anasayfa makaleler güncel makaleler Bitmeyen öykü: Kürt sorunu ne zaman çözülür?
Bitmeyen öykü: Kürt sorunu ne zaman çözülür? Yazdır e-Posta
Pazar, 01 Kasım 2009 23:30

“Çözüm” kelimesinin anlamı nedir? PKK’nin bitip, daha fazla insanın ölmemesi mi? Yoksa bu sorunun Türkiye’deki siyaset açısından tamamen ortadan kalkması mı? AKP ve genel devlet konsensüsü ilkinin “çözüm” olduğunu düşünüyor. Bu anlamda AKP kendine göre 2-3 yıl öncesinde bile düşünülemeyecek kadar büyük mesafe kat etti. Biliyoruz ki, ABD ile uyumlu olamayan hiçbir hükümet Türkiye’nin başında uzun süre duramaz. ABD’nin bölgedeki stratejisi yıllardır zaten bu sorunu bir şekilde “çözerek” ilerlemekti. “PKK’yi zayıflat, Kürtlere minimum haklarını, üstelik her an geri alabilecek şekilde ver, itiraz edenleri teröristlikle suçla ama gürültüsüzce hallet.” AKP bu politikayla tam uyumlu hale geldi ve “Kürt açılımı” başladı.

Ölümlerin bitmesi Kürt sorununun bitmesi anlamına gelmeyecektir. Gerçekten bu girilen yol çatışmaları bitirebilir mi? Bir ihtimal evet. Kısmi hakları verilmiş ve parlamentoda temsilcilerinin yer aldığı ezik bir Kürt halkı, sürgüne yollanmış bir PKK, zayıflatılmış bir DTP ve zamanla ortamın daha da demokratikleşebileceğine ilişkin umutlar. İspanya da İngiltere de sorunlarını bu yöntemle çözmeye çalışıyor.

 
 

Ama bu ülke, Maraş katliamlarını da görmüş bir ülke. Yani ölümler durdu, artık çatışma yok dediğiniz anda, bir de bakarsınız, örneğin Mersin’den her zamanki gibi “kızlara laf atma” sonucunda çıkan kavgada Kürt mahallelerine saldırı oluvermiş. Dahası devlet korucu aşiretlerin elinden silahı aldığı anda olacakları siz düşünün. Yani en iyi ihtimalde dahi, ölümler bir çırpıda durdurulamaz. Ölümlerin bir çırpıda durabilmesi için, katillerin yargılanması gerekir; yani 1980 darbecilerinin, yani 1990’larda kirli savaş konseptini yaratanların, Çiller’lerin, Ağar’ların, ellerinde silahla devlet benim diyen eşkıyaların. Ayrıca, milliyetçilikleriyle toplumu param parça eden güçlerin, mafyaya adam yetiştiren MHP’nin, BBP’nin kapatılması gerekir. AKP bunları yapmayı göze alabilir mi? Bırakın göze almayı, aklından bile geçirebilir mi? Tabi ki hayır.

Peki, biz, sosyalistler ne diyoruz? Terörle mücadele yasaları tamamen kalksın. Terörle mücadele adı altında işkence yapanlar, faili meçhullerin gerçek failleri bulunsun ve cezalandırılsın. “Bölücülük” suç olmaktan çıkarılsın. Irkçılık suç haline getirilsin. MHP ve BBP kapatılsın. Irkçılık harici politik tutuklulara genel af.

Yani şunu söylüyoruz: Asıl problem Türk milliyetçiliğidir. Türk milliyetçiliği geri bastırılmadan oluşturulacak hiçbir konsensüsün, hiçbir anlaşmanın, hiçbir “iyi niyetli” girişimin garantisi yoktur.

Bu işin arkasında, Ermenilerin ya da Amerika’nın falan olduğunu sananlar hala var mı? Hayır, bu işin arkasında egemenliklerini devam ettirmek isteyen iktidar sahipleri var. Zenginler var. Diğerleri ise bugüne kadar Türk milliyetçiliğine verdikleri destek sayesinde zenginlerin zenginliklerine zenginlik kattılar.

Kürt sorunu, Türk işçileri Türk milliyetçiliğine karşı tavır aldıkları zaman çözülür. Bir ülkede ne zaman milliyetçiler hâkim olur, ne zaman ortam şovenleşir, o zaman işçiler daha az ücretlerle çalışmak zorunda kalırlar. Kürtler ezildiği sürece, onları daha düşük ücretlerle çalıştırmak mümkün olduğu sürece, Türk işçilerin de aldıkları ücretler düşük kalacaktır. Aynı devlet onları da rahat rahat ezecektir. Türk ve Kürt olarak bölünmüş bir işçi sınıfı da, zenginlerin egemenliğine yağ sürmek demektir.

 
 
Reklam