkaç liranın o direnişe nasıl moral kattığını gözlüyoruz. Yalnızca onları “kafalamaya gelen bir iki solcu” olmadığımızın, onlar gibi çalışan olduğumuzun, onlara özendiğimizin ve bizim de kendi işyerimizde benzer bir yapı kurmak istediğimizin onlara nasıl moral verdiğini görüyoruz. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Eğer ne türden olursa olsun bir sağcının topluma baktığında yabancı işgalciler, ajanlar, onlarla iş birliği yapanlarca çürümüş bir toplum, oysa bir sosyalistin zaten bir çok çelişki tarafından yarılmış bir toplum gördüğü doğruysa, biz sosyalistlerin ek olarak o çelişkinin bizim tarafımızda olanlarıyla, yani çalışanlarla gerçek ve kolektif ilişkiler kurması gerektiğini düşünüyoruz. Bu tür ağları iş yerlerinde yaratmadan Türkiye solunun da, Dünya sosyalistlerinin de içine düştükleri kısır döngüden kurtulamayacağını düşünüyoruz. </span></span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Bizler kendi sınırlı gücümüzle, küçük küçük bu tür ağlar yaratmaya başladık. Bu bir başlangıçtır. Sizlere çağrımız, yalnızca sosyalistler olarak değil, çalışan sınıfın sosyalistleri, solcuları olarak bu tür ağlar yaratmanız, yaratılan ağlarla, topluluklarla, cemaatlerle ilişkiye geçmeye ve deneyimlerimizi, işverenlere ve onların vekillerine karşı taktiklerimizi paylaşmamız, yeni taktikler üretmemiz ve giderek daha da sıkı birlikler kurmaya çalışmamız. Bu çağrıya kulak vermenizi ve harekete geçmeye başlamanızı istiyoruz. </span></span></span></p>
<p align="RIGHT"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><strong>Bir grup çalışan</strong></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iscinet.org/archives/136/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Son krize farklı bir bakış denemesi: MİT, Yargı, Polis, Cemaat, AKP vesaire</title>
		<link>http://www.iscinet.org/archives/130</link>
		<comments>http://www.iscinet.org/archives/130#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2012 21:02:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iscinet.org/?p=130</guid>
		<description><![CDATA[Kriz herkesi aniden yakaladı. Herkes ilk anda kendi safını bulmaya çalıştı. MİT&#8217;i mi tutmak gerekiyordu, yoksa yargıyı mı? Yargı mı etkindi, yoksa yargıya polis mi hakimdi? “Barışa giden yol” buradan mı geçiyordu? Gülen cemaati ile AKP arasında çatlak mı vardı? Cemaat, polisi ve yargıyı AKP&#8217;nin üstüne mi sürmüştü? vesaire&#8230; Buna göre sol içinde saflar belirginleşmeye<a href="http://www.iscinet.org/archives/130"> <br /><br /> (Read More...)</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY">Kriz herkesi aniden yakaladı. Herkes ilk anda kendi safını bulmaya çalıştı. MİT&#8217;i mi tutmak gerekiyordu, yoksa yargıyı mı? Yargı mı etkindi, yoksa yargıya polis mi hakimdi? “Barışa giden yol” buradan mı geçiyordu? Gülen cemaati ile AKP arasında çatlak mı vardı? Cemaat, polisi ve yargıyı AKP&#8217;nin üstüne mi sürmüştü? vesaire&#8230;</p>
<p align="JUSTIFY">Buna göre sol içinde saflar belirginleşmeye başladı, ne zaman AKP baskıcılığı gün yüzüne çıksa sesi kısılan ve AKP&#8217;ye rağmen öyle dedik deyiveren “Yetmez ama evet” cephesi açıktan ya da gizlice MİT&#8217;i ve dolayısıyla AKP&#8217;nin merkezi düşüncesini tuttu. Mantıkları konumlarından daha netti: Eğer barıştan yana görüşmeler yapılıyorsa, elbette bunu suç olarak görenlere karşı olmak gerekiyordu. Tabi bu fikre bir şekilde ulusalcılarla AKP arası sürtüşme analizi yaparak ulaştıkları belli. Zaten AKP baskıcılaştıkça zevahiri kurtarma söylemleri de bunu gerektiriyordu: Askeri vesayet bitmemişti. Yargının içinde hala ulusalcılar vardı. Ya da Cemaatin içinde Kürtlere karşı ulusalcılar gibi düşünenler vardı vs.</p>
<p align="JUSTIFY">Buna karşılık Hayır cephesi, önce yine “Birbirlerini Yesinler” konumu tuttu ve hemen ardından da, suç işlemiş kamu görevlilerinin yargılanmasını Başbakan&#8217;ın onayına veren yasaya karşı çıkarken, bir anda kendilerini yine ulusalcıların cephesinde buluverdiler.</p>
<p align="JUSTIFY">Boykotçular ise, bir kez daha bizce doğru ama eksik yapıp, fırsattan istifade hem kendi sözlerini söylediler, hem de yasa tasarılarına karşı çıktılar. MİT&#8217;le değil, devletle görüşülmüştü. Bu olanlar AKP ile eski ulusalcıların çatışması değildi, devlet zaten AKP&#8217;nin kendisi olmuştu. Bu AKP içinde bir çatışmaydı.</p>
<p align="JUSTIFY">Ama iş geleceği tahlil etmeye gelince, boykotçu düşüncenin de kendi handikapları olduğunu görmek gerekiyor. Gelecekte bu handikaplar bu çelişkiler nerelere gider diye düşünmeden önce, bazı söylemleri düzeltmek gerekiyor. Kürt muhalefeti ve Boykotçu Türkiye solundan parçalardan oluşan Boykotçu cephe, kendi fikirlerinin götürdüğü yere henüz gidemedi.</p>
<p align="JUSTIFY">AKP temelde kazanan ama neden kazandığını kendilerinin de çözemediği bir çok farklı fikrin koalisyonuydu. Bir tarihsel bloktu. Şimdilerde ise aynı bileşimle kaynayan kazanlığa doğru adım atıyor. AKP pragmatizmi sebebiyle kazanıyordu. Şimdi aynı nedenle bu krizle karşılaştı. Bu durumu düzgün analiz etmek gerek.</p>
<p align="JUSTIFY">Bu kriz Cemaatin bir yerleri kışkırtması olabilir. Önemli değil. Bu kriz AKP tarafından temizlenememiş ulusalcıların saldırısı da olabilir. Hiç önemli değil. AKP gibi % 50&#8242;lerde oy almış bir iktidar, böyle bir krizle karşılaşıyorsa burada AKP&#8217;nin bir zayıf noktası olması yatıyor olmalı. Yani ister Cemaat olsun, ister Ulusalcılar olsun, birileri bu kadar kamu oyu önünde gerçekleşen şeyleri bu kadar zaman sonra kullanabiliyorsa, bunun tek açıklaması bir “zaaf”tır.</p>
<p align="JUSTIFY">Bu krizin ana nedeni AKP&#8217;nin pragmatizminin kendi sınırlarına gelip dayanmasıdır. 2002 seçimlerinde krize karşı söylemlerle, alternatif ve pragmatik odak olarak, 2007&#8242;deki seçimlerde askeri vesayete karşı çıkarak, 2011&#8242;deki seçimlerde istikrar odağı olarak birinci parti çıktı. Bu 10 yıllık iktidarının ilk 7 yılında demokratikleşme adı altında, ülkenin tüm sorunlarına el atar gibi göründü AKP. Bir şekliyle de attı. Ama koşulların bu şekilde uygun olmadığı anlarda kararlılık olmadan, ne yapacağını bilmeden çıkılan bu yol, bu krizin de anahtarını veriyor bize.</p>
<p align="JUSTIFY">MİT&#8217;e git PKK ile görüş diyen AKP, KCK&#8217;lılara operasyonlar bakanlar kuruluyla koordineli olarak yapılıyor diyerek, yargının bağımsız olmadığını bir kez daha ağzından kaçıran da AKP. Açılım diyen AKP, kapattık kapıları diyen yine aynı AKP. Yargıyı bağımsız bırakın, istediğini içeri atsın diyen AKP. Yargının elinden adam kaçıran yine AKP. Arınç Kürtlere haklarını vereceğiz diyor, Çiçek Ermenistan sınırına dayandılar, Mersin&#8217;den denize iniyorlar diyor. Ermeni&#8217;lere açılım geliyor. Hemen ardından bizim ceddimiz soykırım yapmaz lafları söyleniyor. Avrupa Birliği açılımlarıyla demokrasi getiriyoruz diyen AKP. Yasaları tek tek değiştirip demokrasiyi kısıtlayan yine aynı AKP.</p>
<p align="JUSTIFY">Bu kadar birbirlerine zıt fikirler yalnızca bir şekliyle “kazanan” bir partinin içinde olabilir. Kazandığı için, işleri bir şekilde idare ettiği için, o düşünceler birbirleriyle çelişmeden aynı partinin içinde durabilir. Ama ilk kayıplarla birlikte, çözüm yolları tartışmaları başlayacaktır. AKP bunu biliyor, bunu hissediyor. Bu sebeple de oylarını hep yükseliyor gibi gösterebilmek için, kimi zaman Tayyip Erdoğan&#8217;ın “delikanlılık” müessesesine, kimi zaman Fettullah&#8217;ın göz yaşlarına, sığınıyor.</p>
<p align="JUSTIFY">AKP&#8217;nin formülü çok basit: Nasıl olursa olsun, bir şekliyle kazan.</p>
<p align="JUSTIFY">Kötüyü göster sıtmaya razı et: Yunanistan haberlerinin basında bu kadar yer alması, oh olsun diyen koro, ekonomide “istikrarın” ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. İstikrarın zenginlerin daha da zengin olması anlamına geldiği de açık.</p>
<p align="JUSTIFY">İti ite kırdır: Eski Kürt aydınlarını BDP&#8217;nin üstüne sür.</p>
<p align="JUSTIFY">Eski hesapları aç: Dersim katliamında rolleri sorgulat. Ama fazla değil. Demokrat Parti&#8217;lilere halel gelmesin.</p>
<p align="JUSTIFY">Devlet gücünü politik olarak yenemediğinin üzerine sür: Kürtleri içeri at. Böylelikle Ergenekondan içeri atılanlarla Kürtler arasında paralellikler kur. Ona karşı çıkan buna, buna karşı çıkan ona meyledemesin.</p>
<p align="JUSTIFY">Bütün bu taktikleri kullanırken bunların birbirleriyle çeliştikleri nokta geldiğinde ne olacak peki? İşte o noktaya gelmişiz ve çoktan geçtik. Bu yaşananlar asıl krizin, asıl çelişkinin geç kalmış ilk görüngüsü.</p>
<p align="JUSTIFY">AKP önce MİT&#8217;e bu görüşmeleri yapma yetkisi verdi. Yani PKK ile pazarlığa oturdu. Açılım hikayelerine başladı. Yani şu ana kadar pek de yapılmamış bir şeyi başlattı. Daha doğrusu başlatır gibi yaptı. Sonuçta devlet adına pazarlık yapma yetkisini MİT&#8217;e verdi. Bu sırada yargıyı ve polisi ele geçirdi. Ergenekon&#8217;dan KCK&#8217;ya kadar tüm davalarda onların arkasında yer aldı. Onların bu kadar güçlenmesine izin verdi. Onları bağlayan ve onların kullandığı yasalara temas bile etmedi. Ve sonuçta politika değiştirdiği açıkça ortaya çıktığı ilk anda, kendi çelişkisi ortaya çıkıverdi. Yargı MİT&#8217;i suçlu olarak yargılamak istedi.</p>
<p align="JUSTIFY"><img src="data:image/png;base64,iVBORw0KGgoAAAANSUhEUgAAA9MAAAGGCAIAAAD3s0V/AAAgAElEQVR4nOzdd5xddYH//zMlBRKKa1nLusv399tVv9ssy1ICAWIKSUgIgRBCkxYiCoqrWLCsbRUFxbigoiK46ioqICRkkuktmfRGQhIy6WUy/c5tp3za+/vHuTOZJPdO7szce+beue/n42x2N8zc+dyW87pnPudzLBARERERUfZZIz0AIiIiIqKCwPImIiIiIgoCy5uIiIiIKAgsbyIiIiKiILC8iYiIiIiCwPImIiIiIgoCy5uIiIiIKAgsbyIiIiKiILC8iYiIiIiCwPImIiIiIgoCy5uIiIiIKAgsbyIiIiKiILC8iYiIiIiCwPImIiIiIgoCy5uIiIiIKAgsbyIiIiKiILC8iYiIiIiCwPImIiIiIgoCy5uIiIiIKAgsbyIiIiKiILC8iYiIiIiCwPImIiIiIgoCy5uIiIiIKAgsbyIiIiKiILC8iYiIiIiCwPImIiIiIgoCy5uIiIiIKAgsbyIiIiKiILC8iYiIiIiCwPImIiIiIgoCy5uIiIiIKAgsbyIiIiKiILC8iYiIiIiCwPImIiIiIgoCy5uIiIiIKAgsbyIiIiKiILC8iYiIiIiCwPImIiIiIgoCy5uIiIiIKAgsbyIiIiKiILC8iYiIiIiCwPImIiIiIgoCy5uIiIiIKAgsbyIiIiKiILC8iYiIiIiCwPImIiIiIgoCy5uIiIiIKAgsbyIiIiKiILC8iYiIiIiCwPImIiIiIgoCy5uIiIiIKAgsbyIiIiKiILC8iYiIiIiCwPImIiIiIgoCy5uIiIiIKAgsbyIiIiKiILC8iYiIiIiCwPImIiIiIgoCy5uIiIiIKAgsbyIiIiKiILC8iYiIiIiCwPImIiIiIgoCy5uIiIiIKAgsbyIiIiKiILC8iYiIiIiCwPImIiIiIgoCy5uIiIiIKAgsbyIiIiKiILC8iYiIiIiCwPImIiIiIgoCy5uIiIiIKAgsbyIiIiKiILC8iYiIiIiCwPImIiIiIgoCy5uIRlbz0kkWIqdslrWkbKSHRURElHEsbyIaSc1LJ52W3Yn4ZnuPVs1LJ1mnP92TljaP9LCIiILA8iaikZSqvJlio1XZkmQftPhJi4gKA8ubiEZU2RKWd0FheRNRIWN5E9GIGrXlXbbEOi0u8/8+ZULBlHc+vgDyccxEeYblTaNc0t18QHuUZE2ZmZ+abKZs+jedaoJHmluGG2lUlneyJ4gd4yuI8s7HF0A+jpkoD7G8aTQbODGzvLNPsmRHZnZjKVI1zVodZnZnvsJT7O/zOsQGeJDz+45lQiGUdz6+APJxzET5iOVNo1jy9g3qwGp2yjtFp6Z9y2d/TIbS38O5T6OxvFP9pmW4j9WoUAjlnY8vgIHHPNKjIxo9WN40eqU+NhzIXjAb5X36LMzBH5fKSnlj+B9jRlV5D/Qg52x4BaYAyjsfXwCpx0xEGcU3FY1aAxzCyVAHDyzj5Z2R3XkWyzsDVTFKyjsvD3kGpgDKOy9fAKePmYiyg+8uGq0GOjzcf8vafjDD5T3QLMxBVEt2yztTCZW7eZIeTpkdQCGUdz6+ABJjJqIs49uMRqk0pppk+RBURss79d0Z5A1mvbyz+ZDmDy4TkVohlDdfAESUCsubRqd0ppr0bdnZ52euvFOfVTn4wQ9zVOn+JmGUddRQnPGs8UHxFUR5gy8AIkqO5U2j2qlxuWRJ8l8BZ2eHmKnyHih2h1bxGRhVGr9SSPtB5THAwlIo5U1ElAzLmwqFNWlpc8pfAWdjr5+Rxh3wrMqhjDqTc2AG/sXCoE769A16BJSHWN5EVMi4q6PCE9CEkww07kDnaQ39RM2MlTfOFt/pPaony5v9XQhY3kRUyLiTowKW3Qknw27cgc6qHPJwg13rML1hli2xzrBkaKOh3MfyJqJCxvImAoAs7PiH17jDvVZldkY16KGm9agmKW+uADF6sbyJqJCxvGmUyZ1Jw8Np3IHOqhxeoWTlmvap5pykebMs74LC8iaiQjbidUKUUckmLljWpJEYypAbd6D5G8Mu0qyU9wATY9LpKZZ3QWF5E1EhY3nTqJIivEck44bYuFm++l12yjv1hJN0bvf0UywDyLAUHxXyPv/y4X7lXXknfUvm7nCJKLexvGk0STe8/a/L8mCG1LgDnFWZmc8P2Snv1NNj0imUAMs73SsBZeDnJ3sqB3WzZwZf6u8P8H4NWwbLO/lNpfeSS+cj4gAfg8/+eA7jBZDuhcDSlv5Z3Wf++5kLrxmi0YTlTaNI+ke8T/3K7Ixm8I077FMVszKqYdxsIOWd7rgHmMOThcc8xeM8uCUl0xnSQHOTsvxaGqIMlXfqD3tnf5STfO8ZA0jrgU096uG8ANL4HJW2wbyhkrwRU/0LSkRDxvKm0WMwU02Sf21GhzPYxh1OSWRvVMO62TTLO8mzMZjyHtw5tYOJVAz9IHEg5Z3GlUQzfb8yIBPlPeBalme/qbOWd7q/Q8hKeaf+BJ7244PT31BpvfBY3kRBYHnTqDG4Od7Jv3qwATCQQTXuQCWR0UjKyfI+/dkY9GU+h/LxKb1CHeojk/XyPutEiOzcrwwYdnkPnN1DXDuo3wAG8WuE4Mo7bcn/WWN5E+UMljeNEoPeaWQ9vQfRuANUVKb3ekHP887+XjvpM5/2hXjSitQhvCSyW97DzO5h3K8MGGZ5DzAHOu3Hd4DyHtzsnayXd9pS/GvG8ibKOSxvGh2GsM/I/lFv31njYICzKnPwypopbzX5Xch+3CUv77Le/5DWbQw9sAYaVZbKOyPZnbUX2NkNp7wHWvlnEA9uyvIe7GObxXne6TlLcLO8iXIPy5tGhSHtMoJK737O7IMBzqrMyg4v0PW8A9lpJy/vpaf+bbo3loGqOzmqbJT30gHSM9kiPmcJx5GoqiGXd4ayGynLO9XL+PTbPvnUDHy6dFbf1OkV96D+TWN5EwWB5U2jwRD3GCOQ3klGkKIksjSGgK9hGcAjmeLJTybdmxzc0c2Uo8p4eafszgHHNvBx3OAPew+xvAf41dCgX71pn0A59PdF1ss71Q8dxr9oLG+iILC8aRQY8g5j5NMbSNJ52dzXZaO8U39+CGKfnW55D/o5HdaniODKO81TWFPHZdDpPZTyzmR2I83yHullJYf0I5NK94eyvImCwPKm/DeM/UXK9B6Rnc2gWmqIMl/eA5zxFsijmE55D+8RHcrzEkR5D+p+DfA0BZzegy7vgda5H9pL7OzlnaXVfrL8mXqY/5axvImCwPKmvJeintPbXWQxvRO7sWHeSqZlurxH/mDqWcs7Q8MY3AeJrJd3Bi89E3BZDa68M5/dSKe8h/2iSfkCGObtDvDjhv0PGcubKAi5lgVEgzWs8M5meg91nensymh5D3DJj+B6buDyHqkrxmS3vDN4rXUEPtV7MOWdpctLnaW8M/HSPePpy6bU74FBT5FieRNlW47UANFQpSjn9Hc4WUvvlHvDYd3qcGWuvAdcNyPAmhugvEcwGbJY3hn/BUXAj1Pa5Z29q7oOVN4ZejT6PX3ZlqHuZnkTBYPlTflt2OGdvfROtT+cNKnf3w/nBwx5VMNOmQB+WZ++Ya7nkNTwR5/F8h7O/Ur6xAV80Du98s7CB49ThpC9G0+MPyO3ks4PylR3s7yJgsHypryWgfDOWnqnLO+lzUl+4jB+0KBHNeTgGOAsvVNuLdCQy0YunLzN4dxCNsp7+PcrH8o7q9mNgcp7pGYnDVkm12dieRMFgeVN+Swj4T3AzmvYy4ql3I8NODl56D8zvVGlU89D3gLfT2clF057SQxtVLlX3qmqN9Dn7KzlnXp5+EyNMyeO/WdCZtdFZXkTBYHlTfkrVb0OfqeTlfQesLzP0t7ZK4DslvdI7KSDKG/fYEfF8h7MGBKv+exnN1KWd5YfhoxXbKavR8DyJgoCy5vyVubCO6NzJc96myf3Y6mDP3t7uyyW9wgdMQyuvAd1oyzvQY5hSVnqy21meoRBl3dW3teZvw4Yy5soCCxvyleZDO+spPfZy3sk2jtb5T1yv6fPSi5k8kZzqbyTpm2ulHeqpVcyP7yAyjub7+psXH+X5U0UBJY35anMhnc20jud8h64vbOSsxkv75HeL+d8eftY3r3SPE/3lCjP/BCyXd7ZrdhsdDfLmygYLG/KT5kO7yykd3rlPWITvjGo+hnxXEstT8obAMDyRuoZL5MGuHJQht8HeV7e2eluljdRMFjelJcyH94DFfDQ9jzplvdZ2juY3V7awZ17qz/kU3kPdgiFVN5LygZcJz7jpybmbXlnq7tz4lVPVABY3pSPUu17hrfryXB6p1/eA9wj7vjOiuU9uBvN4fJOPO7Z/9SXx+Wdve7OiVc9UQFgeVMeGnBudFYMZd8zqPIegQnfo0VulnfiBoY5hIIr79TLmyCTE75Tlndmbh7IVsVm64K72RwzEZ2K5U35J/jwHtLOZ5DlPYITvvNbTpe3b8hDKMDyTvUFGT0sfUZ5Z142XpbZ7W6WN1EwWN6Ud0YivIey9xl0eQcy4Xv4x2JzTR6Ut28IQyjM8h7g6u7IzNmW/W4/WzL/ssx2d7O8iYIxmnbAVBhGJryHsPsZQnkH0N7DL8JckzflPchRFXJ5Z3vCdwC/QMr0yzL73c3yJgpGvu90qeCMVHhbgz7WNqTyPts9zNbyBXm8dx2t5d2rMMsbQIoL6wQ/4CHJ7MsyiO5meRMFg+VNeWXAQ8JZN7jsHXrjZrO9Wd7B3GimR1WA5R3EhO/syeQLIJjuZnkTBYPlTfkkZXhn9PzD1OE7qB8znMbN3qQTlncwN5qdiCmw8k415SZzE75PyvSbIHMvgJT/GGT8WWN5EwWB5U15JJjwzlR6D69xs9XeLO9gbjRHIybfyvssE74zMu7sPDuZegEE1905+6IlGmVY3pQ/ggrvDKX3sBs3K5NOWN7B3GiORkz+lTeyNeE7y89OZl4AQXZ3zr5oiUYZljfljeDCe6DoHXZ7DWY/NmB7Z/ua9vlitJZ389JJmf/3OS/Le+AJ30N5/6d4Y+VaeQfb3SxvomCwvClfZPOqyYP4aenvhjLSuBmfdMLyDuZGM1PeviHehxQ3mo/lPdCE7yEOIdtvgky+AIJ6r7K8iYLA8qY8EWx4ZyK9M9S4Ay/nMuh7z/IO5kYzH15DvCdn3Gh+ljcyeuHJPCjv1O/77F3OluVNFASWN+WHoMM7A+mdscbNaHuzvIO50awd8py0dIh3qfdG87a8eyd8Z2YI2X4TDO8FMBLdzfImCgbLm/JC8OE90M5veKuTDGU/lrkJ3yzvYG40i+VdSKsKZm8I2X4TDOvpG4l/74Y7ZiJKE8ub8sHI7IiGmd6ZbdxMtTfLO5gbZXmnlL3yTvt+5HZ5B3kueabGTERpY3lTHkhVndneIwwwzSONfWCmGzczk05Y3sHcKMs7pYyX9+DfCDld3gN+yB66NH4yy5soCCxvynnBn+J/9h+dzg4+842bifZmeQdzozla3gmjpbyH+kbI5fIe+F0+DEP+0fn7bwNRTmJ5U64bwfAeXnpnpXGHPelk9JU3kIWroozy8vblc3kPb7nNgizvIf+Tld//NhDlHJY35bgRDe9hpXeWGneY7T06y7tPpu5QQZS3LxfKe6i3k9rA787CLO+z/myWN1EQWN6U20Y4vIeT3llr3GFdVX6Ulzf64pvlnatOKe/h3tLQ3gmFWd485k2UE1jelNtG6uTKNIZwtjFksXEH2jmP1OeBnJGRO8Tyzp6yJZnb7wzwThjogcrl8s7WGZac502UI1jelOOS7oaCXPo31RjS2B8l+75M7cVS7CSHuuZKwI9oNmXoDiV78gZ1o9t/PdyHedhDSHqjw/z+nDOkd0Kyb8p0YA796ctKe6d197LykiOiU7C8iYiIiIiCwPImKlAHDx488y+PHz8e+EBGMz6ew3H8+PFIJDLSoyAiyiSWNxFR5ikFk95XGjpVdp8YIqIRxfImotN5NEi2jPeYkA1H2wY2IGHbUGk0pNZ6pMeei7TW2X+ZExGNAJY3UUFLeohxpA965h8JFUXMhQOh4QASUFCApwENaEgYGyIKz4YHZSAAPdKDzm2MbyIalVjeRETDpaBt2BI2lItwGFJCQwEKgAEMDOBBxyFdSBhAId3JKAXMcZyRHgIRUYaxvIkoCU2DISDDOiwRhQrbh96AG4Yb9YRyNbSCUdBae5BxSAfSKA2pjRrpQec2sLyJaDRieRMVNK214Tltw6ag43AMolCtkd0NiB+DG5JaSSSOeQPaQHuAl/gbzWPeA5NS2rY90qMgIsowljdRQdPJZtP6s2wpfcrIqI4ZdEHt79j8Z3RuR/iw48Q9QGkYpaGk1tIvb6210XKkh5zrALC8iWj0YXkTFTQpJfr1N49/D42B9iClaEF806HKJ9FSB++wFLbnT/WGhpEwut8Eb54+SERUiFjeRAWN5Z0R/gmURp1ArOFIxddx6BWIZqO9k+WtJZSGhjH+mZeS8U1EVIBY3kSFyxjD8s4IA0gAaENoxfGyz+idz0LsBoST+HsJJSA1FIyBBCSkYXkTERUeljdR4WJ5Z4p/zBtoRdsLx1fcF1/3GLztgBvTveUtBYSGADQ8wGN5ExEVJJY3UeFieWeKAYQB0IJDz7S/dltX9ecQXwvjRhU8AJAQwi9uKHiAC6lY3kREhYflTVS4WN6ZYhLzuY9h12PdZTe3rliCUC1gx0y/8nYBl+VNRFTQWN5EhYvlnSmJ8lZHvE2PRstvPvbKnWgvg4nb/gLeEBAunMSF5V3AYXkTERUkljdR4cqx8tb9tuF8zUjREG/aaz/lVl3f8tJNOPEiRI8DOICChnThSbh95a3VyA3UQJ+5jdxwiIgKCMubqHDlUnlrQPRup664Z/p/jez3ZbkUi0ZCx9DV2LbqRq/ymsirs/D6DyE7hUYMcADAhrThARIeEE/MTsnqkPptib9IRLaC9DcJISE8CK61QkQUDJY3UeHKvfJ2e8vbH81p7dhX3m7OlTcEdBfaVnasmiurroi/+lFs/TZEi1aIATEAsKGiEGLEy1tBK0gJ6Te3B+FCcK0VIqJgsLyJClfulbcYsLxP+7JcKkXjQrfjyMudq67TVVfay6Zi/VfhHIJGHIgDgAt9srydkSlv9Ja3ltAS0uvdJDQn+BMRBYDlTVS4cqy8Ze/Wm9Qm1WFvefqMlJFnQ7eIvf/TtfI6XXWVu2KaXP0Iet6AMs7J8o5Buv7lK0euvP0raEL1Poj+Uoey/6cbIiLKGpY3UeHKpfLG6adOmqTlfcaX5QgTgzoQ2/bf3auu01VXiZUzYtWfRGsTlPAS87xdGL+8tUysLpjtIZ1e0+aM+O7rb8XyJiIKBMubqHDlWHn3c2Z2n9GRucVEId7oXvutnlWzTPXVqnxGd9ldOFQOFVV9CwsiBm3DSP9vsn5vUpf3mf3N8iYiCgbLm6hwsbwzxoTgbOqs+3x45SxUXa0rprcvu1k3/xm6Hei9gDxsGBtGqIBmd6T4zYDJs4eWiGg0YXkTFa48KG/kSR6aLsQbOqseiK+ciaopqJzW9pfr9ZvPQx2FkQYANOACMcA1AR1jTlne/mZw8s+cfmyJiEYRljdR4crd8k5GayiVGJ6UuTLP2xhjjIFuw5Hfhyvv8SpmoW66WnlV6LXroxseh2iGdnu7VvjlDYMRfJj9p9oYwEAJKAmj4Lm58ngSEY1uLG+iwpUP5X36+ZRKGaWM58kBvidIveV9HAefjVcukuUzUTNNrZocfm1WbN3X4W6DjPnDNxBAFLBhRvIE0cRTbGCU7jv+LdxceTyJiEY3ljdR4crt8u5bPVAq7UrpAdoY47qu6wrXFSM9PKA3u40x0Eex54du5Xyzagaqp+ryKyNlM2JrPo/oasgwlH9Go1QIAzEEMt0kyRQSg5OfZIyGFEY4MBJGwmhOOCEiCgDLm6hw5XZ5i97LVboGjlS2Np4xCoBSyh/2yOrLbq015GFs+09VMRurpqFyCiquiJZNDTd8Et2rILogYQAJKRE2iCYWJQ++vE+uhi4AARWXblg5YZgcvCYoEdHoxPImKly5Xd4AbMB2vG7A9vtbSDtHFvPun91aa8iD3trPmPJpWDXNrLoalZNiq64JVd2Nlj9DdPrl7UF7CCuEoYM75n1qf/vl7RoZgYzAv7C91wUZMiJ08tKhRESUNSxvosKVY+WdtKejHV0HhQoBMcB23IjrxUb2ApamH90LYl+s9j6UX4NVH9UrJqPqCnvV5K7yhTj0G7jtEFCA27+8gzrm3a+8deJot465drt0OoAwEILssMMHIqFDLG8iogCwvIkKVz6UN7p6Dra07ensPqRM2MCJ2z1SOblQ3n3ZrZSC2BsqvxXlk7Hyo+q1K1F9pVMxuaPsBjT/Am6rX94O4CKkEBq58haAa1SPcDtguoAu6LZQ+67u1te96FEgJ6bOExGNbixvosKVS+Xtd6Gd9L/t3l39+vZlwtkFtECcQKQdWp48TdH0zkBRgE6Upjn16oxDuld9y6pok9hgAO2vCahhlIbyIB3IOMSOjpU3mvJJWHWNXD4JNZO8isu7VszE3h/DOwyhFeACHmIGMaghTas2iaUAAfTO1fbnZyf5DUDfVSp7F+3WBsLABWJadsN0QrfAHI4cXb1vy/Luo9uBKI95ExEFgOVNVLhyqbwlEAVCBqGk/3nv6z/e0fQNdC6Dtx0dB+C4nkYckBrGBlzAARyg2/YPJ3v+uZmAC8ihTKvW/c7vdBWEgvRPTnRlb+srDScMFYJsd/f9qat+kaidjKrJqJyEqg+j+mKndmZb3QNQO6FjUsHzG1kJCCAsB1feBkZBaRgDAw3EgC6gE/Dn4cjEkPpdJcdPchhoBamFgOPClojGwoegjiG6OdT0zKGKJ1TzKsQ7Efe4tgkRUQBY3kSFK5fKWwBhoMsgZBBL+hXN6x7dV/dFseNZdGyF3Q4ID9B9K6CEDaKJY8kG2oN2E4eZoU45WpymvmPwtoGt4EpIP5091Xt8XWrYIch2yMPum7/pqr7Frb4a5Vdj5eUo/yAqPuJWfbSt5l6IjdBdUhnPPyivBCQQdQc3HgOjobT/EUIbxIAQEALCgOvf577m9o922zCi905rLQ1sgzDQCrMfLZUdDT84tuJrYtuvEdsFz8ZIzt8hIiogLG+iwpVL5S0BG4gaxAxckyIDd1c9ur/iy9jza7TXQbZCRhHvgvQSa+Ulls22FcIKUQM3EaFDOeh92jHvk+UtdG/bSgknBNkOdTj6+q9Cq27XK2Zg2QwsuwrLL0bZJc6qaW0VdyPSAN2ujesBEq5GBMaGE4EZVOr600X6Ntk3+yVxBfiTM0ykgpCQUeXFtHKkADS0hrIh2+HtxLHfta15dG/ZQ+Gt/43wVsh2KNE3S4eIiLKK5U1UuHKpvBMrb/RmZfIO9A7+vrn68/urHmxt+iqOLEPPdohjECF/eomTuDi7K/1VOxCF0hCAB4ghlPfJISkICe31Nry/OjeUhBuCaoXX3LHhJ5EVt2HZdLwyHa9cjWX/jtcuccumt5bfgxOrYFq1cV0oCVf7l7EU9iAPMrtAl0G7QdRAGMAYGH/yiemb0e43t79JAeMa5ZoYEIOMwW7F4QbseLaz4v4jK29t2/Bl9KyEaYFxjXZ5xJuIKBgsb6LClUvlnXDKihzJxtKx/bEdFTcfqL6xfdU92P1TOK9DtgJuFAgBPUAM8PyZ0CYMHYYUiUkngz+j0b/oo4FUkBJanl7eAqIbuhWxXUfqn4ivXIDXJmPZVVh2BZZfjLJLnVUz2soXy30vQ3XCKFfD6/12M+hj8DZwDDgKhABp+iafmMQxfQkhYUvYHoQH3bt0ij+HpxWxPWh+DfWPqeVL4stvjDXc4+7/KbyNElEXcOEJ2Kl+z0BERBnE8iYqXLlV3v2mKQ88K/voto8frp8ZKpvqlt+GbU8i3AS0enB7oENAPLFIhwsThQ5D2YmTDQd7z0zf/9aqX3YnpowLA+2X9wn07NhT+c1Y5Y0ovwJlk7HyCqy62FReFqueeaJmcWjHb6HaAGkrJaET4a4G++i4QCvQAkQBnShvA2X6sjsmEZNwJWTivmoXCAHH4GxVb/5PrOZL4uVF6sW5csVC7P4u3CagNQ4ZAiKIRk234domRETZx/ImKlw5WN7+LI/e8k55xZz2zYtk7dT4K5e2l82Kb/8aumrgnvBcHXcS5yACAkZCA0YDLmAPetW83kEYQEGfXKPQ/4TgaWgBGYJq8bq3bV75la76BV7dFbJmiqy5WtZdZjdM6lo981jjvce2/QTmEBCKy5BCVCE2pDUF/XnwiXvRf5KJhCsRk4gqxBRkYoQa0CF4zehscPY809O4JFI2Uy6fjBWzUf9FtFdDdRroMFQX7DBCMXSyvImIAsDyJipcuV3eOnF58xRnIvasmqyqLotXf7S9YkH7mq/LA2WIHYOwoVxoASP9I+gKkLAlYoMuy1OXCum/OjgMtKugBVQYutXu2rZmxbeOrf6Prob7QnVLQnWLQw23d6y+vWXN4oNrvtS84XnoViBmez3Gv0dDKe9TJuL0O5nSVYgpf5lwv8sTKx66UPvRuSqy6Ycnyu8LrZoqaiah7mq3dhFOLEe8BQJxByfscAQxB2EPUZY3EVEAWN5EhSu3yhv9roljAEggBHQC4VSXV+xeeVl41bWi9vZY5T1dqx6QG59AazXcFnhxKG0AFyIMOwrlDH5+h+NqqaA0NMwpV+Q5eZUaCRMDOoEjcPchdgCRQwgfR/QQ4jthb4GzBXYzenoSM2BU72V5em9OCNH3gEspbdvueyKSPDIKkFACnmtc4UjjGLgGroGjpA3jQQtoF3YX7C6oo/rAH3rWfOHYSzdGV87C6qvbl/1Ta+UMdPwC6jAEIGB04mOJh5iEzfImIgoAy5uocOVYeevEHyfLuwtoBVqBcKpZ2t0rb3LLb0TF9aZsNipvw7ov4/Ay2PugQspEI6YnBqNwMUgAACAASURBVBEBIoMv70jU9QQ8oXpnm2gDqN6r1WgJSH/B7xDMcRU/CtF7NR8b8DzIKFQIytWR3sVV/Pj2dGJqtpsoXWOMEEIpZYxRKsUwE+d0QktIAaEc3XejfspLiVgPZCfkUYQ3RXY+17P28z2VN3mrpunyK2MrPtJTfa3Y9y14q4GYBIzqfah7F2/h8iZERAFgeRMVrlwqb52Y1X3y/Er/mHcrcAxoB+zkS51ULY4sn4VV12DlFVh2pfeXj5qmj2P/f8NZB7RoeD1ChqGHcMzbH4XjuTE7KpTjL6GtYbSCktDCv0UBRGE6tOyENkpAOPAcCC8uVTdMJxD1L7ujHTjheCzU5kXa4Xr+pwsppRDCf/CNMQM9+H3zcDSU0ab3ikGJC9G7gC3gdsHbjbblsdcfb298oG3lzFj5FVh9BSoua33xKmfzVyC2CN0ag470Xt4ysQ46k5uIKCgsb6LClYvljZPL+fVeI729d85J8iuud5Yt1Csmo+oylH/EvPQB+7XLIzWL1O6liK+Hbjci7MkeBdcYNah7F+qJCelfrUZK4zgiqox3craJn87Cdd1uJTqU6fGMcDXiCnGFOBwHIQ+dEj0n54lrJM6SlNKLuf5sk0gk4nkeANd14/G4bdupxmM0tOmbAa+BxGQROIAtYHfB2Yt9v2urebil/EZ37Q3Rist17WVYPcmtmNJT9QCOLANCMYMeIAwt4QKuP+2E8U1EFBiWN1HhyqXyBvqC8pQhSAPXIGYQVbAVoJINsGfl9ai5EvUfRNn/J1/9V2f5tO6Vd/as/hqOvQS9E+awih6B8c5yXPlUiQPKynNE1FNRDQeQxhgpEAl7hw6eWNu06YUXXvjOd7+xePGiefOnXjrpgx/4l/e//d3vHXvB+WMvHPPWvz3vAx96z6VX/Mv8eQs+9fHP//TJX9auqjvc3OxEY36Ix6Ju4h5K2TfJJBqNpnpwNISEUJCm7+i3NPBchNrgHkNsK3b+vHPV/R0rrotXXuXVXKKrL0Xd5Miqyd01d+DQHyGPQcEFYtBx2AphIJb4vKNY3kREAWF5ExWu3Crvk5NMZOL/7bfCoIItEZVwvRTfHa2dZao+hFUfwIqP4NVJ9kvTev5yU7TuYTT/FOEqyD3QYdMrnbFEYtG453rSNnAN7KjdtXvP67W11Z966LOzZt7wnnf9vWWNs6xSy7KsIssqtkosq8Syxo6ZMH7iBePOH1t8rmWVWlaxNbZo3Dhr4ljrnLFW6biS4n/+x3+6f/Fnf7z0uT2794fDYQBCiHg8ftoTccZ4tICr4PaWN6AFvAjsFsR343iZs+l7XeX39ZTNluVXoeLDuuwfUXGJWzH12Gs39Gx5DGovdBSm71KXMeNfSvOU6T1ERJR1LG+iwpWT5e0CbmJiiQIkjPLXrpYSYQ8hF2E31SLfZTNk+VUouxyv/jteuwYrr3P+MrfjlYVmy6OIr4Rq1VqnGd9+eStoBRGKtL34l9/ddc/Cv/+Hvxs7tvScsecVWeMs6xzLOmfc+PMmnDexdGxRkWWda5WMt8aMtc4vsiZaVqlVbFnFVmmpVWoVn1cy8e0T3/KWc8aVFFlWsWUVF1sl40rHjLv88ssfe+yxrVu3CpF88ZZ+49ECnvSX6waMMdrrUbGDCG8wLX9qX/+lw2U3hCqno3YKVn4Ey/4JZR/GyknRVTeE1n0HHQ1AOxCDiQA2tAstAKkgPQgJkbNXr0y50gsRUd5ieRMVrpwsb5GkvLW/qkdMIuQh7MFNPuMb8GoW6mVXoOpqVE3F8mvwyjSUzdV1N/c0fBJiHdRB6BMw3TCOMcq/EmS/pQwTi330Lt2tN27b8MgXP/O+/3uRVWxZRZZVZBUXF1vWmCJr/JiS88eOOW/suAkTzpv4jne+9f9c9LeTPnjptZfPvOW6e+6+9cE777h3/vx5V19z2cX/9q/vfNvb3zLhggnFJWOLrDFjrdLxiWPhVpHlmzBhwpw5c1566aWenp5Uj40CHLgebONfFUh0I9qMztVoe/Fw+eJQ421O46x45b+7Zf+M8g+i4mKsvNKtvrmt5jPqWBnQInWoJ9qqZSd0BFL4V/RUgAfpQRhO9CYiCgrLm6hw5VZ5J/TO9saZ146RBsJAGGgFoRBK+v1e5fVomIXXrjR/+Dcsm4rKuSifoStmdbw6F3u/g/irUJuhTmjlOg6gYaKACwiNeFw5MQMdh1m3c9utH7vlne/5K38mybhzSsedM9YqKrGsUqto7Pvf/8E7P3bf40/86E9/fmn9xg2d3W3Gn7ahAQNj+katAa21PnLkUFVl+dNPPfmpTy+ZOu3Kv373W60iq8iySopKx5SMHVMytsgqLrKKJ112xc9+8kx7eycMjIbuXULcGAgghG7HX2bR3Qt3J9orj/3hgfBLd6D+TrViSvSVf3VXfcjUXiyrL/YqL4nUzXuz5ovhlnLgENDhyS6DOODCeCfHyWkmRESBY3kTFa6cLO+0GLgKnRJdSf+rqp6FlR/Fq1fgtWuwcgpWTELZ5aie0vWXa+LrPwunEjgMOFojHgUE4AGehHSNE96wae3tn7zfGmNZpda5E0pKSq3iEqt07BjLKv7gh/79yR89vWnTzgMHWqIxT2l4QrnCM9AGWvR+LJC9c9X9rnWF40m3d/EW2R1q37R53bLlL995+x3vedffFFnFJUXFRVZxkWWNKSktsqx//ud/ffzxHwjPwCAeE355uxo9iIfRauQ+6J1q6zMHf307Gh/GsnlYOQNlV2L5h8VrH5JVl+vVU9zGqUerFx1v/n3U2Qd0anS5otMkLueTePhO34iIKBAsb6LClb/lDUiFiISjk403smqOXjUVlddg5RVYfgleu0QvvwQV06MV849XfuJQ0w87jjRqHVUaQgAenI4QPMeE255e+thb33GeNcayzhtvjUvMMPmH97/vc498YeOmbZ6A60KI/ke14UnhSVdqIZVJbFopo/1Nw0itPCls2xbC7Tuib4wC0Nra+txzz02fPnXixIm9M0/OKS62xowpufTSS5uamgB0d/fYtmsAD+jo6QTajm393bHqL4vVD8my6/GXK7FyMpZfhmWXYcVkXTFd1s1xG+d1rHsI7gagE+iSpsvxOg0c9L9KJZubiGgksLyJClc+lzeUElpDSqhkZyeGV0w1VVPMykvNioux8lJv+SSvfG68bvHe1x7c2/gj4+wFYq6S0ZhrhIQS6yqXz7jyI6WWVTTOKn3LudYYyyqx/v8P/P2Pfry0rb0zbotI1DX+xA8BpaFOrq4NQBtorbUy2hilofr9aQAYY2zb7lvApI8BpPQ8z9mwYd1tty0aM7aoqNi68C0TrSKruMQqHWPddfftXd1tgIzFbDvmTz/vat/9Uuvabxx5bYGsm4OKK1E9Ga98GK9cjso5pvzG0PL5zpolOPYLYC8QAsJCdQsV5sLdRES5gOVNVLjyurwhAAUl4DrJ/3u4/Kp4+b/LyktRdbWzYppbfdeR5fd3bngC7gagxZFdLlwFDYgvfuaB8ZY1zrL+6sISq8SyJpR+4NKP/OS5Xx1pbVWAKyF7L9AuROJQsZKQUiultJZaCan8I8oCJy9Ok7g+pPSEcD3PEUpof4K1lhBChaMRVydmqmgIA7luw5p7F99lFVnnThgzdpw1brxVVGR9+MPvb2qqMkrDBSKAE4bZF9r1VHP5onDdbDReg5pLseLDWHEVym9wXru9e8UD2LEUagPMEWV6NCIqMZNdGqO0lmc8Tv0m1hMRUZaxvIkKVx6Xtz/9QsAouC5sN/lX9VRc6dVOUbWz7cqbQ5UPh9c+AXcdzL5Q1x4DW0Ku3bL2sss//K6/njC+2JowxioqsorHW5945NMRo7xE2ye2aMyLxYV/eqKWRnpCSQ+mr7ZdIApEgRgQS1yrEi4gYCSMTlyCUsJ42p8DboCIE+2KdPf2t/T/XLb85csu/zf/zM6/+7u3FxVZ559f/Kuf/9TrNIgAUsI9BLsB+qWDq+Z1V1wjyy5G7WRUX6uXzYm+dj82P42uJsijcFs92SNktO+TgFJCnfILAt03+5yHw4mIgsHyJipceVzeGrABD9BQGrZGqivshGvnxGtuidY+KDY/jdYGyP1wDivRpSBeKVv29//4PqvYuuCCMaWWVWpZN900a+361V5iXUO4KjGfJByxAcBACalcB8KBdCDjcMNwuuF0G7sN3gl4LfBOQLRCtMPrhAxB9Kh4F0QMRsBIaA2toQGlXddOnJqpPAPteHZXV1dfDT/x+HfPP298UZHlb+eOsb7wyU93HToB14PoAVrgrkXb86E193WXXY3aj6Jqhr1ivl77TXSuhtsFIaGFNp42nl/VWkulhDGq30Fu2e84PcubiCgILG+iwpXf5R0BXEBDAS7gACkOfKO96uOhhm8ithXeMcSOQ8cA+fNfPfv297zHKrYueMtEq8g6d5z12H99LRLudIXTEQ5LQBgYQAihlAK09mw3GoJxoWIwUegwdAhuKyKHdc9BHW42kT2I7UFsD6JvIrYXsX2IHUL8KLw2yBBUBDICNwI3AmFDC0B4Iq60q7WMRCKe1/vZwaCroxPQWzZvvGry5UWWVVJilVjWeMtafNuieDgCIG73AO3Adn3wZ60Vd3StvK57+XXx6iU48Du4ByE03P5nT2pAe54jpZciu1neREQBYXkTFa78Lm9/OoiRCq4DGQccpDzyjehauC3oaoMQcOXSJ58qKj2neNyECRe+1bKK3/ve9/z+f3/rX0pdCGUAxxWATlSpimuvR9ntInJchA/J7v26+03dtUt37DDt21XrZt26WZ1YJ080yNY62VqnWhtl2xrVtk60bRRtm033ToT2INSMyEFEjyLeAqcdXhdMLHHBzsR0lMQy2/6fru0ZhbYTrUvuv6/IssaWWGMtq9Syps2YfqwjHJFQgIgegtmFI789uOITe1/8GPY/g+4GRA9DQ+qky5acNr3ktI3lTUSUdSxvosKVx+Vt/AO1GrAVYg7cOPxLxaRYKc87DC8GDyLk/PKp595y/rv8y79b1rirrp72xq69MAiHIsqR0FCOhPGns0Qhu+G1GfuojuxTPbt093bZvsm0r0drE07Uo6UGRytxtBJHysyRV8zRl82RV8yxV83R1/Txlfp4uTpeqY/X6hMNaF2H9o3o3IruHQjtRHgP3BaIdogQRBjShVSJMFaQttYupGdg4DniqR//9znjS0uKrL/6q7Gl547/18sn7zzS4QDaeCZ+DNHtzp4XI9t+jUgT1GEgLAEbUDhz3cBU5c0zLImIAsLyJipc+V3eUkMJIKYQc+E60P4xb639/zldvK0LEn94/sXzxr21yJpgWRPGjHnLlClz9+49ZgygYfy5GErb3Z3QNrwOeMdhH0L0TfTs0F0bdcca01orj67QR5fh8F9w8EUc+CP2/wHNv0fz/5jmX2LfL7DvWbPvWez/td7/G73/d/rAH2TzC2Lfn9T+l9WhV83hFThWjuMVpqUO3dtMzy5E9yN2FE4HvGjiuu4KEIkY7moP+/X8wgsvvO2t5xeVWlaJNeFd7/qHSy/f39EtARgNNwoRht0OuxUmDMSisOPQKcqbzU1ENJJY3kSFK5/LW0P5S3m7Bq4H4UL6p0Vq/xxCJ8ms75f/XDbxnLcVW+cWWedMPPevb5r/se5Ozxj0dHtGAho6HoV2oWJO+15E3kR4B3q2omu9aqtVLSvlsVf0kT+Lfb9We3+p3vy52f202fVj7FyK15/Ejh+Y1x8zO76Dnd81O79ndj6u3/ihfuNH6o2lcuePxc6nxO6fqT2/0M3PYd9vzIHf6oN/lMfLxIla1d5kurYi0ox4C5weeDYcN7GoiobnKNdRfj3/8Y9/fOe7/3rchedZpdaYt71lzqKFh9s6HFcbp3eqti1cJyrhRhB24J5R3kmzm4iIAsXyJipc+VzeSFzPBtoAEtqDlpDKD0oNxJLfkfHjJhZZpWNKxs+bc1MsLKAhXGgFGBjhabsbsgvucdG2FR3r0F6P1hp9fIU88qI88Dux71nV/FPvjSfkzsf06982279htnwVmx41G7+EjV/Eps8lts2PYPMXzJZH9dYvq61f1du+Lrd9U+34L7Pze2b343jzSez9kdn3E2//c+7B34ujf9EtFehoQmgnoocRb0W0C0rCdqTj+t0cjzueUEpiVXllybixVok18a0TrBLrvgcWSwUl4USh3MQyLxLCRczx73+S8hanZ3cOX8xSJ/vdBRFRXmN5ExWu/C7v3lU6jPGX3NYGNhCDcSEkBEw8+bdaljV9yjWxnjA04j0ONDzXhLq6IeMQXYgfdE+sR9c6dbxcHV+uDr0sD/zea/6Vt+cpd9cPvJ3f9rZ/VW79gtr8H2bjw1j/ENZ9Ams/iTUfx9rFiW39/Vj3caz/BDZ8Um98yGx8WG/6jN7yiNn+Bbz+ZbzxVez6utnzbffN79t7f+wd+KU48nvd8hraG9G1Fd17EW2BjsGJQXlSuJ7nGGiDxMeDnzz19Hv/5p1FllVUZL3lwom//OXPDaAA24MChEHECSu4yl/oJUl295V378OYw+VNRDT6sLyJCld+l7dCYla0gjF+OkaBEEwErgMPcGBU8u8+cnAPjOxubYeGljAK0okZEYp27JLdWxDZYFrLxaGXxMEXRPNv3Dd/7uz6kbPjO872/3S3flFseVhvfhAbl2D9YjTdjdV3ovFjaLwDq2/H6tuw+nasuR1Nd6DpY1h7N9bdJ5vulmvvVevuUxs+rjc/iK2fwvaH9euf83Z92d7zLWfv42L/z+Th36njy/WJOtG2GT3NbucBeD0wrt/KBjJmh2EgHRcaTz/xg3dfeME7z5841rLOPbe4smaFhOtBREXElvGeSChZTw9Y3prlTUQUEJY3UeHK7/LWJ68w2TvqGBCW8TZo6Ud5NIJ4ijsk4mFoLWIxGA0jjNOlYoeh9yO83j3yKo6/qPY9r/f9XO19Su7+obvj2+62r3ibH/E2f1ptegAb78eGu7HuTqy5DY23omERGhai8RY03ozGW7B6EdYswppFaLoda+8QdTeL+oWq8TbVdIdedzc23IuN95nNS8zOz4pdX9J7vmGaHzf7f4rDvzVHXlHHK91jjYi+acIH3PBhIArYUsU0vGg0DG3iPTFoPHTPx8dZxWMs65zxJR/6tw+0R45KxDpjJwyE1jLx24CBzq08Y6pJnjztRET5juVNVLjyuLxxajUmRi0Bof0pzwZ2XMJgz76DEy6cmPQGvHgExoUXgtOCaLPp3qRbq9WRv6iD/2v2/0Ls+C/1+n/K7V+RW78kt3xObHxYbnhQrl/irblLrLlTNS7Sjbeg4RbTsMA0LED9AjQsPH1rXIiGRai/JbE1Lkpsq281a+5QTYvF+of0xs/qrY9ix7ew63G8+bRufg6HX9LHy3Vbkw7tRPwoZAiwAaGg/UP8WsO1ccnFUyxr3Ngx51qW9dDDDxh/aXAIQGtpIj3RM+6u7rcREdHIYHkTFa78Lu/UtNb+JSFt277zzjvHjh1bXFz8/PPPn/51yoGKwGlBvBnhreisx/HlOPy/Zt+z2Psj8/pXsP1zZttnzeZP602fUhs+odcv1uvuFY13qMbb1OpbVMMC07DANNyo6+ebuvmouxF1C5Jv9TcntpNdfivW3GuaPo71D2Hzf2D7l7DzG9j1Pbz5Yxx8HkdexIlKdG5EpBnOCagw4CpIz798kEE0jq3bD11w/t9MmPDWCy94W2lp8eZNawHXcaOAjsViwT/mRESUDpY3UeEaxeXd0dEB4OWXX7Ysq6ioyLKs4uLiM79SRE6Y6EGEd6JzLU6sxOE/mX2/0nuexhvf11u/iC0Pm82fNpseVBs+rtcvVmvv0U13eY23yoZbVMNC07BA1883dfNM3TxTe72puSHphlo/ym9E3Y2ovymxNSzC6rv1msVY+wA2fApbPovtX8aOb2Ln99H8jDnwW3NkGdoa0P064gfhtkL1GAhbiagrFRCzoRWe/MHPLWvcBee/1bKsK668xMAxEEK4xoyOp5GIaBRieRMVrtFa3saYUCgUCoWuuOIKq58kh70B3b0bnRtxogZHXjb7nle7n5I7njDbv2E2/4fZ9CA2PqDXL9Zr75NNd8vVd6rG22T9Qll/s66/SdfeoGuvN7Vzdc0cXTNHVl2XdDO115va61E3D3XzUH9D77YADbeb1Xej6V6svx8bH8Tm/8DWL5nt38CuJ/XeX+gDL5ijZaZ9LUI7EN0H+7iUIc+4cdvVBlKiq8vzHFz8b1dYVvHYsaXFJdZvfvtLAwFo102yljkREeUCljdR4RqV5d13X5YuXWpZ1oQJE/rKe/z48cnj+0SdObJc7/+d2vUTuf0xufnrcuMXzPoHsf5+rLtPN92lV9+pGm9TDbfI+ptV3Y1+c+uaObpmtqm+1t901UxdOfvMDdVzUD0HNXMTW+318EO84WY03orVt2HNnVh7HzY8gI2fUps/b7Z9S77xpHzzF+rAn/TxcrSvQfcWhHfHwocAF9BSav8E03jUNNSvHzNmXFGRNW588fs/cFF7R0ssFhFC5P/TSEQ0OrG8iQrXKC7v7u7u973vfdYZxo8fn/y79v1e735Gvf642PSfYu0jcs2DZu19aLoLq+8wjbeb+ltU7QJVM1/VzNM1c3XNHFV9nameZaqvNVXT/E1XzdBVM3TVzNP+THxZ9SzUzETNbNTOQu11qL0O9Teg/kY03IzVC7HmNjTdZdbep9Z+Qm36otj6TbHjSfnms/rgn3F8FdrrddcmyOPS6/Tj21+6JNzjwuDWW28fO7bUKrKsIuv5X/8yFosAkJKnURIR5SKWN1HhGpXlbYzxPO+ZZ56xLOvcc889M76ff/7Z5N+48wdq89fEus/J1Z8UDfdh9R1YfSsabjH1C3XtjapmnqqeI6tm95Z0orlRMQUVU3TlFNTMQM0M1Mw87U9dNUNXTTPV15rq6ab62t6/n4m6Oai7HvXzUH8DGm5Cwy2m8Xa5+m657iFv4+fltm+pN5aafb/C4T/h+HLTWgsciffsB6IwAhp2VMDAsdXWba+/451vHze+xCqy/vlfPgBo13a4SiARUW5ieRMVrtFa3rZtX3XVVeedd95ps036zTn5afLv3fCIWvNJVX+frr0DDYvQuAB1N6J2vq6eZ6rm6MrZqvJaVPUd5/4oKqag8hpUXmMqrkbtdNRee+amq6b1baZ6uqmenmj02lmom43a2aib408BNw0LVP2tquletf5TasujZsd38ObTOPg8jr6AlhU6tAnqCNxW44SgNTTsmAcDIfXtd95WVGydd/54q8j685//CAPPEQE/7ERElA6WN1Hhyvfy7hutEMK27b6/b2ho6Ovsc84558zD3pZl/erpbye5xfWfRtMSrL4Hjbehdr6pvR4116NmLqrnoHo2qmejeiaqZ6J6BqpnoHoaqqehZiqqp6JmKmqm9R72HsxW7f8fs1B7namdq+tv8pf69tZ+Wmx8VG37Dvb8Nw78CkdflK11smsb4kegeqCFvzC3FDDApi0bL/yr80rHWVaRNXPmDOkJzxGmVzDPBRERpYPlTVS48rq8+4aqtZZS+n8qpQA88MADfl6Xlpb2pfa73/3u0+P7yc8mud01d6PxdjTegprrUXsdauai9rpEc1ddi+rpp2d3zVRUT0HNVFQPsryrpqNqeuKmEgfIr9O112PNrWrNx9TaT6gNnzNbv45dT2Df0zj8G9OySnVuQHQvZDuUDS2hoJTp7u6WWky68tJx55acc+6YcePGHDl0WEvD8iYiykEsb6LCldflrZTyhy2E8P+PWCxm23YkEnnHO95RUlJSWlpaUlKS9IB3YtrJuDFJlzpB4y1ouBE116FmFmquSxznrro2Ud41M1AzrXebenKrntYb5elt/q358V3jx/csUzsXa272D3ur9Z/Wm7+EHd/Gmz/AgV/g2DLd3oDwDjhHISPQAtpoDdd1hfJ+87vnrWJr/PixlmV9+5vfgoExjG8iopzD8iYqXPle3v6FKv3j3ACi0aiU8qWXXioqKiopKfEvoHNWF110UZL+rpuXKO/E9JK+A97T+2X3tGTZPTO9P3tTvura3gknM1A7y9Reh8YFZvWtas09au0nzIZHsP1r2PU97H0aR/9sTlSiawOizXA7oBwoBQ0DdHS1x+zoX7/rbZZlnX/+xH/8h/8rPWWU1lozvomIcgrLm6hw5XV5A7Btu/+cE/8KMgsXLiwuLi4uLk4nuxMHv5Ou831yVneikhOLmSQqedrJza/wxFfOTuvPqtmmcqaumomqWai6NvG9NTN1zRw0LkDjrbrxLrnmfrPuM9jyKLZ/C7uexKH/NUdfQ2sDQjsRb4EXhVIwUEYLSAF53/13W5ZVWlr89gvf1rR6rV/ejG8iopzC8iYqXPle3p7n+eMHoJRSSkWjUX8+98DzTJLGd5If0O/ItKmcYaqm6aTlXTsNNTNQPdtP6rS26jn+dXZM5WxUzUr0d81sXTMHDQvQcItu+JhsXKyaHjIbvoAtXzOvfx8H/kcdetkcr0bHFoQPwwlBCRh4UihoBb181bIxY0osyzpv/MTvP/a4lr3p3S++8+v5JSIafVjeRIUr38sbgD/hxB+2Uqqurs4/q7L/uZVpuuiii372s5+d/gOqrkXVtb1XyZmhq2agZoauPX3rLe856W7Vc3TldbLqOl05u/fI9yxUz9E1c/3yVvV3iob75OpPqnWfNRu/pLf+F5p/pQ78SR8uR+t6hPbD7oLyAO0Kzy/vY21H3/ve9xQVWSVW8by5N2ip/KnwPPJNRJQ7WN5EhSvr5W3O2PyJyck2BUhAAqp3S3xHilszRgHadjylIRUMIIT46U+eKim2zhlTWlqUbnmfP2Fs///3scceO+UuVE1F9UdRNcVUTTFV03Tl1N4D3lN7t2momd277ODMvskkqOoL8blJN1E5W1bNllUzC7CtNAAAIABJREFUZdXM3kvQz9I1c9AwH403q/pbZf3HZOMS3fQQNjyiN30Ne3+Cfb/BoVfR0oiuPYi3QzuAdjxXARJKQF551WTLskqLx1z0t/9HK6GU8I98G6WNUTDCGJXq8QdgoPs2JLYBn1MM5k8iImJ5ExWy7Ja3wcl+80NNaxgJpRObxMlNwwViQAyIAw7gAh6gAKmgJIwEBCD65TmkhvAbXWooANC3Lpw/vsi6YExp6WBmm5QUnzwXM8mc75pLUHsJaiahesrJxQRrJ6N2EmonoXoqKuaj8ibUzEDtlMTC3v5plH52V85D5XxU3pTYqm5C1U26ep6qnaPqZqq6Gapuhq6dpmun6doZunamqp2ta6/X9Teh/jasvhtN96PpAbPuM9j5bbPnR9j/Wxxbhc5tiB2DiMFo/4G0lVLA40/80LJKx5aeU1JUXFu7EnCh4doejAZcwNbKOfUjjoIy8AAJDSXgSXgCroCnjL9JIVwpPSWkElJLA2H6nrLEU9z/T33Gkw4NkyLiiYgKD8ubqHBlvbyTbdoTRniQElr3bhLQEnABB7ABG8bR2pHGFtqgX9UlQtsPuZiWISm1MRAKnoLjOFOvuXycZU0sTmtVk/7Gjy0ZU1rcF9+n35fay1AzGdUzUDUb1bNRMw21k1F3GeouQ80UVN6EyoWonpO4Mk7fke/KOaj0y3seKuedcsy7eo6qmynrZ8j6aapumqqfquum9vW3qp1t6uaj4RY03oGme9G0GOsexI6vYM/3se+XOLoMHZsQOQwvCqO1hgRcYyTw3PO/tazSEmtcafGYF1/6X0DAwLO1Vi5gQ/dIN5R4GBNxLKEVBIyAUkrB1RAG0t+Q4uC3MTBKJ5La9OvsM7PbL+9Uh8+JiAoPy5uocGWvvE2/SSOqXzBLIC5MXEpbuY6xPcQchD2EFMIQNlwFTye++uSR8sT05P63CbhAC3AMxva7zvOwt3n/RX/37lLLGjtwZadQWnKy18+8R7pmrqpeoKoXypoFsnaurJ8qG6+UjZNkwxRZO09VL0TlQlQsRMUCVNyEivmomIeKuaicjcqZqJqBqqmonoLqq1F9Naono+ZqXTtN1c1QddN07TRdd3Luiqmermtnmrp5aLw5Ud5rl2Ddp7DjK9j9PTT/AkdeRcd6RA/C64EWWuu+x7a2rmHCxAuLrDFjSs957Iffd6AlII0/jSQKhICwVsIoGAMNZeAqSIneo9Kqf5QjsSh4v6fPgbah4kba2vYPogNu728i9Mnn3qDf86VVouCJiIjlTVTAsl3esl9w+5sHeIALuNAupAvhwHYQU3DhasQAG3A0HAnXgxuHF4YXguyAaoVugT6m9WFtDkLvAbYi3ATnCJSAgpRoXL1u3Dlji4qswS1rkkzSK+zImptk9SKvZqFXN89rmOY1TvYaJ7uNU726ubJ6oa68DZW3oWIRKhegaj6q5qJqNqpnoGYqaqagdjJqJqPmStRcidpJqJ3cO72k36zxmqmonWpqpqJmpqm9HvUL0HA71tyDtUvM2oew/VHzxnex9+c4/Ara1/0/9u47Pqoq4f/4TTKZNBAsqPus3UefdXXFHyuiUkPoIYQiHaUoIood29pWXdeyq65rwa67lseCKKSXmfQQ6ZACJAHSSZ9Mue207++POxkCRGV9AKNz3q958Qp3MmHunX8+nJx7Dtz7YLjAzJ7lfaCm7rfnnBei2MJtUctvv1Wlpv83BvCprt3QysGqwVrA2sFbIZqBeopmwn2EEJgUBoVBYTIQAkYFp5xTa24QBevxIXIKAvgAN+CF/2OzBsu5OPw/Wia4CU7B5WRvSZIkyPKWpGB2MtY2EQAoQAQ0AU3AZzK3zr0G1w1GTQaTw+TgBNC7Z3lb8W1oMDtAG8CqIUrBNsLIgncdOv/NW98VB9d4yp9t3PicpzIdvlaYEAwbUrIVW6gSpvzk9I60H3plrzvssJypzJnAcqbQvDiaP5rmx5p5E2hOopkzS8udpebN0PIStfypWv4krWCcURBnFMSaBaPNgtE0fzTLi2V5cSwvLjClm+dM6t4RM84f6M44OOKEY+Jh5V28nJeswo6Hedmz2PsWar5By0Z0VUPvBDV6lrdukMFXDQlRbOFhtqlTx1G9E9SE0QXXroYtH3XseNNX9jaaU9CaAVcWdCdEPrAJqASaAHf3GHbPB4EwIQgEEZyCWkuHE0E1wA10WOPogBfQBAwBwkApuAludD90cEOWtyRJEgBZ3pIUzE7SHZaCQ9DuyQleCDeEv9UAAkEhOBiF7oGvHd5GuKvRsROtG9GSjZYkz/aXPNue7tr0QEfxyua8RY3ZM+vSp9SkTukoXLgv7RbPro/hPgADYPj0iw2KLUyxKeH9f2J5n9o//LAQ73WR7+wEOKbCGYecWJ4zjjuncGcCcyYaeQlaXoKWP0UrmGDkjzMKYo2C0da4OM0fbQU3nJPgsFY7SeTOBO6cCucUOCf479p0xsIZi6yxcIyHY6rInYW8BaJwiShezktWie0PsdJnxJ41OLAWzcVwVUHrEERnjLHu0WUBjI0bH6LYwhTlmsGXME8TDBe0enQUNGY/0eG8y5d7+8Fvl7Qm3dyecaurYJV7232e3X9WK1/z7P8Ynjz4NkLbAnMn6B6gGqiFaIBoBe8Ad4P7QFWYOgwNhgZuQBjgBIIE7qEM/K7D9P9ag+ugOogByuSEE0mSJFnekhTMTlJ5Hzbdm4Mb4G6IVqAWYjfoVpAiGGmk4VVa+xe98rGuXfe0fbeiKXdhfcasutR4d94sX06i7ow3sycbmXEkfQxNHW2kjebFiS1Z81H1EbRqEA6Ct9//XLHZlHAl5qyon5jeR+l9b/n0WciahOxx/tsoe+xMCcek7jHs0d0zTEYjOw6ZE5AxBWmJSJ2FlDlInYOsWdyRCEcCHFPgmADHODji4IhF1lhk+8ub5/vLm228g297kO56mu9+U+z/CgeL0LkHahsnKmOEATqnOqcCmDlrdliIPUxRLvrtqbyrBlozjGr4HN7sVdwxH45pyExE+lRkTebZ4zRnXFfO5Dbn3NbsRa3pszuy5nnylukld4mdT2DvSzjwHuo+h8uBrhJ4yqDth9kK6gb1gXD//6T07sFxEyD+aeJCBPqbGiAGDBOGnOotSZIEWd6SFMxOYHkLCq6BecHcoG4QF0g7SBNILdo246ATtevInre7tj3XXLS61rGiJnNuXUZcU9Z1zVnXt2ePcDlH+Zxj9NxYmjvWPwE6ewwyRyN9FFJHInkUUocL55jW1MnY8wZ85VA1ruPVNz5SwsIVuzLwvGMa9I60h/WcXhIQcvjKKOHh4UeeXdoNyJiCrEn+RUusxUyyEpE5A1mJyJ4Kx6TuYew4OOKQPa67vBOQOgMpNyB1DrLmUOcNzDELjsRD8Z0d16O8Z/D8BaxoCSu+hZSsZNtX011/ZrtfE/u/Ek356NwjfK3M9FFqMkClpsaIABbeuCg8zB6iKGeeforhaoKvBXoVvJkdKUv0pAl83VCsuxrfDMH6PyD1CpF1BXMOJTkTqTMeWbHIGIH00SxtrJ4y3pM0pWP9jJYN8zoyV3Y4H3QX/dXYvgaVX6AxHR35cJfCcMOkMLl/8r6Jw1YbPDT+zSkoBZWzTSRJkiDLW5KC2QkqbyEEeBd8W9CViZavUfMhdr9Etz1uFN9tFCxv35Do3hCvrZ9CN8RjQwKSEpE0HakJSJ+MzPHIGIf0OKTGImUMkmKRFIuUOKTEIWUCUicidSLSJiEtHpnjvcl/bE8bj8YPYVZAU0Hx9F9fUex2xa5E//ZYx7wH9j+mdVB6GfbOmAhnApzzSNZMwzGe5EzW0uaYGUupcynPW8wKFph5N6jOKZ6scSR/MiucTJzj1LRRPCsO+QnIiTdTJqDgJi17PsmZz52zteQJNH08cqf4yztrHBxTkXNYeZOt97HSp1C1BrVfsYZc2lLKvS2CapxTK3B9RBPAAw89GKKEKootfMCpTW2dEBSsGVq+r/A+T/JEZIxC+gikD0PGYGT+HtmXCccfSOYImhGL1OFIvg4pI5A6EuljkDEWGeOQORGZk5A+RaTFs5R4Iyle3TDZt35yc/KM+u/uq975VMOel9vr3tfa10MtBCsFaoBWwAthHFpY8NDa3pIkScFOlrckBa8TWN6is738i65dr3dseaGl6NF6x6ralEUHvkmo+SrOkzpJSx5Hk8ciKRYbxmL9WKyPw/pYfH0d1l2Lb4Zj/Ugkj0ZqLNLHI2MCWzucrR0u1o3k34zB+rFIGofk8UiLRU6cJzsR9e/BrIC7k6u454FHFZtNsSv9f9vvGMv7GPU64bsrY1FHyu2urLt9xbeYm1di799R9SZq3kLdGhx4RVQ85d5yf2vxba3Fyxuc82szZ7U453iKbzQ2LlHzFnZlz63/9oa2lIU+501mzkLunI3COSiYgcwJyByHrAn+8i6Yd1R5v2GVN2sts8pbCNazvFc/+ECIEqqE2JSoU8vrmnWNwmgG3aJuelTLnoGcCUgZjuShSP4Dki9BykVmyqXahqHqt9ch+XokX4fk4f5HykikjkLaKGTFITsOmeOQGYfM8SxjHE2Pc2dP2ZoSX5K9YEve8tLvVldtf6624q2mys+bq1OBBggXuHHYcpJMlrckSRIgy1uSgtkJLG/oQBtQC7pPqGXMtYW25NHGVF73lXv7P7xb/6KWPOApvNXjnOfKmNqZMrYreQRyYpEzEo5RyBohMq7n6dfx1GtZyjDkjIUzFtmjkTEaaSORdD2ShtHka/WsuIOp07H3bagV8HSC4u7VDytRkUq4MvCcgf/32o6wh62+ZeicOXOmTp06bdq0rKyso8+U7krF/kJ05UB3QC2Atgl0K8R28G2gm6AXw1fgqltXW/Zhzc63XNX/Jg1f6gc+9u59z9j7ltj9d+x+Vmx5wOtcpjvmi5w5cE5H1mRkTQiUN/LniaKbWPEyq7x52dOofhO1X/HGHNa6i3sPCuoDKAUzQVWqC/B7778nLCRUCQnvd9ZvD7R2MsJB2mBu6ip8pD1lmrphJNYPx/phSB6CtKuQPQQ51yEnHs5EZI1FxmhkxiIjVmSMMzImqRnxnozpjeunNiTPbEhb0OhYfrDgjraS1R1b/9S+/RnRvFa0pqHDAXcR1J0wqkEbwDpAfaAElIN2r/RNZHlLkiT5yfKWpOB14sqbQnQvJ0cJTCpUyjqF2QR9P0gVjG3w5qBzHZreR80/aNVf6Z7H2vIWd+TO78qb786d68ubo+bdYObNJHnTtYwJesZYkhErMkcjcxSyRiJ7BJxxpGh2i+MWVH0Cug+GFxx33Xe/Yg9R7Mppvzn1/17eiqLcfffdd9xxx4oVK2666aZ58+Y6nc5eztbbCO8muNNJ7edGzSfefZ+4933uqVtvtjnh2wS6C6gEdoOXAmXATtDvoBfBzAXLBk1C0xqUPoEtdxuO+b7kKchOEFmTRNYkOKYiNxH5c7vLewXZeg8v//MR5Q2mWuWtMUNjhgBfecdtkfaIkLDQyIGn1TQ1gZmgbTA3u4oe7ciY40udjOzpyJiKjPHIjEXmKJYxzkibpaXNc6UmdqRPd2XN7nIu7Mq/xV20yvXd6s7Nf+L7Xme1H4imz9GRBF8uWAmwE6gAqYZZC9IA0gLaAeoF0UAISI/mpkdO/pYkSQpysrwlKXidyPKGBvi6l74wAQrKoQIewAV0AK0QzeDNIE0wG2HUgO8DLYW3BAfTtKpPOnf8s6X46eaCBzpy7+jMXeZxzvM4EtTMCWrGaF/atV3psZ25S2qy7zMr14LVg2kA/9OTjyphSohdGXjaT11W8HAff/zxE088MW/evKVLl06aNGn2DTN7Pd+2fW8e2HJXx+YlrqK5zc55NdmLapwrGosebtv2Ymf5GzCd4IUwc9C+DjUf4cC7qH0HNe+g6TN0fA3PVzC/gvsdbL3LmzJNOGeKzHiRNaVHeS/ixUtJyQq67V5/edd9xRtzeFup8DWDqQChICpTDRgcbP7CedGRUWGhyikDog42VIH5QJvgLWpwPNyQsrB1wwxv8lw1eZ6WOlvPmKNmzfU5lvmy72vPeaJp699qS/95cO87rtpPtJYN3O2AsRHmdpjlMCtBa8GawNv8q3cLL7gbzA3mBfOBGmAEhMHk/rklgb0wuZznLUmSdIgsb0kKXieuvLmAKaAL6MI/+snAGagA4cLgwuDM4IwIQoUJoYMbAoIDBNAg3BCtEPUQlRA70ZWJtq/R+AH2v8zL/6xtvd9bsrKj8PaG3PuqnU937dkAsxFcA+iad15TwpQwuxIVFfF/bO7HHnts0aJFDz744OLFi+Pi4q699trzzz//t7/97ajrBn/88cdHn3J1/g1q4TiWP5LmTVBzp7lzF3Tm3dKWd3dL/gNo+ADN/8K+N7o2PtyUcWub82ZP3i1tzpVV2Y927lyDznVgSVA/xs4H9Ox5yJ/HsxJ6K+/lbNs9ouIp7HsTdV+Jplx/eXNNwGSgutAJCGHmhEnjI8LtoSHKhRf+pqu9HkwDa4ereF/OM7WOe+syVrjz/+QresrY8izKX8L+NWj8X7Q60LkVRrmglRAHgHqgGWjt3ijH171FPD9006QArF9sCAJBwRgoBxHCPCq4D/1FkiRJkuUtSUHsRN5hySBMcB3C8D9Auh8U/m3GOQdjghrM/yCMMka4MAU3IFQID+CC6IBoBW8ErYFZDX0PtHKoW9GcbNZ9i/Yt4O0QGiXqV+s+VkKVcNtx2D1eUZQ5c+agKQWe3fNmTx88eHDgeKQ97OhTbsufb2aMQtowZI5FdoJwLiLOW7WcOz3O++D7Ak1rsPMxX/7NXuccs3Am35igFi8qT72/vfR9dCXD/TUqnlPzV5o5i5A7l2cliMx4OBKQMwMFs0XRAl68mJQs59vv9Zd3/Vpx0Mnbdwm1CdxHmcZACQgF9fhcfxw6JCwkVFGUPw4d0t7ZxggF08DruupTeWcSb/0Gegn0bTB3gpUDe4EGCA2MgmogPlAfTBWGCtUDnxc+DzRVGIYgFIwfPnR9eE8LQBxe5oAAF6DWQ8a3JEkSZHlLUjA7keVNwHxgblAPuNo9OEogKGeEMcIEJaAUjIIQMApOBCfi0DIYgQdjjDHGGRGcQnRPYhA+iFroFTCbILyAIWBu3lJoj1BsYcenvGNjY7HvU+hlH7z7yqhRo84777zAUxecHdPLxvJ58XCMRtpEpCYgbRbLXuYreFDd+BjMz1H5tMexuCN9JnHMRN4UFIwyi2dVZjyo7vsaZi6a/9Wau6o9cyHNX6hnTO0u70TkzLbusLRmm7Dtq0X5s9j3Nuq/EU35vKMCagu4ZhCVgpugFLTd3XHZZf9jLUc+e/48BmvTdg64weuAfcA+oAloBzoAt4CXgRgAt37fYPRYnDswUZsdOWNEWEHNmckZ4yACXPg/taP+tH7RIctbkiTJT5a3JAWvE7mHJQcoBIUI3GF35KyDHsOiR46VHgMK2gXhgzAgKKOmpvk6OtouvvhCRVH6RcccGqKOjPzJ8T1x4kQczHj88YeWLFkycuTInk9F2kOPfk/6pngzcwZLno6sBE/WnOZtf4F3HTrXqEU3dzjmkqLFLHUu0hORP7YreWxd9hPwbgTLMUqfbXEs8uXdQPISSPZ4kTUFWdPgmA3njchfiuLl+G4F33QXdv1ZVLyMqg9Rl4zWzXDvF3oHoRoB9XFiAhT8u61b+vXrF6KEhiihzzzzjACEgKqq1jQewboAL6B1zx4h3b986LHh6BEzs3/wUxHH9KecbSJJknSILG9JCl4ndvf4EyzwngFQSg3D8Hq9w4cPt8o4NDTU+uKss876yeWtKArd/8En/3pl9erV8+bNO+KpXrbXAcy8ZchawtOnu7MXtVa9A+Tj4Mtq4Y3tjllm/kKkL0LaLDjHetMm61tfhacIng3atkfacuao+VNp3jiWPUZkTUDWNGTNh3MJ8pejaCW+W8k2343SZ1HxOqo/Q10mWrfDU8cND6WmCe4mpgFBga++WWe328PDIkOU0Hfffg+AEMIwDOu9McZ+QZ+vJEnSr5Isb0kKXr/o8u75VimllFJCyPLly/1j0t1D3Xa7PeSI7eD/E66im9GVCWP3yuVLTj/99J5P9TrsDYBl3aGnLPYVrCYtSUAJdj9l5i90ZU43c2cjZwEyZ7Ks8apzLlq+QpcTNe93Fd/TmTNby59Cc8dyRyyyJyI7AY55yFmMgltRfDs23c4334eK57H7bbHvczQ40FYKb70wvZxTIrjXNHVOKfDwY48qihIV0a9/zCm5zjwAnHPGmPXGOOfWxy1JkiT9XGR5S1Lw+kWXd0/WaK4QYs2aNeHh4dHR0T85tY+Gxq9Ayr/86KXzzz//iKfevP/K3t9Q+Suo+wxaCTozzOL7ec48X9pU05GAwjnMOcPrmE433QkzA63rze3PduQu9+TMNPKmsJyxwjEazolwTEPOXOQtReEKbLwDm+4UWx7AnpdF5Xs4sA5NeeisgHoQVBdCEAGdc5WaFBg7Lk5RFFtoxMUX/nd9bQN6jHNbHzEh5CR+LJIkSdKRZHlLUvD6FZQ351wIEXj/xcXFMTExERH/11UFe9IrXoV3F4zq0aNGHPFUhD20OW9B7+/M2AKyR6v8UnXcjuwbSOpEkjURGxPVvBldhTej8nnQVNS8586/ryP7RjVnJs2dxHPj4ByDnAnITUTuXBQsRdFt2HQnttzDtz6CytdR/Qlqk9CyEV2V0DrATQAmFxTwEaOpvfms35ytKEqIYpsyKZ6aDD0+WWvkW5a3JEnSz0uWtyQFr196efdsbuudt7W1/f73vz+O2a0oyvDhw9FSDPPAJ289ExUVdcSzr/7pGrr95d7fn1mJug1G2s3ISETqeJYVx4onuYpv8Gx7GG2fwLcWO591OW71OBdqzgSaMx5545E7FrkTkTcNBfNRtAwbV2LzPdi6mm97AtXvigNfoCEDbVvgqYHZBUHRXd4qNT9b+7kSGqIoSliI/YXnXkT3x2o1t/Vnz8nxkiRJ0skny1uSgtcvvbytBQcDX1vnsnr16uNb3oqiiH3roVbAvXvIkCFHPBVhD3v/iUS4C3p5f8ZuNH0jMm5C2mSkxonssb7Ccc0lc7XKV2FkY98/9aK7PI7Feu58zTGFOMehYCJyxyN/CvJnoGA+Nt6M71Zhy2pse4TueBr7/8Xq1oumXLTvhK8B1AfBBWAtxagxcsOCOUqIoijKGaedtWPbTs5hXRDrDsvAhZIkSZJ+RrK8JSl4/dLLm1IaCEpreRMA2dnZx3eet6IoCxcuhLcC+sHbV9522WWXHfFspN324T/vhr6vl7dY9hqy5iN1LNJikR3XXjC+cdNSs/ZTsBK67XGv40bVOZ8XzDMyJ5Ps8SicjNwJyJ+KgpkoWoiNt2Dz3dj6MLY9ae78G6/53KxLpQeLRWc51BZQw9q5hgImuM7Ncy48VwlRlBDlvy+6BAKGQUzTBKBpGmR5S5Ik9Q2yvCUpeP3Sy/v7XHrppce3vBVFoQ3Z0BrWffr21Vdf3a9fv6PjG/syen0zPGkK0mOROgb5CR0ls9yVj4FuhK/A5bhNz76BOGYx5wyRMw25iciLR/5UFM5E0RyULMbmO7DtIex8CqV/YxVrtOqv4N1KWjaDHATzQlAIUAadMgY8/9ILSqgSFRNps4ffteruY1wUXZIkSTrJZHlLUvD6VZa3rusvv/zycS/vxMREdO2B+8BXbz4+bNiwo8o7DPu+htje+3vKGI30WOaIb9u0mB58FcZGHEzyZC8j2QnUMY07EpEzA7kzkT8D+TNQOBvFC7DpFrH1Hux4AqUvouw1uucj3pQNtQxaNXgH9XRYm90QCo3Q9i7X8DEjlHBFCVEGnDpw164y1aud1IsuSZIkHRtZ3pIUvH6V5S2E2L9//ymnnHLc49ux7h2otWgp+fz1B88555wjnv3ghZshNuq1b/T+thzj3Wnx7dvvh74ObifK31adC5hjMncmwDkdzlnInYO8uSiYj+KFKFkqttzBtz8kSp8Vu1/H3o9o1VrWXGB07ITZCO4lni6rvCkDA5LSUpVQRQlVlBBl/sIFADTNOKkXXZIkSTo2srwlKXj9KssbgGEY99xzz3Ev70i7DVoVPHtZ1bpx48Yd+WxEOHi+tu8dT9WaXt9Ve1qiZ/fzQB4OrlMLHiOOWcgZB2cCcmYgZy5yFyH/RhQuQcnNbNMKvu0+Xvqk2PMqqj7Evq9ZTTpt26R3lMFoAfOBMQgQEyYBAyZNjQ+Ud2FxEaVyARNJkqQ+Spa3JAWvX2V5W2dUWFioKIrNZju+8Q3XJug1aNm0fPny3/3ud0c+Swv1vR97dv8bdGPv763u3xAlqFzjzbyZO6ciZxxypiLnBuQsQt4S5C9nhcvFdyvp1rv5zj/xiudE1ds48CXqMkRjMdRKoB1wg6oQMDWua0IIpGY6lBAlKiZSCVH+OHSISQljghB5P6UkSVJfJMtbkoLXr7K8rVNwu91Lly5VFCUsLCw8PHzEiJHHp7wr34a3Gl0Vq1atuuiii3o+tWL+CNBN5u71avm6tOTXzj/njAsuuODDDz887M11ZqIrD1v+bKTNQM545IxFzlTkzEHuEuStQMHtrOgOsfketu1BVvakqPwHDvwb9SloKkTrDui1QAfgAzUEg5XdlGLINdfZIiOUECXUpny59gvN0Cnlpil3iZckSeqLZHlLUvD6VZY3AFVVAZSWlp5//vl2uz0qKur0M848LuWtKAo69kCvmTZt2lVXXdXzOK9+G3QXq8gxdmWdfdYZ1sHIyMgj3ptZ/S3Jux1Zk5Ebi9xY5CYgdx5ylyHvduTfzYruY1sfIDv+RCue5dVvoPZLNGWjZSs69oC1QLggdIATXYBDCLzxxvuKYht01plKiJKQOEWA66Yhs1uSJKnPkuUtScHr11LeHOAABSjAqXlog/THHnti4MDTFEXu2pHbAAAgAElEQVSx2exhYWHH2NZnn/5Dy4HjYDFY/bJly6ZPn95z2PuDF24GqeB7HGZZWs/vP3LYG9AyFyB3InJjkTseuYnIXYC85ci/kxfebxY/QLc9bux82tz9Ct33oahPRstGtFfAVQvmheGhRBOAz2QUaO7wDjr73NAQe5gSenr/AfnZ2RCw1hM05WwTSZKkPkmWtyQFr192efvfqdXcBqABGkAEMSHACMBRXVVz/nkXR0bFhCg2m2I/xvKOjPiR2eFQd6xadce0adMuuOCCHq8KB60gVZ/qez6MjIw4dDwy8uj4FvmTkD8ReVNE7gyRu1Dk3Yri+7D5Uex4GuV/Q+WbqPsMLeno3AJvFXzN8LrRZcAAOFTBfYALfM6tNythoeGKPVoJv3PuLVABE9DBmGCQK3pLkiT1RbK8JSl4/eLLWwDgAAE0wAdogAHOdNUAB2eAwLffJCtK6ID+p0UoMSHW7ur/Z+jMXffl+5MnTx4yZEjPXXVAd5F9bxuVrz/37KrDUr63+EZ+AvITee5snn8TL7wdJQ9g25N85/O84jVa9YGo+xZt+XCXQ22E7oZmwgcYgIAJtHL9jbWfKHZFiQqPCLVffPq5+oEOdFD4BCgAECYnnEiSJPVFsrwlKXj94svbLzDmbQAUApyBEn95c4FFNy5WFNvAyEFhSvix5/UPj3xD3X3XnXeuWrXquuuus47cOn8M+Gax7x2y902QTUf+tKMmfANAwXTkz+UFS8TGO7H5Uex8DuWvsj3v0P2f8cYUdJZArYLRDmKAMlCAMEJYl6YddHsUuz18wCmK3a4oyjuvvwmTc7cKnYKD6VSOeEuSJPVNsrwlKXj9ssu7u70FOEAFiDXPW3SXNwTaOzxcoLml7bLf/SFEiVCsbR6PB3j3fLP2nRtvvHHo0KHWEbb/LfBCVL8l9rwNtrmXl/SqaIEoXoHvHsSOv6D8VVS+K/Z/yuu/5a258OyE0QDqAefWqRJmCqDL7Z0wJf6U005XQkIVJTRxxnQBNDU1QDCAC2KCssCEb0mSJKlPkeUtScHrF13eAmBH/Wk9fKopAN1gvPs+w6xsp6KEn3rmb45LdiuKMnnyZNCy9147tJM8PfAGhBNV74jd74FtP+L7b7s1QdvzSi+nUbwYJXdi62MofQmV7+HAF2hMQqsD7m3Qq8HaAQIBAbhNagIeTX344Qej7eFhimJTlIsvvvhAfYMhhAmYAAN0wwsQZqiA3E9HkiSpz5HlLUnB65db3qK7to9+BEZ7VVVl1LRuweScPvaXvyrHdWMd+LaQzsKJEydafzVq3gTyUPW+2P0R+K7IiMNmtqDly2/+OW/U4DN7mfC9+X7s+At2v4UDX6AhGV1F8GyDUQXeAngBLgAK6ECbZjz/8ssDBsZEhil2Rbn4t2dnp6cIQKMwAQ2ggEZVwtym6QLkVG9JkqQ+R5a3JAWvX0F50x4Pq7ytBfUY1cFUzdMCaBCaz93e5lXj5y/4T/PaFhba6/Hhw4ejNR9m+ayZ060jWu2/gRJUfcT2fgxe/dTDSwLffNvieFS8fNZp0YqiRNrDejmf0ldQ9W/UJaE5B0YF6H6IZsAtQBhgcmgMnTq+TisIiYoJtSmDTrfbFeWtf/4VwuA6BUdnJ7FOX2eqyloZ3AKkl39IkiRJ+lnJ8pak4PWLLm8GfmR5i+6Z30IDvKavFmiHaIenFsJNwZu96hm/OW4TTuLj40GqHMkf33jjjU/ev8BXsw6iFNX/Nvd+Bl7vrs+NsPuH2NGSrG96JPDCXoa9AVG9VjQ6aNsmsDprl3gBjYETQOPwEWQXlA8881IlJEIJU5RQ5Y6VC1RXLfQOUAMe1T/XBFRAM+FW4RJyzFuSJKnvkeUtScHrl1zenIFScH92C1ABJgABxnxEbwKagANQd6F9M3xlMGsIc5vAttKKUwedbbP16xdzeogSftEFF//k8h46dCjaS0Ar0VFYW/y6Z78DfF/71jeN6i8hWl31Wx9bOVVRlNtWzDT3vteRf0vghZH2sF7jG75y0HqgA/AS7ulSXSo1DcAEtuyoPv+8KxWlX4itvxJii5s0jnEVZhtYB8xW1JeL2lJoreBuSl1u7mrVO5ic5y1JktT3yPKWpOD1Cy9vQkED5c04hH+KtxuiFtgDurlr76cHCl8x934OVgbRAuiqr+vrr9ae1v8MmxJ55sD/ClPCr7j8D9/X1pERP7L5zjXXXAOjAu6Sgxtf79zrBKul+z8T9evAWzvqSj1VGXAXwdjsKX917d/ijnjtBRdc0Et/03bAJ2CYwqDg1nItzoLvLrnkD2FK+IDoU222Uy753eADDc0Ah3ChZSea8l1F77qL30VrIdgBoMMEVa0RcEmSJKmPkeUtScHrF17eBgNhALOy29pCnhOIZqACopjVf1Sb+8iutcvbch/Fwa/BK5l7H7gbRPvs3X+dfcpZMWEDQ5QIRbHZjuHOy0h775vPw1cGj5Pu3+DemwNWjfpPzAOfwKxVW6pJWxn4ftFZ0r79mbNOi+zlZ/a6ww6IzgwK6JxSoHR35TnnXhSihPYLV+yK8tuzz9+zp0FwgAiQNug71Y0vtKas6Exbjl0vojMLvB7gPrmityRJUp8ky1uSgtcvt7ytCc1WeQsBEVjZhPsgDgCb0Ppxc9G99ZlL2jJv6ky/qSP7brQmgVegbQdoO6jx/j/WhCuR/aMHKUq4Evrji3wP7N/7LjzwVYM1QDuAzgrQ7aT6Td/uN2DugdkMow6oU+szWosfDnz/gH6H/Zxe49sENAi3ru+vq73ovy+OjozpFxkeHaqcd2ZMc12D4SWgANXg2unb8qor/SaWc4PpSOjKnGPs+hvITnCfrskhb0mSpL5IlrckBa9fenkLGAIQ1qp71swM5oIog5rk2fHI/uRpXY7pKJ5H0xNa102tTV0BNRV6CdTdIB0wyROrHw9VohUlPDQyMjzyP9jesqfHH38cvAHaAXh3QUsmFc/7dj0PbxHoPogaYL+n9J22nNWB7z/7qMHvo7e39DGhCfiI8cehQ2KiIwdER9gV5ZKLTne37TPcLaAqiAu+PdjzUe0389T08dgYh4IRrRuua3MsR/2X0PaDqhDyDktJkqQ+R5a3JAWvX0d5gwOk+0FboRUbVa/UOxY0po7VHWOQNQLpw5E3tT1thve7+9HyGchWkHroXdDo8ltWKSERSli40vtckh83evRomLVo35X6yTMXnHPqeb855Y1HJ6HmW7RvNt1bwMtIxXtexwNHv/Dp268NfH306akcNy5dEhllsylKlKJceu7ZhXnpgA96G1gTvFvNnW82Ji3CxrncMRTO3xuZ/9OVdrXLOc/73VOoTwVpANdO+ociSZIk/QhZ3pIUvH7h5e0T0CB6ljcFazD3f9FcdH9T9jQtL5ZkDiHrL0XqlSiKQ/HUTscNNUlL4MtAx1ZobWC8y6VPSpyrhEUoYT9xk534+Hio+9d9/Oq11/pLOsIe9vDdSwtS3+toyoKvANWfMsefjn7h+lem/0B5A1BClDBFOf/s0/orijPlWwCurjaIVvBSdceLTSlzsHlW59qLkHuZmX6eK+lCX9b1Wt7c1qybjc3PQS0Bd53cT0SSJEn6cbK8JSl49anyFuACXPT4+6EH+OEP64gBEPDuGd4UYO3gpQ2FjzZmzfXlxWNjnMi4Cht+h9QrkDqE5MbVp0xwFd+165s70egEawUzIdDsMn/3/65XQqN+WnmPHj0anor7771z1qxZgYPDhg1bfNMid916+Byo/STt+TlHv/Cs06MPlbde0+s1CQ1R7Iry9UfvgFFwQIC4qvbk/qMx5672zPiO9Vcg/0rk/g/PutS94RJv+rVmbmJn2kx31lJUvQm+D/AB9NBVPPSVfx8i/9XmHJzLWzIlSZJOAlnekhS8+k55C3AKSkFZz9L23zfJwQmE4U9tUAEOAVAOs3t6NyVAK3zOui2PeLfdrBZM0tKuoRv+H1KGInM4skfBOc5XPLcm56bKrJVNW18SbblgDRAaBJhA3sbys869XFF+ZA3BXo0ZMwbqjk/WPDNixIirLh6gKMrFF188Z86c5cuXu3e9i4a3UPnqWaf+UNbfunSOoO2A0euVuevulWCUdhn+7YKMNlKf0brp8cbMmZ3p15vOq4VjMEm7nKX/ETljkTPZyJikZsS7c29Bw+dgVRAeg8G0rpoJmP7cNgHd2l9eAISCEHC5/rckSdIJJ8tbkoJXXytvs2d5H9qakoMRCA3QACJA/ct2GMI/ycQEhBdkh3v/K7UFsz3FcSxvGLKuQ9pwJMcieRxLG+vNmladtqhxy2Ok/kPoOUAlRDOYRgnaOykV+OsLb9kiz/gJ5R0bGwtti7dyQ8a7940ZfMbgi/sPGDBg+PDhM2bMyPzX46h9DZV//+GfQDz7AEOAEr2z14ujd7pBrJVbAO6GVo7mr0jF096CG92Z47X0kXCOhmMUTb7GTLpOZIzhWXHutKnmtifRlgo0CBC3DtPa9lO3fmfAKWBY5c0BU5a3JEnSSSLLW5KCV18qb1BwCs6sv/DABJLAmLdV2Vx0D4VrOoMATMDkYK2s/uu63MWtjlEkb4jIugIp1yJ5PNJmisy5WvqMlvT5Xdue4w1rwbZC7IFogtkORq0xbyrgMzBp6mwlJPQ/Le+RI0dC/c5XnbpgTqKiKJH20NNP7T9ixIjp06fPmpGIuldR9eIP/wTodYBhUg3Qdu/Y1PsFYtZsHAPwQjSDV8Odjz1vagX3tHwTT53xKJjEM6/1fXOlvuGPSB/BMqd4sm7SdrwAfRPQ3uH2uHUwAWJY+c4D004QuKBytokkSdKJJ8tbkoJXnyrvQ/knuuObBzKRQtBAdlPABFRAZWDUBG+H57u2osfqvhnH80bz9CuQfiVShtOkiWrSbF/WLWTjarLr71A3glSB1YO1wHSB6hAQAhTwaKBAxd79Mf1O+U/Le8GCBVA3uss/veqqq6wjrz00cu7cuUuWLFm0aBEaXsa+536kvMlBQtX6xjrAWDxvZoQS2sv1MQwKnwE3gwfwgblhNqN9C/Z/7cl9yJW+0Js2mWXHImsESxmK1GuQHUcyp3dkLqV73gLZBd6uUmpaG1tygHFQCkasBJfhLUmSdNLI8pak4NV3yhs9b/87dG8l9z/A/YetIWrAADyAGwCawYrUXU+1Jk9nqRPhmIivhyJtOBxxWvrE5qTZnbkPYN8XMHbDbAXxgRqg1CpNxqCZcHmZCRgcDHjsiUeVEMVu/w9GvqdNmwa1xF328eWXX24dSXvl/02bNu22226799570fQc9j/5Ay+/bUkiaLNueLo8ru1bik6NtkUooadGn3b09dHhUuHSoVIwWDO2dQ1qA9oL2ZaXD65f2L5+MpyTkBuLzGtZ0hBkjaXpCS7HreLAB8AewKUKaqJ7Jo9pgGhgBIBq3Yl5Mj9sSZKkYCXLW5KCV58q754rbwDoMde7R3Zbe8ULmIAPMGEApaz+tYaUBC0lFvkzkDIBqfFIjVcz4t25C9Ttj6H+c6i7Ybpgdt+RaQAMjMJk0Bk6NdOa8dzpdRFi/M+lF4Yp/8Gsk9GjR0P9zrv7f0ePHm0dOfs0+1VXXTV58uQbbrgBjc9i3+M/8HK05YO1cWEK8Lk3JJwSEXJaRH+bEvHRR18efYU86NRBDIAxdMc3hd4K7y5UvN+Ztapt/TQ9fQLPHsFSr0baMOROVlOndubeBm8SUEmESxP+mT0wCAwNVAO4B+gCzJP3SUuSJAUvWd6SFLz6UHn3nF4CAFyAWvdTih5zu4XoHgcHKO8CqWAHP+nceHt70hhkjETmBKyfgKz5ZsZiV94dRsXf4c0E3wPaDk0P3I7JDJgmTOaftaKDayAqUxkoQN99581IW0hY2I/vJ28ZM2YMfPm+Xe8PHTo0NNQf7KNGjVqyZMl7Lz+IhhdR/fSPlLfoAOiustLoiNDTYyJPtZ9y7VXD3e7ex6ANUOu/D8y6ItZ/JHQv9FpUf+MteLQzY743eyJxjBIpQ+EYjYwxXamT9O0PwZcC1DEQ/5afBqATUAOgsrwlSZJOGlnekhS8+lx5M395C1ABIkAYKOuR3daa1uCA0EB2o+Obju/ubc+YhrzJSBulfzECqbNb1i505z8mav4NswiohmgFM2BC6DA1GBoY808WN8AMEBUagUlhChCA7ikr/e/zLghVQpSQY41veJzqjrdHjhw5aNAg68jkyZOXLVum73gTrd9iz/M/9Nr2YggXwF/424thimJXlEgl/LW/vSkEyPdcKo0RjTECMAFwcA/g4TA0GPXodJJdLzY7bmpOnWimjyVJw5A1HFlj2lImk/K/ADuBDv/SMdadqZQAxAd45GwTSZKkk0KWtyQFr75V3qxneRMGg4FQUGuBE85BCRgBKAcn4A3o+JZsebBp/cTO9SOQHQfnNC1lbtO6paj6SDSlQ98J1AMdgOHfdYcf2nKHgpsgJgwTPpV3uvRmEyqHyRkBZfffea89JDw84liX94a2RVStXbVqVWDCyXXXXTdjxgxz2/toTMHOl37gtR/+40/gboCfd/6FUeGhdkW5YNC5zTVthgEK6N8zEs3AA4sucgZOAB8B9YLVgu5gNf9qLlrdmX0jdUxD5ii6YYh3/XV6wRI0fgYcQGDYmwLEBFMNmCoMBrmqoCRJ0gkny1uSglefK2//pG4uYDBoFISCWytZQ4AbAroPzAPRClaKihdJ9lwtbTwK4rlzSsu6KW2Zd6Hqc7RuIp4qKloovBSaABcURAs0Nyio1dwmvBRuEy4TXQIaZRoEEyZP/jolXLHb7bbQYxv1hqfI2PHhvHnzhg4dah0577zzli1bZu74CA3rUfpD63lHRti5t6W4uHjAwNNiImz9bKHL5i5WO4xAedPvjW//TG8DUA2uqjqoDu4Gb4VvD29M8257vm79De1fXo+cCciZ4Pp2oqvkUWgbgQ4A4NbcG+sHaAwaZHlLkiSdeLK8JSl49a3yPnQ7Je1R3lCJ8M8z0VWYbRD14OXoSjGzVyJ9psiaRByTurJmdOat4lVfwagF8XIwA0SHYcAgENSE4S9vSkEoDAofhZfCzeBmcAv4AAOCQIAbzHCb5/3m/HBbqO2YwluBN9vc/n5iYuKwYcOsI1dcccVtt91m7vkEbSmo/ehHXk49zz33XLg92h4aEqkomevSQWEYIIAGg8Ea6u8F9cc3V6H5mNtkXoCAW2P7XriLfTtf6shcTDNnImuqmZrQkXVra8nfoJUDboASQgQxIQxAA/PK+SaSJEkngSxvSQpefa68/ctKEwGNQjNBKWDQ7rndhge8AaIUriSj7HkzeylNmeVaP7UtdZ629XG0rgOrBu8S1t2DgN693Txj/oUErexm0Bh8DF4Br4AX8AEaJSpAIaC5VTDMmzU/wm6zhx1bebvWlax7acGCBQkJCYGDkyZN8pW+jrZkNHzyIy/nvsTEGaFhEWGKckZMP6NdAwUhPcpbV0F7yWLhj2/DhI/AQ6ASwTkPzItvBd+B+k+0gvu0tAUse6E365b9G1aSmq+hlQEdjKuCGxAE3IDhhZBj3pIkSSecLG9JCl59q7z9vcjhH/A2THAauLGSAswFvgdGtlr5wr6MhXrBTS0b5h5MvVdU/BueraD7gYOAi0ELrIrChBXzlMFgoNaj+/ZNAzAAgzMdIMxQITi4MFVNmPzN19eEhYVH2iOOqbw9WbevuHnp0qWTJk0KHLzwwgvdZS/BlYLWtRMmTPiBl5udzeeec6ESYo+0hcdeOxwEQgNjh2abMJ8HjEJovV42Ct36jwSDRjkzDBgaqAkwFbwJRgXa0rHtb67UFa6UpXrB3a2Fj/KGr4C9QCuggVEYDDqVW+lIkiSdBLK8JSl49bny5gCINe2YwjABaqU4A0wG2gp1I2rfPli8vDxpUm3GfPemx9GQCqMWzAthcHgY3AJeATOw+bwAGDQGLwM9bLnw7uXDTVXzr1PIqCAmBGeGnuvMUUJsihJ+bOW97ZZbbl6xYsW0adN6Hm/+7hm0JaE5edbM6T/w8gNl26KjTrGFR0fawu9ZcTsITLfg3BrPphQmV73dd1T2wjB9jPvH94UQlMA0YZoglBu6B2YnWAM6C7HzNV/mba7kBY3J83zbn4QnHdgHeLlJoAJETvOWJEk6GWR5S1Lw6lvlbW0Uf6i8iVXe3fcCEmgHWO3ahsJ7a7KnNhXOad7yCFyp4AcgvJRy/+LcTBXCA66CUhABAghmdfyR+9IHFjoxu6PfpGAmQDjTy8p2KSERihJzTOXtLl37r9fvv//+hQsX9jx+cONb6NyK1s0fv/FDS3qXONKio06JiBgQpihv/+M1EHAVjMEUMEEZCIgBk1prcPfOP6sGYBTcADQuNP/JcYAaYE3QN6LiBU/SzM6k+A7HQt+el2GUAB3C5FABU5a3JEnSySDLW5KCVx8qb1gb5FCAAFSAs8BO8tZW57QT3rK2He9uW7e8Mm2huvtJsAKwvWDtXJgGh49be1MCQgfXQA0wAmIwquvc66M+/0/jh5c367GOuLVfPQhAqvdXnXfxZWERA4+pvHk7PPXLli2zZpVERvqXI0TnbrBOsE74Gp57cuX3vfyb//0kLDQiNCwyTFEyklKsoXpKoRFOrR2FGCOqaZX39+53Y+0TRK2dddwcHir8i58wANwHWg1POpre6chcemDDjTUFT7LWTIhmMN0f7rK8JUmSTjxZ3pIUvPpSeVthaRzaUod1D+J6G8HrYJS1ln+5I/3F6rzXUZ8Gtge8FfBZzSi6b84UAMAhqH+vS3CAC3AR6ErRy0N0v5hTq8F5V1fX//zu95FR/Y+pvIUGrimKctFFFymK8txf/dvFx8TETJs2beXK721uy7vvvKUooYoSGqIoWzdvCZxGj9MBBHqc4/c0sv8FPHBNhID/8+QE3AVWD1YJWtpZ+vnmpJcq8j+kB7eANYA0wtMA8X1b90iSJEnHjSxvSQpefay8fYDmL28C+DdJ10DrYZS27/+mvOj12s2foHUz9CZ4W8GP2yp4gdNnjFlfdHV1XXrppceS3Uf78MMPBw48psFyRVFiY2PXrFljt9sjIyMjIiKKioqO10kd/r8LCmGA+8Dd8NZDrfXUlJTlflpd+Dnat4JWg9T0egenJEmSdHzJ8pak4PVLKG8Dorm1xlFa8m7T3rXwbgephdEK4oM4seV9zTXX/LTy/o9ERkY+/7x/e/no6OiysrLjdVKHlTe3Nv7UwL3gLvB2GPVdNRsPbN7QsCMF7dvBmwBZ3pIkSSecLG9JCl59tLytewOJtTgJ0V3VDVXZzTUZELuBA9AOQGsHNcCP28TkXst7xIgRiqKEh4efffbZJzS+n3/++f79+4eFhfXv37+6uvp4ndThY94cghwa9jZaYR4Eb0XX3vrSzPbqAvB2iO+9gVOSJEk6XmR5S1Lw6mPlrR1Z3gzgtH7fVtO7F6gFakFrwdrBNOjacdz55YfHvE855ZRAJYeGhp577rk/GtNnnHHGOeeccyzZfdZZZ1k/MCQkpF+/fpWVlcfrpA4t5OIvb+qPb9MF4YVwQ7ggOrinRm+vVDv3A3KetyRJ0gkny1uSglffK++j7rDknOptQBvQzEgtyEHAC07BxHHc+aXX8r7++uttNpuiKGFhx7aV5U8SGhoaGhpq/SsDBw5sbGw8bmd15Jh3d3wTn3/HeO4BdUF4wF1Ea5O7x0uSJJ0EsrwlKXj1pfLmh61t0nOlPxiARzeaGG8DfJzpgvHju+Fir+U9ZsyYQB9bCW6Fcvj3CPketu8REhJit9sHDBhglbeiKFFRUfX19cftrI5YwsV/WSlAIaw1CAnnKmM+ITS5rKAkSdLJIctbkoJXHytvApDDltzmAECZtUGjj0M1qI8JKgDKjuu/3Vt5jx8/XlGUfv36Bfrbbrf/wOj195X3D495R0ZGWmVvs9n69etXXl5+PE/s6CUUwQmxIpsTZhJmWksusuN3u6okSZL0A2R5S1Lw6lvlLSgEPWybye73IkAFKANl4IF5KCfujQohhBBXX321NRodCO7Q0NCIiIieMR0WFhaYi2Idt74nMIxtvdxKcLvdHhERERYWFhISYr0qMJRu6d+//8GDB4/3yfTM7sOOscMfP9cHL0mSFFRkeUtS8OpL5Q1/bh85RntkJlJryZMTX96LFy8ePnz44MGDr7nmmsGDB19++eVXX331ddddd/311w8bNmzIkCGDBw/+Q7crr7zy8ssvHzZs2PDhw6+66qrLL7/8j3/845gxYyZMmBAXF3f55ZefeuqpPTvbSvOegR4REREZGXmcx7z953NYeZ/86ylJkiQFyPKWpODVt8r7qKHZIw6ftDFaq7y7urra2tpcLpdpmoQQVVU9Ho/H42lra+vq6tJ13bpWlFKfz9fZ2ckYY4zpuu71en0+X3t7+/bt2zds2HDnnXdOmDDhrLPOCkR2eHj4gAEDrOHwiIgIm80WHh4eExMTExOzf//+E3Za3Wcnx7wlSZJ+PrK8JSl49cXy/p7DvcxYPnFvRAjrynDOKaVWeTPGeI8VxA3D0HW953Xz+Xz79+/Pzs5+9dVXFyxYcMkll0RFRR0xn6TnMinWDO+eYmJijucdlt93dif9ekqSJEkBsrwlKXj1xfL2//s9brE86ZEYKO8jDpqm6fP5KKWBq2QYRllZ2YcffvjQQw/Fxsaed955VkPbbLbIyEi73R4eHm6z2aylA3tOEI+IiLC+GDBgQODr00477YTMNvnxE/4Z/k1JkqTgJMtbkoJX3y5veqi8eY97Lq3VqU/kEnhWeXPOOedCiCNGu1tbWzMzMx966KExY8ZccMEFAwYMCIxkR0REWCVt3UNplbd182V0dHS/fv0CE7ttNltMTIz17KBBgyZPnvzcc899+umnJ+6kDj/Dwx9cxrckSdJJIstbkoJXnypvISBEoL0D28fzQ3vrHIpvCkFPXHxb5Q3AmnbwaPgAAAoYSURBVG3S1dVVUlLyzjvv3H777aNGjYqOjraK+WiBge2eq6D0798/MjIyUOfh4eH/9V//deWVVy5cuPD999+vqKgwDMO6/qZpnqAz6nFuvT04Ts4vEyRJkiRZ3pIUvPpWeR826t2950tgtRN+sss7KSnp8ccfnz59+hVXXGFNCAmMWFtLBPbcXicqKioQ1jExMYGnrBUJIyMjL7vssvnz57/44ospKSnV1dWqqhJCAFjXPzCzxTp4fM7iB56Qc70lSZJ+JrK8JSl49anyPsrhU0oO3w7mOGa3NaUk8DXnXNO0+vr6wLSQ6Ohoa/TabrdHR0eHhYVZq5GEh4f3XBbwCAMHDoyLi7v//vvXrVu3c+dOn8/X8x8lhFiRTQhpaGj49NNPH3/88YSEhL179x6v8/oRMrslSZJ+DrK8JSl49e3yPkkCc0vQXd66rjc2Np566qlWXkdFRVnb39hsNmvSSHh4eHR0dGRkZOCmyfDw8EGDBg0ePHjBggV///vfHQ5HU1OT9TMDc0g459Y9mk1NTRUVFa+88sqNN9544YUXWvlus9kGDRpUW1v781wFSZIk6aSQ5S1JwUuWN44qb2sNk+bm5jPPPLPnIoBK9y6VAZGRkeeff358fPxTTz31+eef79q1q6WlJbD/vMUa2Ha5XFu2bPnggw/uvffecePGDRo0SFGUwAQV615Mu90eGhpaVlb2M1wCSZIk6WSR5S1JwUuWtyVw1lY3M8ba29utzW56Brf1xfDhwxcvXvzGG28UFxc3NTX5fD7DMKyBbc55oLybmpq+/fbbp556KjY2dsiQIb/5zW8CHW+z2aKionrepmkdiYqKqqio+LkugiRJknQSyPKWpOAly9tyRHkD6OrqiomJCQkJiYqKuuCCC2JjYx955JGMjIwDBw6ge23vI+6GdLlc5eXlX3755erVq4cPHz5w4EBrbcFAtYeHh1sD24Eh8+jo6P79+wcqfMCAASdvnrckSZL0c5DlLUnBS5a3RXQLrDHi8/keeuih1157bdOmTT0LmxAS+GbTNGtrazds2PDwww9PmzbtsssuGzhw4BH3WVoreff8a2AEPbCBTmAhlN///vc7duz4ma6BJEmSdDLI8pak/9/evYNGtTQAHM+X7LobNy81iKggWtmoqLGSgIiksDCdYCGoKbQRxMZCuW1EEbGyCQhBMUEQUkTEFDYBH6BgoYuCCqIY1BA1MfvI6t5i+A7L+uA2dy5kf79CTtZNDmeqP8OcmcalvIPk6JykvAuFQrVaLZVKYWQWFhaKxWKlUqlUKpOTk0NDQ4cPH960aVNXV1cmk8lms62trc3NzUuWLMnlcrW7CiYbC4b13HWHyYc59Z07d544ceLKlSv37t37L0cBgH+f8obGpbwTYYl2Ut5h3Xa5XJ6fn5+amrpz586ZM2d27dq1cuXK2m6uOxM+0dLS0tHRkcvlwnXtf+VyuU2bNvX39w8ODj548ODjx4/z8/PT09NhoUuxWPwvRwGAf5nyhsalvINwPnztnPfs7OylS5eOHj26efPmbDbb3NyczWZrZ6yTw+HrtvRubm6uTe1wvWHDhr179x4/fvzKlSv5fH5ubm52djZsHB5uF8Z/enq6MccfoHEob2hcyjtIHj9c/PjxY2ZmJp1OZzKZ1tbWTCYT8jqcCf/zDHdYq117qmUul9u6devAwMDg4ODt27dfvXoVBjYsE6+99evXrycmJi5cuNDf39/b2/vo0aP4jw9ANMobGpfyDuqeulwuT01NrV+/vnbL7bq57dpPUqlULpdbs2bN7t27T58+PTY2ls/nP3/+XPsH5+fnw12+fv2arBTv6+tbsWJFMkfe0tLiJB2AxU15Q+NS3kHdUxcKhbdv33Z3d4c57La2tq6urnAd1nanUqlsNtvd3b1ly5aDBw9eunRpfHz8y5cvs7OzxWIxGczgw4cP+Xz+1q1bZ8+e7e/vX7du3dKlS8MS8DCP3tbW1vT/UzDtKgiwuClvaFzKO/hlea9evbpunjuTyaxevXr//v2nTp0aHR199uzZ3Nxc8lu1wT0zMzM5OXn+/PkjR4709vauXbs26ezwRmZLS0tYxJJOp5MK7+rqevr0abzHBiA65Q2NS3kHv1xt0t7enk6nOzo6enp6jh49OjQ09OjRo5mZmW/fvtVNbJfL5W/fvk1NTY2Pjx8/fnzbtm3Lly9PDs1JJsvb2to6OjqSH9PpdFLhnZ2dqVSqs7Pz3bt30Z8egHiUNzQu5R388g3Lc+fO3bx58+XLl8mGJ4lKpfL58+fXr1/fvXv34sWLBw4c6OnpSbYXDDPZyertMM9dt/lgsvl3+DFsk7Jx48Z8Ph/74QGISHlD41LewS93Faz7TliC8uTJk5GRkb/++mvPnj2rVq1K5q2TVyQzmcySJUt+3uS79pNkj5RUKrV9+/Zjx45dvnz54cOHL168iP7oAESlvKFxKe8/C1tuh8GpVCojIyPhNPh0Ol2b0Z2dneHil5qampYtW9bU1NTa2prNZsNvDQwM3Lt379mzZ58+fUrGfGFh4efiB2AxUd7QuJT3HywsLIRT5ZNP3rx5Mzg4GPYhCWfCJ69g1h1UWStkepjzDuXd19eXBH2t2kl3ABYl5Q2NS3n/QblcrlQqYUCKxWK5XK5WqzMzMwMDA6GzQ3wn25787zfCF1KpVHt7ezabXbly5cTERO2NQnD/HOIALD7KGxqX8v6DMOH9/fv3SqVSKpWKxWJS4YcOHWpvb69d3v27Ce8w5x32Mwn/njx5slqtTk9Pz8/PFwqFUqm0sLCQJD4Ai5vyhsalvP+JuhUghULh8ePH+/btC9PeybuSf1jnnUqlwtd27Njx/v37MMihuWv/8o8fPyqVStRnAyAu5Q2NS3n/E6VSKdltMPnw+fPno6OjN27cGB4evnbt2vXr14d/4+rVq1evXh0bGxseHr5//361Wi2Xy3Nzc2Gqu+5exh9gcVPeAAAQg/IGAIAYlDcAAMSgvAEAIAblDQAAMShvAACIQXkDAEAMyhsAAGJQ3gAAEIPyBgCAGJQ3AADEoLwBACAG5Q0AADEobwAAiEF5AwBADMobAABiUN4AABCD8gYAgBiUNwAAxKC8AQAgBuUNAAAxKG8AAIhBeQMAQAzKGwAAYlDeAAAQg/IGAIAYlDcAAMSgvAEAIAblDQAAMShvAACIQXkDAEAMyhsAAGJQ3gAAEIPyBgCAGJQ3AADEoLwBACAG5Q0AADEobwAAiEF5AwBADMobAABiUN4AABCD8gYAgBiUNwAAxKC8AQAgBuUNAAAxKG8AAIhBeQMAQAzKGwAAYlDeAAAQg/IGAIAYlDcAAMSgvAEAIAblDQAAMShvAACIQXkDAEAMyhsAAGJQ3gAAEIPyBgCAGJQ3AADEoLwBACAG5Q0AADEobwAAiEF5AwBADMobAABiUN4AABCD8gYAgBj+BquDtY05cqNlAAAAAElFTkSuQmCC" alt="" width="746" height="297" /></p>
<p align="JUSTIFY">İşte durum budur. Ne Cemaat-AKP çelişkisi, ne arta kalan ulusalcılar, ne de yabancı istihbarat görevlileri komplo teorileri bütün bu saçmalığı açıklayabilir. Muhtemelen bütün bu söylenenler de gerçekten olmuş olmalı. Ama dediğimiz gibi asıl problem ne yapacağını bilmez bir şekilde bir oraya bir buraya savrulan, savruldukça bir ona bir buna güç veren AKP&#8217;nin zaafı. Bunlar pragmatik bir iktidarın, pragmatizminin sınırları. Ve tabi bu da pragmatist bir iktidara karşı nasıl muhalefet edileceğini gösteriyor. Dediğimiz gibi ilk kayıplarla birlikte, çözüm yolları tartışmaları başlayacaklar. Bu sırada AKP&#8217;nin bütün çelişik noktaları birbirleriyle çelişmeye başlayacak. Daha önce Tayyip Erdoğan&#8217;ın “karizması” sebebiyle işlerin buraya varmadığını düşünenler yanılıyor. Bir kez yenilgi başlayınca, ister masalara atılan yumruklar, ister disiplin soruşturmaları olsun, parçalanmayı durduramayacaktır.</p>
<p align="JUSTIFY">O zaman biz sosyalistler de AKP&#8217;nin pragmatizminin sonuçlarını kullanıp, ona krizler yaşatamaz mıyız? Ülkeye gerçek bir muhalefeti, bu şekilde davranmaya başlayan sosyalistler inşa edemezler mi? Ama bunun için, burjuva bir hükümetten ya da ona karşı ulusalcı muhalefetten umudu kesecek kadar güçlenmemiz gerekiyor. Bunun yolu ise belli. Bu cephelerden, bu taraflardan, demokratik açılımlarla ya da burjuva demokratik muhalefetle göbek bağını kesip, bunlara taraf olarak değil, bunları kullanarak, çalışan sınıfı yeniden bir araya getirmemiz ve demokrasinin sorunlarını onlara çözdürmemiz gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iscinet.org/archives/130/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Chris Harman &#8211; Kaybedilmiş Devrim Almanya 1918-1923 Pencere Yayınları Nisan 2011</title>
		<link>http://www.iscinet.org/archives/120</link>
		<comments>http://www.iscinet.org/archives/120#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2012 20:43:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iscinet.org/?p=120</guid>
		<description><![CDATA[Devrimci bir okuyucunun kitabı ilk okumaya başlarken iki garip durumla karşılaşacağını düşünüyoruz. İlki kitabın isminin çevirisi. Orjinal adı &#8220;Lost Revolution&#8221; yani Kayıp Devrim. Bu ad iki anlama geliyor: Hem yapılan hatalarla 1920lerin başlarındaki yenilmiş bir devrimci süreç olarak Alman devrimini, hem de tarihten silinmiş olmasını işaret ediyor. Oysa Harman tam da o kayıp devrim kaybedildiği<a href="http://www.iscinet.org/archives/120"> <br /><br /> (Read More...)</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Devrimci bir okuyucunun kitabı ilk okumaya başlarken iki garip durumla karşılaşacağını düşünüyoruz. İlki kitabın isminin çevirisi. Orjinal adı &#8220;Lost Revolution&#8221; yani Kayıp Devrim. Bu ad iki anlama geliyor: Hem yapılan hatalarla 1920lerin başlarındaki yenilmiş bir devrimci süreç olarak Alman devrimini, hem de tarihten silinmiş olmasını işaret ediyor. Oysa Harman tam da o kayıp devrim kaybedildiği için SSCB&#8217;nin bürokratik bir diktatörlük haline geldiğini iddia ediyor. Yani Harman&#8217;a göre neredeyse 1917 devrimi kadar önemli bir olay. Bu talihsizlik dışında çeviriyle ilgili dert fazla yok. İkincisi ise kitabın kapağındaki resimle ilgili. Kapakta Liebknecht ve Rosa Luxemburg&#8217;un resimlerini görüyoruz. Oysa her ikisi de 400 sayfalık kitabın 120. sayfasında daha sonra adları o kadar da geçmeyecekleri şekilde öldürülüyorlar. Ve Harman özellikle Liebknecht&#8217;i ve biraz daha kayırarak Rosa&#8217;yı yaptığı hatalar sebebiyle suçluyor. Yani aslında kitap troçkist camianın klasik şemasından hafif de olsa bir sapmayı işaret ediyor.</p>
<p>Türkiye&#8217;de yayına hazırlayanlar sanırız bu durumu farketmemişler. Kitap Türkiye okuyucusuna hayli uzak bir ruh halinde: Sınıfların durumundan, &#8220;kahramanlar&#8221;ın bu durumla paralellik kuramamalarından, stratejik ve taktik hatalardan örülmüş bir tarih yazımı sunuyor. Türkiye&#8217;de ortalama bir devrimci okur olayın neresinde hata yapıldığını bilmek istemekten çok, yapılan kahramanlıklar ve çekilen acılarla ilgilenir. Onun için sınıfın durumu pek de önemli değildir, kahramanların bu duruma rağmen kahramanlık yapmaları daha yeğdir.</p>
<p>Yalnızca bu da değil, kitapta geçen bir çok taktik, Türkiye sol hareketinde kahramanlık olarak yüceltilmiştir. Oysa kitap bu taktiklerin nasıl olup da trajediyle sonlandığını ve neden yanlış olduğunu açıkça ortaya koyuveriyor. Mart Eylemleri örneğini ele alırsak, o eylem biçimiyle Deniz&#8217;lerin Mahir&#8217;lerin öyküleri arasında çok fazla paralellik var. Ve açık ki oradaki öykü de buradaki öyküler de aynı sonla bitiyor. Burada kahramanlık olarak yüceltilen şey kitapta gayet acımasızca eleştiriliyor.</p>
<p>Chris Harman İngiliz Sosyalist İşçi Partisi&#8217;nin teorisyenlerindendi. Kitapta da troçkist olduğunu saklama zorunluluğu hissetmemiş. Bu da ortalama Türkiye devrimci okuru için bir dezavantaj. Bütün bunlara rağmen Türkiye&#8217;de son zamanlarda ortaya çıkan kafa karışıklığına çözümler bulmak isteyen az sayıda eleştirel devrimci okur içinse kitap aslında çok şey veriyor: Taktikler ve sınıfın durumu arasında paralellikler; iş işten geçmeden edinilmesi gereken yetenekler, disiplin ve oluşturulması gereken kurumlar; kritik anlarda yapılan klasik hatalar ve o hatalara karşı panzehir tavsiyeleri vs.</p>
<p>Çok uzun süredir bırakın bir devrimci durumu, yaygın bir işçi hareketini bile görmeyen Türkiye solunun, gelecekte Türkiye&#8217;de bu durumlara hazırlıksız yakalanacağı, ne yapacağını bilmez şekilde sağa sola savrulacağı hemen hemen kesin gibi. Bu sebeple kitap eleştirel devrimci okur için bulunmaz bir nimet aslında. Özellikle en son bölümde Nazilerin nasıl iktidarı aldıklarını anlattığı kısa pasaj, geçmişte yapılan hataların nelere yol açabileceğini çok iyi gösteriyor. Eleştirel devrimci okur, bu türden binlerce örneği Türkiye tarihinden bulabilir. Hiç birisi Naziler kadar dehşet verici değildir. Ama o hataların, burada daha az yapılması sebebiyle değil, Türkiye&#8217;nin 1980&#8242;lere kadar bir köylü toplumu olması sebebiyle. Türkiye asla 1914-1945 arası Almanya&#8217;nın yaşadığı gibi büyük toplumsal krizler yaşamadı. Ama bu yaşamayacak demek değil. Aslında şu anda bu toplumsal krizlerin en büyüklerinden biri gelmek üzere.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iscinet.org/archives/120/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lenin&#8217;den Stalin&#8217;e Rus Devrimi 1917-1929 Edward Hallett Carr</title>
		<link>http://www.iscinet.org/archives/114</link>
		<comments>http://www.iscinet.org/archives/114#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2012 20:29:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iscinet.org/?p=114</guid>
		<description><![CDATA[Kitap hakkında söylenebilecek ilk şey, 1917-1929 arasında Ekim Devriminin başına gelenlerin muhteşem bir özeti olduğu. Carr, kitap boyunca tarih araştırmalarının belalısı birey-durumlar, kitleler-kahramanlar vs. türü karşıtlıkların içinden bunlar beni ilgilendirmez edasıyla geçip gidivermiş. Bir iki yer haricinde bu seçimi okuyucuya bırakmış bile diyemiyoruz. Kitap boyunca adeta böyle karşıtlıklar tarihçiyi ilgilendirmez demiş gibi davranıyor. Bu anlamda<a href="http://www.iscinet.org/archives/114"> <br /><br /> (Read More...)</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kitap hakkında söylenebilecek ilk şey, 1917-1929 arasında Ekim Devriminin başına gelenlerin muhteşem bir özeti olduğu. Carr, kitap boyunca tarih araştırmalarının belalısı birey-durumlar, kitleler-kahramanlar vs. türü karşıtlıkların içinden bunlar beni ilgilendirmez edasıyla geçip gidivermiş. Bir iki yer haricinde bu seçimi okuyucuya bırakmış bile diyemiyoruz. Kitap boyunca adeta böyle karşıtlıklar tarihçiyi ilgilendirmez demiş gibi davranıyor. Bu anlamda olabildiğine objektif bir eser.</p>
<p>“Stalin yerine Lenin ya da Troçki olsaydı, onlar da aynı sorunlarla karşılaşacaktı, benzer tepkileri vermek zorunda kalacaktı” anlamına getirdiği bir bölüm özellikle dikkatimizi çekti. Gerçekten bu sorun sanki ana sorunmuş gibi duruyor. Stalin karşıtı olmanın bu paradoksuna cevap, Nazizm-Stalinizm farkı açısından şu sıralar üç ayrı şekilde veriliyor: Biri, Slovaj Zizek&#8217;in “Nazizmle Stalinizm arasındaki fark, bunların büyük ötekiye -tarihe- verdikleri referansla ayrıştırılabilir. Nazizm lideri bir kurtarıcı olarak görürken, Stalinizmin lideri kendisini tarihin ve kitlelerin dolaysız bir aracı olarak görür.” fikri. İkincisi Alan Bodio&#8217;nun Zizek tarafından da desteklenen “Nazilerin bir “hakikat olayı” yoktur, tüm kahramanlık hikayeleri bir yalan üzerine kuruludur, oysa Stalinizm Ekim Devrimi gibi gerçek bir hakikat olayı geçmişi vardır, dolayısıyla Nazizmle Stalinizm arasındaki asıl fark budur.” düşüncesi. Bir üçüncüsü ise Bürokratik Devlet Kapitalizmi analizi yapan troçkistlerin “Nazizm büyük burjuvaziyle kopmaz bağları olan, başlangıçta küçük burjuvazinin nefretini kullanarak işçi sınıfını ezmiş bir rejimdir. Stalinizm ise işçi sınıfının Ekim Devrimindeki tüm kazanımlarını gaspetmiş bürokrasinin kurduğu, SSCB içinde bir fabrika gibi değer yasasının işlemediği, oysa dünya ölçeğindeki askeri ve endüstriyel rekabet sebebiyle birikim yapmak zorunda kalan kapitalist rejimdir.”</p>
<p>Carr kitabında her üç düşünüş şekline hitap eden olayları sıralasa da, özellikle bu üçüncü ve açıkça çok daha marxist olan düşünceyi destekleyecek argümanları savunuyor. Carr&#8217;a göre Stalin&#8217;in yıllar içinde söylediği ve onu ve çevresini asıl güdüleyen şey, kapitalist dünya tarafından ezilme korkusudur. Dolayısıyla, onlarla rekabet etmek için her şeyi göze almak gerekmektedir. Kapitalizmin değer yasasının, yani kar için üretimin kendisini bile devralmaya hazırlardır bunun için. Yeter ki kendi yönetimleri inmesin. Bu fikrin kendisinin ne kadar yavan, ne kadar bürokratça olduğunu görmek için Türkiye bürokrasisinin reflekslerine bakmak yeterlidir. Refleks aynı refleks, yani bir ulus devletin egemen bürokrasisinin refleksi. Bu şekilde bakılınca Carr&#8217;ın “Stalin yerine Lenin ya da Troçki olsaydı, onlar da aynı sorunlarla karşılaşacaktı, benzer tepkileri vermek zorunda kalacaktı” düşüncesi anlamsız kalıyor. Çünkü bürokrasinin devrim yapmış ama iç savaş tarafından gücü tüketilmiş işçi sınıfına tepkisi olarak görülebilecek, bürokrasinin ideolojisi olarak stalinizm, yalnızca çeşitli sorunlara tepkiler göstererek var olamazdı. Kendi çıkarlarının yarattığı problemleri topluma çözdürebilmek için bürokratik bir diktatörlük kurup, işçi sınıfına ve köylülere Nazilerle karşılaştırılabilecek bir baskı yapmıştı.</p>
<p>Dolayısıyla eğer bürokrasi 1920&#8242;lerde Lenin ve Troçki tarafından yenilseydi, bu tür çıkar problemleri yerine başka sorunlar ortaya çıkacaktı. Bu da Carr&#8217;ın işçi sınıfının egemen olduğu bir rejimin problemleriyle bürokrasinin kendi problemlerini karıştırdığını gösteriyor. Carr&#8217;ın burjuva demokratik fikirlerinin sınırı da tam da bu nokta. Ve tabi ki, benzer şekilde düşünen Türkiye&#8217;deki stalinistlerimizin, anarşistlerimizin sınırları da burası&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iscinet.org/archives/114/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapitalizmi devirecek odak nerelerde kaldı?</title>
		<link>http://www.iscinet.org/archives/95</link>
		<comments>http://www.iscinet.org/archives/95#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2012 18:04:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iscinet.org/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[Asıl sorunumuz bu. Ekonomik krizler birbiri ardına patlıyor. Fransa&#8217;da göçmenler, İngiltere&#8217;de yoksullar, Türkiye&#8217;de Kürtler, Yunanistan&#8217;da ve Mısır&#8217;da herkes. Neredeyse tüm dünyada bir şeyler oluyor. Ama o bir şeyler sosyalistlerin düşündükleri şeye dönüşmüyor. Dönüşme emaresi bile göstermiyor. Latin Amerika&#8217;nın Kaddafi&#8217;si Chavez&#8217;den sosyalizm bekleyenlerin hayal kırıklığına uğraması normal. Ama işçi sınıfı içinde çalışan sosyalistlerin de bu durumdan<a href="http://www.iscinet.org/archives/95"> <br /><br /> (Read More...)</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY">Asıl sorunumuz bu. Ekonomik krizler birbiri ardına patlıyor. Fransa&#8217;da göçmenler, İngiltere&#8217;de yoksullar, Türkiye&#8217;de Kürtler, Yunanistan&#8217;da ve Mısır&#8217;da herkes. Neredeyse tüm dünyada bir şeyler oluyor. Ama o bir şeyler sosyalistlerin düşündükleri şeye dönüşmüyor. Dönüşme emaresi bile göstermiyor. Latin Amerika&#8217;nın Kaddafi&#8217;si Chavez&#8217;den sosyalizm bekleyenlerin hayal kırıklığına uğraması normal. Ama işçi sınıfı içinde çalışan sosyalistlerin de bu durumdan etkilendikleri ve olanlara karşı yalnızca imanlarını pek tutmaya çalıştıkları da bir gerçek. Peki o halde nerede bu işçi sınıfı?</p>
<p align="JUSTIFY">Kapitalistlerin ideolojik saldırılarını bahane etmek kolay. &#8220;Neo-liberal saldırı&#8221;, &#8220;reel sosyalizmlerin yıkılışı&#8221;, &#8220;ideolojik gerileyiş&#8221; vs. Bunları biliyoruz. Sorun şu ki, bu tür saldırılar hep gelecek. Zenginler her zaman devleti tepemizdeki yumruk gibi kullanacaklar ama bu yetmiyor. Biz çalışanları düşüncelerle de oyalamak zorundalar. Varolan ayrımları kışkırtmak, var olmayanları yaratmak, bizleri Türk-Kürt, göçmen-yerli, vasıflı-vasıfsız olarak ayrı ayrı karşılarına almaları gerekiyor. Yoksa hepimizle aynı anda başedemezler. Ama dediğimiz gibi, bunlar hep olacak şeyler. Peki kazanmak isteyen sosyalistler ne yapmalı?</p>
<p align="JUSTIFY">Sokak gösterileri yetersiz. Polisin gazını yiyince bir de üstümüze panzerler sürülünce dağılıyoruz zaten. Sokak gösterileri gerçek gücü göstermiyor. Fiziki şiddetin gücünü gösteriyor. Adamlar da bizden daha örgütlü, daha kendine güvenli. Dahası bir gösteride polisi püslürtseniz, sizi kameralardan görüp olay sonrası tek tek alıveriyorlar. Sokak gösterileri bizim kendi kendimize yaptığımız propagandadan öte hiç bir şey vermiyor. Peki bu gücü durmadan kullanan, inatçı, sinsi ve kendisini bulunmaz nimet sanan bir iktidar, nasıl dize getirilir? Belli ki, sokak gösterileriyle değil.</p>
<p align="JUSTIFY">Tabi ki, gerçek gücümüzü kullanarak. Yani grevden iş yavaşlatmaya kadar iktidarı ve zenginleri kötü duruma düşürecek herşeyi kullanarak. Ama gerçekçi olmak gerekirse, çalışanlar şu anda pert durumda. Ya işsizlikten korkuyor, ya AKP&#8217;nin ülkeyi iyi idare ettiğini düşünüyor, ya Kürtlerin olay çıkarttığından yakınıyor.</p>
<p align="JUSTIFY">Çoğunluk açısından günde 10-12 saatini geçirdikleri iş yerinin bir önemi yok. Başka her şeyin önemi var; Fenerbahçe&#8217;nin önemi var, Kürt olup olmamanın önemi var, namaz kılıp kılmamanın önemi var, AKP&#8217;li olup olmamanın önemi var, Darendeli ya da Trakyalı olup olmamanın önemi var. Bir tek hayatlarını kazandıkları iş yerlerinde aynı tip patronların, aynı tip usta başlarının, aynı tip müdürlerin altında çalışmanın önemi yok. Bu da demektir ki, aslında çalışanlar, yani geçinmek için parasını emek gücünü patronlara satanlar, yanında çalışanla, yan fabrikadakilerle ya da plazadaki tiplerle aynı şey olduklarını düşünmüyorlar. Yani millet, din, memleket vesaire hayatını nasıl kazandığından daha önemli.</p>
<p align="JUSTIFY">O halde çalışanlar içindeki sosyalistlerin yapmaları gereken şey, çalışanların çalışan olduklarını yeniden su yüzüne çıkartmak. Çalışanlar, işçiler, memurlar, mühendisler çalışan olduklarının, toplumda aynı tarafta olduklarının farkında değiller. Ortak çıkarları olduğunun, birlikte hareket etmek gerektiğinin farkında değiller.</p>
<p align="JUSTIFY">Bu durumda sosyalistler ne yapmalı? Çok basit aslında, işçi sınıfını yeniden sınıf haline getirmeliler. Yani iş yerlerinde politika yapmalılar. AKP&#8217;ye muhalefetse muhalefet de, sosyalist politikaysa politika da buradan geçiyor. Hangi eylem, iş yerinde bir islamcıyı dinin insanları böldüğünü, asıl problemin çalışan olmak olduğuna ikna etmek kadar önemli olabilir ki?</p>
<p align="JUSTIFY">O halde baştaki sorumuzu cevaplandıralım: Bu odak çalışan sınıfın içindeki mücadele etmek isteyen sosyalistlerdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iscinet.org/archives/95/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

